Her Şeyin Anormalleştiği Bir Ülkede, Normal Bir Şey Bekleyemezsiniz!
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ahmet TALİMCİLER Her Şeyin Anormalleştiği Bir Ülkede, Normal Bir Şey Bekleyemezsiniz!

Her Şeyin Anormalleştiği Bir Ülkede, Normal Bir Şey Bekleyemezsiniz!

12q2w23e34fr4r5

Ahmet Talimciler- 8 Mayıs 2026  Normal ve anormal meselesini bizim kadar çekiştirmek suretiyle her şeyi birbirine karıştıran pek az ülke vardır.

Kafa karışıklığı arttıkça yaşadıklarımıza dair tuhaflıklar silsilesi de karmaşıklaşmaya devam ediyor. Ülkede gün geçmiyor ki bu kadar da olmaz dedirtecek tuhaflıklar yaşanmasın. Son bir hafta içerisinde olup bitenlere şöyle bir göz attığınızda, gündemin neden bu kadar çabuk bir şekilde ortadan kalkmakta olduğunu daha iyi anlamaya başlıyorsunuz çünkü başka bir şansımız yok! Bir başka ifadeyle olanları bir an önce unutmamız ve yeni tuhaflıklara yelken açmamız gerekiyor. Önce yıllarca tabu haline dönüştürülen ve iktidarın resmî tatil haline dönüştürdüğü 1 Mayıs tarihinde yaşananlar ile başlayalım. Her yıl aynı tarihte benzer görüntüleri vermekten imtina etmeyen bir anlayışımız var. Önce hangi güzergahların kullanılamayacağı duyuruluyor ardından da oradan geçmeye çalışanlara dönük son derece sert ve bir o kadar da olmayacak denilen görüntülüler ortaya çıkıveriyor. Bu sefer kameralara takılan üç görüntü yürek burkucuydu. Umur Talu son yazısında her üçünü de ortaya koydu. Ters kelepçeli teyze, önünden giden kadının saçlarına yapışan kadın polis ile yakın mesafeden doğrudan genç kızın yüzüne biber gazı sıkan polis görüntüsü. Günün anlam ve öneminin yerini belirli yerleri kontrol etme üzerinden yürüyen bir anlayış esir almış vaziyette ve bu durumu değiştirmediğimiz sürece resmî tatil yapılmış olmasının herhangi bir anlamının olamayacağını hala kavrayabilmiş değiliz!

 

Cumartesi günü süper lige yükselme karşılaşmaları sona erdi ve akabinde büyük bir tartışmanın da fitili ateşlenmiş oldu. Amedspor’un lige yükselen ikinci takım olması sonrasında süper lige hoş geldin mesajı yayınlayan Beşiktaş (564.740), Fenerbahçe (610.300) ve Galatasaray (289.510) takipçisini kaybetti. Bir anda tartışma bambaşka bir anlam içerisine sokulmak suretiyle futbol sahaları üzerinden bölücülük ve ırkçılık tartışmaları başladı. Hoş geldin mesajları yayınlayan bazı kulüpler bu mesajları, taraftarlarından gelen tepkiler sonrasında kaldırdıklarını kamuoyuna açıklamak zorunda kaldılar. Bir zamanlar böyle bir takım ve yer isminin kabul edilemeyeceğini belirtmiş olan siyasi parti temsilcileri, bu başarı sonrasında tam aksi yönde beyanat vermek suretiyle rahmetli Süleyman Demirel’in ‘Dün dündür bugün de bugündür’ sözünü bir kez daha yâd etmiş oldular. Fakat işin asıl ilgi çekici boyutu bu ülkede her defasında futbola siyaset bulaştırılmamalıdır diyenlerin sayesinde bu ülkenin futbolunun en az futbol olarak kalmaya devam ediyor olmasıdır. Yani bu ülkede futbol demek siyaset demektir. Ama her nedense ülkenin içerisinde olan bitenler konusunda bu kadar hassas olan taraftarların, takımların ve futbol yönetimlerinin konu İsrail’in yapıp ettiklerine geldiğinde seslerini çok daha cılız bir şekilde çıkartmak durumunda kalmalarıdır. Ya da bir İrlanda kadar olamadıklarıdır. İrlanda 4 Ekim tarihinde Dublin’de İsrail ile oynayacağı maç için hazırladığı videonun sonunda ‘İsrail ile oynamak soykırımı desteklemek’ diyecek kadar net bir duruş sergilerken bu duruşun hiçbir Müslüman ülke tarafından sergilenmiyor oluşudur. Futbol üzerinden değerlerin nasıl savunulabileceğini görmek isteyenler için linki bırakıyorum.

 

Bir diğer tartışma konumuz ise Bosch firmasının Anneler Günü için hazırlamış olduğu reklam filmiydi. RTÜK söz konusu reklam ile ilgili olarak inceleme başlattı ve yine bu konu iktidar temsilcileri tarafından son derece ilginç bir biçimde ele alınıverdi. Bir reklam filmi üzerinden ailenin kutsiyeti tartışması ve çocuk meselesi yeniden alevlendi. AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta bu konu ile ilgili olarak şu sözleri söyledi; "2026-2035 dönemini 'Aile ve Nüfus On Yılı' olarak belirlemiştik. Tüm dünyada genç nüfus sorunu en önemli sorunlardan biri olarak ortaya çıkmaya başlamışken vizyon belgemizle insanla başlayan, aileyle köklenen, nesillerle büyüyen, nüfusla güçlenen, istikbale yürüyen Türkiye vizyonunun yol haritasını da belirlemiş bulunuyoruz. Ne tesadüftür ki tam da bu vizyon belgesinin açıklandığı güne denk gelen bir zamanlamayla Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın da ifade ettiği gibi çocuğu aileye, nüfusu ülkeye yük gören anlayış iflas ettiği yerden tekrar başını çıkarttı ve bir reklam üzerinden tam bir anne hikayesi diye aile ve çocuk kavramının içini boşaltma alt metnini servis ettiler. Açıkça ifade etmek isterim ki annelik gibi derin ve kutsal bir değeri, çocuk gibi ailenin temel bir direği olan kavramı müflis ideolojilerine alet eden anlayışı kınıyorum".

 

 

Bir reklam üzerinden aile ve çocuk kavramının içini boşaltma alt metninin servis edilmesi beyanının son derece ilgi çekici olduğunu ancak bir o kadar da savunulduğu düşünülen değerlerin tam aksi bir durumu ortaya koyduğunu belirtmek durumundayım.

Çocuk yapma ve aile kurumu üzerinde tartışmayı gündeme almak başka bir şeydir bunun karşısında hazırlanan bir reklam filmi üzerinden komplo teorileri aramak bambaşka bir duruma karşılık gelir. Bir tarafta dünyanın pek çok ülkesinde evde beslenen hayvanların aile ferdi sayılması gibi bir durum söz konusu iken diğer tarafta bir iktidar milletvekilinin sözleri ile ‘adı köpektir. İt’tir. ‘Can dost’ değildir.  ‘Patili dost değildir’…Köpeğin yiyeceğinin ‘mama’ olduğunu ezberleterek: ‘Köpek ve bebek eşittir’ algısını bu millete yutturmak istemektedirler diyerek açıklama yapmanın konulan hedefle değil hayvanseverlikle yakından ilişkisi vardır. Her iki açıklamada da yerli yerine oturmayan ve ülkemizde yaşanan nüfus tartışmasına yanıt vermekten son derece uzak olan bir anlayış söz konusudur. Üstelik bu bakış açısının hayvanseverlikle ne kadar ilintili olduğu meselesini ise sokak hayvanlarının itlafı tartışmaları sürerken ortaya çıkan gelişmelerin neler olduğunu unutmamamız gerektiğini belirtmek suretiyle takdirlerinize bırakıyorum. Ancak doğum hızının düşmesi hususunda sadece ekonomik gerekçelere bağlamanın sığ olduğunu beyan eden sayın Şahin Usta’nın sözlerindeki ekonomi vurgusunu ise çok daha farklı bir şekilde tartışmamız gerektiğine inanıyorum. Bu noktada ekonomi ile yürüyen sosyoekonomik gelişmişlik düzeyi tartışması için örnek verdiği gelişmiş ailelerdeki çocuk sayısının düşme nedeninin ekonomi olmadığı vurgusunun daha en baştan sınıfta kaldığını kendisine hatırlatmak isterim. Tüm dünyada zenginler değil yoksullar daha fazla çocuk yaparlar. Bu durumun ülkemizde yoksul kesimler için bile tersine dönme eğilimi içerisine girmesinin ardında ekonominin olmadığını beyan etmenin kendisi sığ bir yaklaşımdır.  Bu yaklaşım var olan durumun arka planındaki temel saik olan ekonomik alt yapıyı sanki yokmuş gibi göstermek isterken bile gerçeği fazlasıyla ele vermektedir.

Ülkede gerçek anlamda bir muhalefet olsaydı bu açıklamaların ardından nalıncı keseri ifadelerini kullanmak yerine son yirmi beş yıl içerisinde farklı dönemler üzerinden çocuk doğurma oranları ile ele geçen ücret arasındaki ilişki üzerinden net rakamlarla var olan durumu ortaya koyma yoluna giderdi. Daha önceki yazılarımda da belirtmiş olduğum gibi bu ülkenin asıl sorunu iktidar olmaya bir türlü karar veremeyen ve politikalar üretmek yerine iktidarın dümen suyundan çıkamayan muhalefet partileridir. Normallik ve anormallik meselesinin arkasında ülkenin siyaset yapısının da fazlasıyla etkisinin olduğunu göz ardı etmemeliyiz. Aileye ilişkin on yıllık bir süreç üzerinden konuşacaksak aile denilen kurumun konuşmaya başladığımız her yerde aynı zamanda siyaset denilen kurumun yaptıkları kadar yapamadıklarını da konuşmak durumundayız ki tam bu noktada rakamların gösterdiğinin ötesinde hissedilen derin yoksulluğun yansımaları her geçen yıl biraz daha fazla moral bozmaktadır. Sayın iktidar vekillerinin kendi partilerini destekleyen ailelerin çocuklarına da kaç çocuk yapmayı arzu ettiklerini ve ne zaman evlenmeyi düşündüklerini sormalarının tam sırasıdır. Çünkü işlerin düşündükleri gibi gitmediğini belki o zaman daha iyi kavrayacaklardır. Belirsizliğin her geçen gün biraz daha büyüdüğü ve gençlerin gelecek kaygılarını arttırdığı bir ülkede, evlilik planları yapmak kadar çocuk dünyaya getirmek hatta iktidarın yıllardır vurguladığı gibi üç çocuk yapmak, söylendiği kadar kolay bir durum olmayacaktır. Burada evlilik kredileri vermek, çocuk doğurma için birtakım ödül mekanizmaları geliştirmek de yeterli değildir. Barınma, beslenme ve hayatını idame ettirme ile başlayan sürecin devamında dünyaya getirilen çocuğun masraflarının karşılanması hadisesini de göz ardı edemezsiniz ki bunların hepsi sayın grup başkanvekilinin sığ olarak yaklaştığı ekonomi ile yakından ilintilidir.

Aile ve çocuk tartışmasının bizim ülkemize özgü olmadığını hatta bu konuda dünyanın gelişmiş ülkelerinde de çok sayıda araştırma yapıldığını ve son derece farklı kavramların sosyal bilimler alanında tartışmaya sunulduğunu söylemeliyiz. Amy Blackstone’un Gönüllü Çocuksuzluk isimli çalışmasında (2023): Bazı gönüllü çocuksuz insanların geleneksel bakımdan ‘normal’ bir aile kurmanın ilk adımı kabul edilen evlilik çatısı altına irse de bir sonraki adımı, yani çocuk yetiştirmeyi tercih etmemeleri en azından bazı insanlar için aileden sayılmamaları demektir.(s.152) Yine aynı çalışma içerisindeki şu satırlar tam da reklam filmindeki meseleyi başka bir açıdan da görmemiz gerektiğini belirtir cinsten; Sosyolog Jessica Gerenebaum hem pek çok gönüllü çocuksuzun hem de çocukları büyüyüp yuvadan uçan insanın kendisini ‘tüylü bebekler’in ebeveyni olarak tanımladığını keşfetti.(s.166)

İnsanlarımızı kalıplara sokmak suretiyle kendi istediğimiz gibi düşünüp davranmalarını ve bizim gibi olmalarını talep etmeyi sürdürüyoruz. Öte yandan içinden geçmekte olduğumuz süreç içerisinde bu durumun geçmişte olduğu kadar kolay olmadığı gerçeğini ise yine kavrayamıyor ve dayatmalarla olup biteni zorla kabul ettirmek suretiyle var olan durumu halledebileceğimizi zannediyoruz. Sayın iktidar mensupları ve tüm siyasi parti temsilcileri toplumlar canlı organizmalardır ve bu yapıları kendi istediğiniz gibi eğip bükemezsiniz. Büktüğünüzü zannettiğiniz her aşamada da hiç beklemediğiniz durumlar sizi karşılayıverir. Normalin ve anormalin sınırlarında bu kadar çok dolaşılan bir ülkede başta huzur olmak üzere pek çok kavram dönüşüme uğrar ve beklenilenin ötesinde sonuçlar tüm toplumu etkisi altında bırakıverir.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  17  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Prof. Dr. Ahmet Talimciler Perşembe, 25 Kasım 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 839 konuk çevrimiçi

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58462937

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1