Kırık Camlar Ligi
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Kırık Camlar Ligi

Kırık Camlar Ligi

6.01.2026 RC

Doç.Dr.Recep Cengiz- 5 Ocak 2026 Kırık Cam Teorisi, Wilson ve Kelling (1982) tarafından geliştirilen ve toplumsal düzenin korunmasında küçük ölçekli ihlallerin oynadığı kritik rolü açıklayan önemli bir sosyolojik çerçevedir.

Teori, görünüşte önemsiz kabul edilen düzensizliklerin ve norm ihlallerinin zamanla bireysel davranışları şekillendirdiğini; bu ihlallerin süreklilik kazanması durumunda ise daha ağır ahlaki ve yapısal bozulmaların ortaya çıktığını öne sürmektedir1.

Bu anlamda, kamusal alanlarda ve kurumsal yapılarda ihmal edilen mikro düzeydeki kural ihlalleri, makro düzeyde toplumsal çözülmenin habercisi olarak değerlendirilmektedir. Spor gibi yoğun kamusal etkileşim içeren alanlar ise bu sürecin gözlemlenebildiği en görünür sosyal sahalardan biridir; zira burada meydana gelen küçük sapmalar, zamanla kültürel normların yeniden tanımlanmasına ve ahlaki sınırların aşınmasına neden olmaktadır.

Kırık Cam Teorisi'nin işaret ettiği gibi, en başta küçük ve görmezden gelinen ihlaller, kişiyi ve toplumu ahlaki sınırları kademeli olarak aşmaya iter.

 Yılmaz Güney’in “Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz” romanında olduğu gibi, toplumda yer alan suçlular özelinde bir toplumun nasıl yavaş yavaş çözüldüğünü anlatır. Gerçeğin rengini görmeyi, tadına bakmayı, sesini duymayı vadediyor.

Bir cam kırılır, kimse umursamaz. Sonra bir tane daha… Derken artık kimse kırılanın cam mı, vicdan mı olduğunu ayırt edemez.

Bugün Türk futbolu tam olarak bu hikâyenin içindedir.

Başta küçük ihlaller vardı.

“İnsanlık hâli” denilen hakem hataları…

“Tribün coşkusu” diye geçiştirilen küfürler…

“Gerginlik olur” diye normalleştirilen tehditler…

Cam kırıldı!

Kimse onarmadı.

Sonra tribünler, bir insanın ailesine ve onuruna pervasızca saldırılan alanlara dönüştü. Bazı futbolcular, sahadaki emeğinden çok oynadığı bahisle konuşulur oldu. Sahada canını dişine takan,  Beşiktaş’ın takım kaptanı Necip Uysal, tek bir hatası bahane edilerek haksız biçimde kadro dışı bırakıldı, herkes gördü, herkes bildi, ama herkes sustu. Ardından tuhaf maçlar ve açıklanamayan oran hareketleri futbol sohbetlerinin sıradan başlığı hâline geldi.

Ve bütün bunlar olurken spor medyası her hafta aynı ezberi tekrarladı:

“Haksız penaltılar”,

“Kayrılan takımlar”,

“Önümüz kesiliyor.”

Oysa kimse şu soruyu sormadı:

Bu düzeni biz ne zaman olağan kabul ettik?

Artık kimse şaşırmıyor.

Tribünden edilen küfür mü?

“Futbolun içinde var.”

Bir oyuncunun itibarı bir gecede yerle bir mi edildi?

“Futbol nankördür.”

Bahis kokusu mu alındı?

“Zaten hep konuşuluyor.”

Anlaşmalı maçlar veya şaibeli transferler mi?

“Futbolun karanlık yüzü.”

Ama unutulan şu: Bu karanlık bir gecede çökmüyor. Simon Kuper’in dediği gibi “futbol asla futbol değildir.”

Bu saptamalar, futbolun yalnızca sahadaki bir oyun değil; tribünlerden yönetime, medyadan ekonomik yapılara kadar uzanan bütüncül bir toplumsal alan olduğunu göstermektedir. Kırık cam teorisinin işaret ettiği üzere, bu alanın herhangi bir katmanında görmezden gelinen küçük ihlaller, zamanla tüm sistemi etkileyen bir ahlaki aşınma üretmektedir. Nitekim futbol pratiklerine yakından bakıldığında, tribün küfürlerinden yönetsel kayıtsızlığa, medya dilinden bahis söylentilerine uzanan bu aşınma süreci, kuramın soyut bir açıklama modeli olmaktan çıkıp gündelik futbol deneyiminin bizzat kendisine dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bundan sonrası artık teori değil; sahada, tribünde ve manşetlerde her hafta yeniden üretilen somut bir gerçekliktir.

Yıllarca onarılamayan kırık camların sonucu. Futbol yalnızca bir oyun değildir; bir toplumun ahlâk pusulasıdır. Bugün o pusula, çıkarın gösterdiği yönü “kuzey” sanıyor.

Kırık camlar birikti, biz bakmamayı tercih ettik.

Şimdi sokak karanlık, kimse yolu hatırlamıyor. Ama asıl tehlike ne biliyor musunuz?

Artık bu manzaraya alıştık. Taşlanan otobüsler, linç edilen futbolcular, kirlenen tribünler, suskun yöneticiler, şaibeli maçlar, oynanan bahisler… Hiçbiri artık “skandal” değil.

Hepsi rutin.

Bir ülkenin futbolu bu hâle geldiyse, orada mesele sadece futbol değildir.

Orada kırılan, oyunun kendisi değil, vicdandır.

Kaynak:

  1. Wilson, J. Q. & Kelling, G. L. (1982). Broken Windows: The Police and Neighborhood Safety. The Atlantic Monthly, 249(3), 29–38.
                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  29  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 976 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 55524978

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1