Bana göre ülkemizde başat, iki tür spor yazarlığı var.
Birinci tür, genel olarak sporun ve spor dallarının kurumsal, sosyoekonomik yapılarına ve güncel durumlarına yönelik belirli konularda değerlendirmeler yapar, çözüm önerileri getirir. Bu tarz yazılar, bilgilendirdiği ve “spora değer katabildiği” ölçüde bir “değer” taşır.
İkinci tür ise, ülkemizde daha makbul ve izlenir olan, güncel gelişmelerin yorumuna dayalı futbol (takım) yazarlığıdır. Bu türün yazarlarının söyledikleri, üstelik televizyon programlarına da çıkıyorlarsa çok daha etkilidir.
Bilhassa kitlesel olarak takip edilen bir spor dalını, kulübü ele alan “yazar-yorumcu” iseniz üstelik agresif ve afili bir üslubunuz da varsa, bir maç, bir yönetici, bir teknik direktör, bir hakem… değerlendirmeniz ile “gündeme bomba gibi düşebilirsiniz”!
“Her arz kendi talebini yaratır”, Türk futbolunda böyle “ışıldaklar” çoktur.
Ancak şu da vakidir ki, bu ışıldakların yazısını okuduğunuzda, televizyonda izlediğinizde, ekseriyetle “iyi de kardeşim, bunun burasını niye görmüyorsun, söylemiyorsun” deyip geçersiniz.
Hem sözü hem yazısı uçar gider onların.
***
Bir de ne ışıldak, ne fırıldak olan, dosdoğru adamlar vardır.
Bugün yazdığı takımda daha önce futbol oynamış, “özüyle, sözüyle içimizden biri”dir onlar.
Onların yazısı, “Acaba… ağbi ne yazmış” diye merakla ve saygıyla okunur.
Her maç çıkışı karşılaştığınızda “yaz bunu canım ağbim” diye “içinizi açarsınız.”
Ancak onları daha da önemli kılan, gerek yaşam tarzları gerek olaylara yaklaşımları ile tuttuğu takımın taraftarlarının yanı sıra diğer takım taraftarlarınca da sevilir, saygı duyulur olabilmeleridir.
Örneğin aklıselim bir Fenerli, bir Galatasaraylı, bir derbi maçı sonrası onun Beşiktaş yazısını okuduğunda “hadi oradan” demez, katılmadığı görüşüne bile saygı duyar.
Çünkü o saygıyı hak eden biridir.
Onun “bomba etkisi yaratmak” için değil, bildiği ve inandığını için, hesapsız yazdığı bilinir.
Evet, ömrü boyunca kalbinde onurla taşıdığı renkleri, tabutunun üzerine saygıyla bırakılacak bir formaları vardır ama, radar gibi her yana açık olduklarından belki, herkesin sevgisini de kazanmışlardır.
Türkiye bir radarını, Vedat Okyar’ını kaybetti.
İçimizi açtığımız içimizi acıttı.
Hak vaki olduğunda arkasından taraflı tarafsız herkesin söyledikleridir ona duyulan saygıyı test etmenin yolu.
Kafiye olsun diye değil, bir kez daha kırıldı Türkiye spor yazarlığının “Kanat”ı kolu.
Vedat Okyar’ın hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.