top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Türkiye İçin Sınır Ötesi Lig Yapılanması Zamanı Geldi Mi?


Geçtiğimiz ay, dünya futbolu açısından sessiz ama tarihsel önemi büyük bir adım atıldı. Okyanusya Futbol Konfederasyonu (Oceania Football Confederation), yedi farklı ülkeden sekiz kulübün yer aldığı OFC Profesyonel Ligini başlattı. Bu lig, futbol tarihinde ilk kez gerçek anlamda ülkeler arası ve sınır ötesi bir profesyonel lig modeli olarak dikkat çekiyor.

 

Yeni lig; Yeni Zelanda, Avustralya, Fiji, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Tahiti ve Vanuatu’dan kulüpleri tek bir profesyonel yapı altında topluyor. Amaç yalnızca rekabet yaratmak değil aynı zamanda ufak devletlere sürdürülebilir bir profesyonel yapı ve gelir modeli sunmak. OFC Başkanı Lambert Maltock’un ifadesiyle bu lig, “Okyanusya futbolunun kaderini kalıcı biçimde değiştirecek” bir proje.

 

Lig formatı, sezon boyunca farklı ülkelerde oynanan devreler ve ardından Yeni Zelanda’da tamamlanan play-off aşaması üzerine kurulu olacak. Şampiyon olan takım, FIFA Intercontinental Cup ve 2029’da düzenlenecek FIFA Kulüpler Dünya Kupası’nda Okyanusya’yı temsil edecek. Bu durum, daha önce amatör veya yarı-profesyonel yapılarla küresel devlerle karşı karşıya gelen Okyanusya kulüpleri için ciddi bir yapısal dönüşüm anlamına geliyor.

 

Aslında sınır ötesi lig fikri tamamen yeni değil. Kanada kulüplerinin MLS (Major League Soccer)’te, Yeni Zelanda kulüplerinin Avustralya A-League’inde veya Galler kulüplerinin İngiliz lig sisteminde yer alması buna örnek. Ancak OFC Profesyonel Ligi’ni farklı kılan şey, bunun istisnai bir katılım değil, doğrudan uluslararası bir lig olarak tasarlanmış olması.

 

Avrupa’da da benzer fikirler uzun süredir tartışılıyor. Belçika ve Hollanda arasında planlanan BeNeLiga, Baltık ülkelerini kapsayacak bir Baltık Ligi önerisi ya da eski Yugoslav ülkelerinin basketboldaki ABA League benzeri bir futbol modeli kurma ihtimali bu arayışın yansımaları. Bunun yanı sıra Avrupa futbolunun uzun süredir gündeminde olan kapalı bir Süper Lig projesi de buna benzer bir sınır ötesi lig projesi. Diğer örneklerden en büyük farkı ise zaten bu Süper Lig projesinde yer alan takımların dünyanın en çok gelir elde eden kulüpleri olması. 

 

Bu noktada benim Türk futbolu için önereceğim proje bir Türk Süper Lig’i sistemi. Zaten Türkiye Süper Lig’i böyle değil mi diyebilirsiniz, benim bahsettiğim sistemin içerisine Azerbaycan ve Kazakistan liglerinden de takımların alınmasıyla yapılacak bir lig yapılanması. Bu ülkeleri seçme sebebim hem UEFA sistemi içerisinde yer almaları hem de siyasi ilişkilerimizin kuvvetli olması. Peki bu lig sistemini neden Türkiye kabul etmeli sonuçta Türkiye Süper Lig’inin değeri bu iki ligin toplamından bile daha fazla. 

 

Türkiye Süper Lig’inin geldiği noktada 18 takımın fazla olduğu, 2 takımın makası açtığı, alttan gelen 2 takımın onlara yetişmeye çalıştığı ve yaklaşık 5-6 takımın da bir noktaya kadar rekabetçi olabildiği bir lig sistemine dönüştü. Azerbaycan Lig’inden ise düşük bütçelerine rağmen Karabağ Futbol Kulübü’nün son yıllarda Şampiyonlar Ligi’ndeki başarıları dikkat çekti. Kazakistan Lig’inden ise Kairat Almaty düşük bütçesiyle eleme turlarından gelerek Şampiyonlar Ligi’ne katılım sağladı. Bu yeni lig yapılanması ile birlikte ülkelerin pazar büyüklüklerine göre dizayn edilecek 18 takımlı bir lig sistemi hem daha büyük bir yatırım potansiyeline hem daha yüksek bir rekabet seviyesine hem daha fazla popülasyona hitap edecektir. Burada coğrafi problemlerin söz konusu olacağı aşikar fakat aynı zamanda Türkiye açısından Azerbaycan’ın 10 milyonluk nüfusu ve Kazakistan’ın 20 milyonluk nüfusu ile birlikte yaklaşık 100-120 milyon insanı kapsayan bir lig yapılanması söz konusu olacak. Aynı lig içerisinde Şampiyonlar Lig’inde oynamış birden fazla takımın bulunması lig rekabetini de kuşkusuz arttıracaktır. Peki diğer takımlara ne olacak? Yerel ligler kapanacak mı? Hayır, aslında yerel ligler bu ligin alt ligi haline gelecek. Buna dair sağlıklı bir lig sistemini detaylıca anlatmak çok uzun olacağı için okuyucuların ilgisini çekmesi halinde detayları bir sonra ki yazımda paylaşacağım. 

 

Türk futbolu özellikle son yıllarda duraklama dönemini de geride bırakarak çöküş dönemine girmiştir. Harcanan paralar ile elde edilen başarıların orantısızılığı, ligin kalitesindeki düşüş, bahis skandalları hepsini topladığımız zaman yenilik gerekmektedir. Artık sadece Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti üzerinden bir lig olmak yerine ligin total değerini arttıracak fikirler konuşulmalı, tartışılmalı ve eyleme geçilmelidir. Bizden önce birilerinin yapmasını beklemek, “modaya ayak uydurmak”, yerine modayı Türk futbolu kendi yaratmalıdır. Ancak bu sayede dünyadaki diğer liglerle yarışabilir ve gelirlerini arttırabilir. Bunu yapıp yapmamak bir tercih ve her tercih de bir vazgeçiştir. Ne TFF ne kulüpler ne de spor basını bu taşın altına elini sokmamaktadır. Bu düşünce yapısı değişmediği takdirde Türk futbolu 80 milyon içerisinde büyük ama dünya futbolu perspektifinde küçük olarak kalmaya devam edecektir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page