Recep Cengiz- 30 Ağustos 2025 Mourinho’un Türkiye ve Fenerbahçe macerası hayal kırıklığı ile bitti.
Davranışın anlamsızlığı, Fenerbahçe’nin (dolayısıyla kendisinin) başarısızlığında gizli. Kredisini tüketen bir yönetim ve kariyerini tüketen bir teknik direktör olarak görevine son verildi.
Mourinho kariyer gücünü değil, antrenörlük deneyimi ve bilgisini Fenerbahçe’ye formatlaması, sorunların köküne sabır ve azimle inmesi gerekirdi, yap(a)madı. Yöntem olarak futbolun temel prensipleri ve kendi anlayışı arasına denge kurması gerekir, kur(a)madı. Anlayışını geliştirilmeye ihtiyaç vardı, duymadı.
Ticarette "İyi mal kötü malı piyasadan kovar" kuralı vardır. Bu kural futbolda her zaman tersine işler: “Kötü futbol iyi teknik direktörü kovar!”
Müsabaka sonrası demeçlerde, Mourinho’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Teknik direktörlerin açıklaması gereken nokta, “müsabakada ne yapmak istedik, neden yapamadık?” sorusunun cevabı olmalıdır. Bu açıklama “hedef-sonuç” ilişkisini anlatır. Bu yaklaşım olması gerekenin bilinmesi ve yapıl(a)mayan şeylerin bir sonraki maçta yapılması için nedensel bir bağlılık yaratır. Mourinho, bu bağlılığı kurmadı veya kurmak istemedi… İstenilen sonuçlar alındığında, jest ve mimiklerinden gurur ve kibiri, “küçük dağları ben yarattım, yoktan var ettim” edası net olarak görüldü. Takım mağlup olduğunda, sürekli bireysel performans ve birilerine meydan okuma mesajını verdi. Karşısındakini lafa boğarak psikolojik üstünlük sağlama yöntemini kullandı.
Yılmaz Erdoğan’ın dediği gibi, “… Alnının ortasında ciddi bir devlat asabiyeti, sürekli birileriyle kavgalı ve sürekli birilerine küs!”
Aklı başındaki insanlarda “Bu da neyin nesiydi böyle?”, “Bu tuhaflıklara ne gerek vardı?” diye düşüncelerin oluşmasına neden olan yanlış söylem ve davranışları ile doğal olarak anlaşıl(a)madı.
Mourinho’nun oyun anlayışını anlamak için Mourinho’nun futbolu anladığı gibi anlamak gerekirdi, yap(a)madık.
Türkiye’de başarılı olmak kolay değildi, Mourinho güçlü kariyerine güvendi, “üstünü ıslatmadan balık avlanmayacağını” anlamadı. Küçük balıkları tutu ama büyük balıkları hep kaçırdı!
Sonuç olarak, biz Mourinho’yu, Mourinho bizi anlamadı!
Türkiye’ye geldiği zaman verdiği heyecan maalesef kaygı ve strese dönüştü. Oysa olumlu davranışları engelleyen olumsuz duyguları yönetmek her zaman birinci önceliği olmalıydı, olmadı.
Duygu, akıl ve mantığa dayanan bir oyuna verilmesi gerekirken dürtüye dönüştürüldü. Fenerbahçe’de akıl ve mantığa dayanmayan bir oyun anlayışı ortaya çıktı. Bu nedenle hayal kırıklıklarını yüksek düzeyde yaşandı. Takımdan gönderilen birçok yıldız futbolcu gibi Mourinho da bu hayal kırıklığından nasibini aldı.
Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Türkiye ve Fenerbahçe kariyeri kötü bi