Recep Cengiz-8 Mart 2025… Üniversitesinin Spor bilimleri Fakültesinde hizmetli kadrosunda tanıdık vasıtası ile başlamışlardı.
İsimleri modern değil, halktan oldukları için yöreseldi!
Fakülte, görünürde kadına uygun bir yer olduğu izlenimi veriyordu. Ne de olsa okumuş ve okuyan insanların hali başka olurdu.
Her tarafta kadınlar vardı: akademisyen kadınlar, memur kadınlar, güvenlik görevlisi kadınlar, öğrenci kadınlar, antrenör kadınlar, hakem kadınlar, aşçı kadınlar, kantinci kadınlar, çocuklarını spor okulları kursuna getiren kadınlar ve hafta sonu sınava gelen kadınlar...
Kader, kendilerine görev veren ve hizmet isteyenlerinde çoğunluğu kadındı!
Ancak, burada farklı bir durum söz konusuydu. İyi kalpli ve kibar olsalar da istek ve taleplerin ardı arkası kesilmiyordu: “Kahvem orta şekerli ve köpüklü olsun, lütfen!”, “Üç çay istiyorum, biri büyük bardak, biri demli, biri açık olsun, lütfen!”, “Benim bardağımın dışında çay getirme lütfen!”, “Bardakları iyi yıkayalım lekeli bardak istemiyorum lütfen!”, Birde telefon açıp kararsız kalanlar vardı: “Abla ne içeyim?”
İşin güzel tarafı istekler incitici değil, nazikçe yapılıyordu. Cümlelerin sonunun ‘Lütfen’le bitmesi ardı arkası kesilmeyen taleplere anlam katıyordu.
Görevleri: Çay ve kahve yapmak, saksı çiçeklerini sulamak, temizlik yapmak
Statüleri: Şirket elemanı işçi
Yetkileri: Onlardan izinsiz kimse çay dolduramıyor!
Sorumlulukları: Çok
Unvanları: Kat temizlik ve çay ocağı sorumluları
Kıyafetleri: Mavi önlük
Lakapları: Atom karınca
Maaşları: Asgari
Hizmetleri: Sınırsız
Yapacakları işten hiç kimse şüphe duymuyordu: “Onlar yapar” diyorlardı. Bu düşünceye inanışla bir proje kapsamında rekreatif bir faaliyet olarak tenis kursuna katılmışlıkları da vardı. Ablaların spor hayatı kısa sürmüştü. Çünkü tenis yorgunluklarına yorgunluk katmıştı. Üstelik sayı almak için değil, kaderlerinden hıncını almak için servis atarken sakatlanmışlardı.
İletişim sınavına konu olmuş öğrencilere vize sınavında kültür sorusu olarak “Sizlere hizmet eden kadın görevlilerin isimleriniz yazınız?” diye sorulmuştu. Cevabı merak ediyorsanız; öğrencileri bu soruya ilgi göstermemişti!
“İnsanlar üçe ayrılır; görenler, gösterince görenler ve asla göremeyenler” Leanardo DaVinci
“Devlette iş bitmez” sözünün ne demek olduğunu yorucu da olsa öğreniyorlardı. Sınıf temizliği, koridor temizliği, soyunma odası temizliği, salon temizliği, saksıların altındaki birikmiş tozların temizliği, bahçe temizliği, ağaçların diplerinden izmarit toplama, düşen yaprakları süpürme ve çöp dökme… Tam iş bitti derken akıllı telefonla bonus kazandıkları mesajı tez ulaşıyordu: “Evde yapılacak işler” ödülü kazanmışlardı!
Kazandıkları bir başka ödül; tez savunmalarında ikram edilen pasta, kek, simit, börek, sarma veya kısır “Al alma gönül alma”ydı.
Tez savunmasına gelen bir öğrenciyle aralarında geçen bir konuşma ise binlerce tezin çıktısıydı.