Premier League’de Sessiz Devrim: Premier Lig'de 3B Modeli Brentford, Brighton ve Bournemouth
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Alp Ulagay Premier League’de Sessiz Devrim: Premier Lig'de 3B Modeli Brentford, Brighton ve Bournemouth

Premier League’de Sessiz Devrim: Premier Lig'de 3B Modeli Brentford, Brighton ve Bournemouth

5Mart202 AU

Alp Ulagay-5 Mart 2026 İngiliz futbolunun dev bütçelerle şekillenen rekabetçi yapısı içinde zaman zaman farklı bir hikâye öne çıkar: aklın, verinin ve doğru yönetimin paranın gücüne meydan okuduğu hikâyeler…

Son yıllarda Premier League’de bu tür bir başarı öyküsünü temsil eden üç kulüp dikkat çekiyor: Brentford FC, Brighton & Hove Albion FC ve AFC Bournemouth. Ligin “3B’si” olarak anılan bu kulüpler, sınırlı bütçelerine rağmen doğru oyuncu seçimi, güçlü veri analitiği ve disiplinli finans yönetimi sayesinde hem sahada rekabetçi kalmayı hem de oyuncu satışlarından önemli gelirler elde etmeyi başarıyor. Bu üçlü içinde özellikle Brentford, bilimsel veri analizi ve rasyonel yönetim anlayışıyla modern futbol ekonomisinin en dikkat çekici laboratuvarlarından biri hâline gelmiş durumda. İngiliz gazeteci Alex Duff, bu dikkat çekici yükselişin arkasındaki matematiği ve kulübün dönüşüm hikâyesini Smart Money adlı kitabında ayrıntılarıyla ele alıyor. İşte yazarlarımızdan Alp Ulagay’ın gerçekleştirdiği bu keyifli röportaj, küçük bir Londra kulübünün veri, sabır ve akıl sayesinde nasıl büyük bir futbol hikâyesine dönüştüğünü anlamaya çalışıyor.

 

Alex Duff’a göre bu 3 kulüp kupa bile kazanabilir.

 

İngiltere Premier Lig’de son yıllarda bütçesinin üzerinde başarı elde eden üç takım var. Bunlar aslında ligin 3 ‘B’leri: Brentford, Brighton ve Bournemouth. Bu üç takım ligde orta sıralara oynuyor, buldukları oyuncuları büyük takımlara satıp para da kazanıyor. Bunlardan belki en mütevazısı olan Brentford özellikle sağlam bir veri analizi sistemiyle yıllardır daha güçlü takımlara kök söktürüyor. Bu sezon da Premier League’de yedinci sıradalar ve Şampiyonlar Ligi olmasa bile diğer iki Avrupa kupasından birine vize almaları büyük ihtimal. Brentford’ın bu yükselişinin sırrını ‘Smart Money’ kitabında anlatan İngiliz gazeteci Alex Duff ile konuştuk…

Brentford'ın hikâyesini biraz biliyorum, ama okurlarımız için Brentford'ın İngiliz futbolundaki ve Londra futbolundaki konumunu kısaca özetleyebilir misiniz?

- Brentford kulübünün 135 yıllık tarihinin en parlak dönemi 1930'lardaydı, yani İkinci Dünya Savaşı'ndan önce. Bölge, kısmen Londra'dan çıkan Great West Road adlı yol nedeniyle oldukça önemliydi. Bu yolda birçok fabrika vardı: Bazıları Amerikan, bazıları Fransız şirketleriydi, ama çoğunlukla İngiliz şirketleriydi. Oralarda çalışan birçok işçi, cumartesi günleri işlerini bitirdikten sonra futbol maçlarını izlemek için Brentford'a giderdi. O zamanlar Arsenal ve Chelsea büyük kulüplerdi. Ancak 1930'larda Brentford'ın da Londra'nın üç büyük kulübünden biri olduğunu söylemek doğru olur. Kısmen çok sayıda taraftarları olduğu ve iyi de bir yönetimleri olduğu için, sanırım 1930'larda en üst ligde 5. veya 6. sıraya kadar yükselmişlerdi. Ancak savaştan sonra bu gidişatı sürdüremediler. Bir nevi yollarını kaybettiler ve oldukça hızlı bir şekilde alt liglere gerilediler. Birinci ligden dördüncü lige kadar düştüler. Bahsettiğim gibi, Great West Road stadyumu artık eskisi kadar önemli değildi. Bu nedenle taraftar kitlesi eskisi kadar önemli değildi. Londra'daki diğer kulüpler, örneğin Tottenham, West Ham, Crystal Palace gibi kulüpler profillerini yükseltirken, Brentford 21. yüzyılın başına kadar Londra'nın küçük kulüplerinden biri olarak kaldı.

Batı Londra’da mütevazı bir kulüp olan Brentford belki de 70 yıldan fazla bir süredir şu anki seviyesine yaklaşamamıştı bile. Ne oldu da son 10 yılda yükselişe geçti Brentford?

- 1950'ler ile 2010’lar arasında Brentford çok küçük bir kulüptü. En üst lige dönmeden önce, uzun bir süre, yani 74 yıl boyunca alt liglerde kaldılar. Babam beni 1978'de yedi yaşımdan itibaren onları izlemeye götürdü. Ve gerçekten de yeterli paraları yoktu, Matthew Benham adında bir adam devreye girene kadar zar zor geçinebiliyorlardı. Benham, çocukluğundan beri Brentford taraftarıydı ve 2010 civarında, kulübün durumunu iyileştirmek için işe dahil olmaya karar verdi.

Brentford, Matthew Benham'ın çocukluk kulübüydü. Mesela Brighton’un sahibi Tony Bloom için de aynı durum geçerli. Nasıl bu futbol işine girdiler?

- Bloom'un büyükbabası Brighton'ın başkanıydı, yani kulüple ailevi bir bağlantısı vardı. Bu sebeple 2000’lerin başında Brighton'a biraz para yatırmaya ve futbol analizinden edindiği uzmanlığını takımı geliştirmek için kullanmaya karar verdi. Yani sadece parasıyla değil, aynı zamanda takımın performansını artırmak için değerli olabileceğini düşündüğü bu uzmanlığıyla da geldi. Bir dönem Bloom ile çalışan Benham, onunla arası bozulunca kendi bahis konsorsiyumunu kurmuştu. Benham'ın ise futbolla hiçbir ilgisi yoktu. Ailesinin de futbolla bir bağı yoktu. Ama hep bir taraftar olarak kalmıştı. Kulübün mali sıkıntıda olduğunu gördü. Brentford'a destek olmak ve iflas etmelerini önlemek için borç verdi onlara. Ve sonunda, kulübün nasıl yönetildiğine dair belirli bir içgörüye sahip oldu. Yavaş yavaş “Tamam, bu kulübü sadece nasıl ayakta tutabiliriz? Nasıl daha verimli hale getirebiliriz?” sorularını sormaya başladı. Onun sıkça kullandığı terim ‘verimsizlik’tir. Futboldaki verimsizlikler arasında teknik direktörün çok fazla kontrol sahibi olması, maçlarda kararların temel performanstan ziyade sonuçlara göre alınması da var mesela. Tüm bu verimsizlikleri belirlemeye ve yenilikçi yollar aramaya başladı.

Bloom ve Benham gibi iki eski matematik ve fen bilimleri mezununun, İngiliz futbolunda futbol analitiğinin kullanımında öncü olmasını nasıl açıklarsınız?

- Bence bu, ikisinin meslekleriyle ve işleriyle ilgili. Yaklaşık 20 yıl önce profesyonel kumarbaz olarak başladılar. Profesyonel kumarbaz olarak işleri, takımları form durumuna göre değerlendirmeye çalışmaktı. Bir takımı değerlendirirken hesaba katmanız gereken birçok farklı parametre vardı. Bunları araştırmaya başladılar. Ve takımların güçlü yönlerini ölçmeye başladılar. Takımların performansını ölçmek için matematiksel modeller oluşturdular. Topladıkları tüm bu verileri kullanarak takımların güçlü yönlerini ve örneğin hafta sonu maçlarında sonuçların ne olabileceğini belirlemeye çalıştılar.

Benham, 2004’te bahis konsorsiyumu Smartodds'ı kurdu. Şirketin Brentford'ın transfer ve oyun tarzı üzerinde bir etkisi var mı?

- Evet, hâlâ bir danışmanlık şirketi olarak yardım ediyorlar. Smartodds ile futbol kulübü arasında kesin bir bilgi ve fikir alışverişi var. Futbol kulübü son 15 yılda muazzam bir şekilde büyüdü, bu yüzden şu anda Brentford'da birçok veri analizi uzmanı da dahil olmak üzere 300 veya 400 personel var. Yani kendi bünyelerinde bir veri analiz ekibine sahipler. Bu bilgi ağının başında bulunan kişi ise Brentford'ın sportif direktörü Phil Giles. Kendisi daha önce Smartodds'ta çalışmış ve baş analizci pozisyonunda bulunmuştu. Verileri ve bilgileri teknik ekibe aktaran ve performanslarını nasıl iyileştirebilecekleri konusunda onlara fikirler veren kişi de o.

Matthew Benham'a geri döneceğim, ancak İngiliz futboluna akan tüm paraya rağmen, kulüplerin modern bir yapıyı ve ayrıca bilim ve analitiği benimsemekte nispeten geç kaldığını düşünüyorum. Neden geride kaldılar?

- Bence bunun temel nedeni, futbola dışarıdan kimsenin gelmemesiydi. Yani antrenörler geleneksel olarak eski oyunculardı ve her zaman yapılan şeylerin dışında pek fazla uzmanlıkları yoktu. Sadece, “Oyuncuyken bunu yaptım. Bu modeli kopyalamalıyız çünkü bu hep işe yaradı” dediler. Yani yenilik aramak yerine geçmişte olanlara baktılar. Ve futbolda oldukça hayal gücünden yoksun bir döngü vardı: Oyuncu emekli olur, antrenörlüğe geçer ve bu döngü devam ederdi. Oyuncu, oyuncuyken edindiği deneyimini antrenör olmak için kullanırdı.  Örneğin, futbolun dışından bir başkan fikirler önerdiğinde, oldukça olumsuz bir tepki olurdu ve “Futbol oyununu bilmiyorsunuz, bu yüzden uzak durun” derlerdi. Bu yüzden yeni fikirler futbola giremezdi. Kısmen de yöneticiler pozisyonlarını korumak istedikleri için müdahale istemezlerdi. Bu yüzden futbol uzun yıllar bu fanusun içinde kaldı.

İngiltere'de Liverpool, Manchester United ya da İspanya’da Barcelona, ​​Real Madrid gibi büyük kulüpler var için yenilikçi yöntemler benimsemek daha zor. Her hafta kazanmak, başarıya ulaşmak için sürekli bir baskı var. Küçük kulüpler için yenilikleri benimsemek daha mı kolay?

- Evet, kesinlikle. Dediğiniz gibi taraftarlar çok daha sabırsız. Mesela Brentford'daki Thomas Frank ilk on maçın sekizini kaybetmişti. Yine de görevinde kalmayı başardı ve daha sonra büyük başarılar elde etti. Kulübü Premier Lig'e çıkardı. Şimdi Tottenham'da, göreve başlayalı sadece altı ay oldu ve takım birkaç maç kaybettiği, özellikle iyi performans göstermediği için şimdiden çok yoğun bir baskı altında. Yani taraftarların veya yöneticilerin antrenörlere karşı hiç sabrı yok. Her şey hemen veya üç ay içinde ya da altı ay içinde gerçekleşmeli. Oysa taraftarların o kadar ses çıkarmadığı veya yüksek standartlara sahip olmadığı küçük kulüplerde bu yoğun baskının olmaması bir avantaj. Bu kulüplerde sadece antrenörler değil, işler kötü gittiğinde oyuncular da performanslarını biraz etkileyebilecek o yoğun stres ve baskı altında kalmıyor.

Brentford’ın sahibi olmasına rağmen, Benham kulüp içinde bile yenilikleri kabul ettirmekte zorlanmış anladığım kadarıyla. Teknik direktörünü Warburton olayını kulüp ve takım yönetimi için bir dönüm noktası olarak görüyor musunuz?

- Bu önemli bir dönüm noktası. Teknik direktör Mark Warburton da futbolun dışından geliyordu. Daha önce Londra’da döviz trader’ı olarak çalışmıştı. Bu yüzden tipik bir futbol antrenörü değildi. Ancak yardımcı antrenörü ve sanırım sportif direktörü de eski usul futbol adamlarıydı. Neyse, bahsettiğiniz gibi, bu olay Matthew Benham'ın duran top antrenörü getirmeyi önermesiyle yaşandı. Bu o zamanlar İngiliz futbolunda tamamen yeni bir şeydi. Warburton, muhtemelen meslektaşlarıyla konuştu ve “Güzel fikir, ama bu bizim için gerçekten öncelikli değil. Bunu daha sonra ele alacağız” dedi ve Benham'ın fikrini reddetti. Bence Benham'ın hoşuna gitmeyen şey, bu konuda gerçek bir tartışma bile olmamasıydı. Temelde Benham'a, “Buna karışma. İyi yaptığımız işi yapmaya devam edeceğiz” demişlerdi. O zamanlar gerçekten iyi gidiyorlardı ve Championship’ten yükselmek için çabalıyorlardı. Bu da Warburton'a bir nevi özgüven verdi ve iyi iş çıkardığına, müdahaleye ihtiyacı olmadığına dair bir his uyandırdı. Ama işte o noktada Benham, Warburton'dan bile daha fazla yeniliğe açık birini bulması gerektiğini düşündü. O noktadan sonra, yeni antrenörün, kendi yenilikçi fikirleriyle tamamen aynı fikirde olduğundan emin oldu.

Bu konularda biraz daha fazla işbirliğine ihtiyacı vardı, değil mi?

- Verilerle karar mekanizması arasındaki duvarı yıkmaları ve verileri karar verme sürecine daha fazla entegre etmeleri gerekiyordu. Benham verilere baktı ve “Eğer duran toplara odaklanırsak X kadar daha fazla gol atabiliriz. Zaten X kadar duran top golü atıyoruz. X kadar gol atarsak, ligde daha da üst sıralarda olacağız” dedi. Yani verileri kulübün ilerlemesini ölçmek için bir yöntem olarak kullanıyordu. Oysa Warburton'ın fikri, bence daha çok hislere dayanıyordu; “İyi gidiyoruz, her şey doğru yönde ilerliyor gibi hissediyoruz. Herhangi bir aksama istemiyoruz" diyordu. Benham ise daha bilimsel ve analitik bir zekaya sahipti.

Geçen birkaç sezonda Brentford, Premier Lig’in düzenli takımlarından biri oldu. Finansal olarak da güvende görünüyorlar. Son 10 yıldaki finansal sonuçlarına baktığımda, diğer bazı kulüpler kadar zarar etmediklerini görüyorum. Hatta, 2019, 2022, 2023 gibi bazı sezonlarda kâr açıkladılar. Benham'ın son birkaç yıldır kulübe para enjekte etmesi gerekti mi?

- Uzun zamandır sermaye koymadı. Bu yatırımın çoğu, Championship'te oldukları dönemdeydi. Açıkçası, Championship'ten Premier Lig'e çıkmak istiyorsanız, büyük yatırım yapmanız gerekiyor. Bu yüzden o dönemde çok para harcadı. O kadar da çok değil tabii. Kulübe kendi parasından yaklaşık yüz milyon sterlin yatırım yaptı. Ama bunun karşılığında sadece Premier Lig'de başarı veya göreceli bir başarı elde etmekle kalmadılar, aynı zamanda yeni bir stadyum da kazandılar. Bu yatırımının bir kısmı, modern bir stadyuma geçebilmelerini sağladı. Premier Lig'e çıktıklarından beri, televizyon gelirlerinden elde ettikleri ekstra parayı da kadroya yatırım yapmak için kullandılar. Bu sebeple Benham’ın son dört beş yıldır yeni yatırım yapmasına gerek kalmadı. Hatta bazı yeni yatırımcılar ve ortaklar getirdi. Tam miktarı bilmiyorum ama temelde hisselerinin bir kısmını satın aldılar. Yani aslında finansal açıdan da güçlü bir konumda görünüyorlar. Açıkçası kulüp Premier Lig'de hâlâ oldukça değerli. Bu yüzden tam rakamları bilmiyorum ama başa baş noktasına doğru ilerliyor ki bu dikkat çekici. Premier Lig'deler, modern bir stadyumları var ve çok az borçları var.

Brentford gibi bir kulüp için inanılmaz bir şey, düzenli olarak ilk 10'da yer alan bir takım haline geldiler…

- Belki gençler veya 20'li yaşındakiler için bu o kadar şaşırtıcı olmayabilir. Çünkü Brentford'ı Championship'te izleyerek büyüdüler. Ama neredeyse 45 yıldan uzun süredir taraftarı olan bizim gibi birisi için bu gerçekten dikkat çekici. Hayatımın büyük bir bölümünde üçüncü ligdeydiler.

Son iki sorum: Birincisi, onları önümüzdeki 10 yılda nerede görüyorsunuz?

- Bence büyük kulüplerle mücadele etmekte zorlanacaklar. Yani 10 yıl içinde gerçekten inanılmaz bir şey olmazsa, Premier Lig şampiyonluğu için mücadele edeceklerini sanmıyorum, çünkü gelir açısından hala küçük, nispeten küçük bir lig. Ama umarım hedefleri bir kupa kazanmak veya Avrupa müsabakalarına katılmak olabilir. Avrupa kupalarına katılmaları ve ardından şampiyon olmaları potansiyel olarak mümkün, çünkü West Ham'ın gösterdiği gibi Premier Lig kulüplerinin Avrupa'ya katılmaları durumunda başarılı olma şansları yüksek. Bu yüzden bence hedefler bunlar. Tıpkı yerel bir şampiyonluk veya Avrupa şampiyonluğu kazanmak gibi. Hedef bu. Ama demek istediğim, Premier Lig'de kalmak bile başlı başına bir zorluk. Kötü bir dönem geçirmeniz bile ciddi sorunlara yol açabilir.

Son olarak, bahis konsorsiyumları ve kumar ile spor arasındaki ilişki nedeniyle bir çıkar çatışması olabilir. Bu sahiplik modelinin ve kumarla ilişkilerinin yakın gelecekte bir sorun teşkil edeceğini düşünüyor musunuz?

- Bence Premier Lig, Tony Bloom ve Matthew Benham'a güveniyor. Çok ciddi kişiler olduklarını ve kulüplerini ana işlerinden ayırmanın bir yolunu bulduklarını gösterdiler. Bence şu anki haliyle sorun yok ama futbolda gerçekten iyi sahiplerin sayısı oldukça az. Bu yüzden Premier Lig'in, ligi eskisine göre daha çekişmeli hale getirmeye yardımcı olan iki sağlam, ilerici sahibine minnettar olduğunu düşünüyorum. Premier Lig'e çok şey kattıklarını düşünüyorum. Ama son bölümde bahsettiğim gibi, sanırım biraz gri bir alan söz konusu. Yani kumar ve futbol arasında bir ilişki var ve neyin doğru neyin yanlış olduğu tam olarak açık değil. Sadece çıkar çatışması olmaması için dikkat edilmesi gereken farklı alanları göstermeye çalışıyorum. Kumarın yasaklanması gerektiğini veya tehlikeleri konusunda daha fazla farkındalık yaratılması gerektiğini söylemiyorum. Doğru veya yanlış olduğuna karar vermek bana düşmez, sadece bunun birçok farklı katmanı olan karmaşık bir alan olduğunu göstermek istiyorum.

Not: Bu yazının orijinali 13 Şubat 2026’da Dünya gazetesinde yayınlanmıştır. https://www.dunya.com/dunya-plus/kucuk-kulup-buyuk-akil-brentfordun-matematigi-haberi-814881

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  280  Defa Okunmuştur
 

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 761 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58219530

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1