Sahada Bir Futbolcu İki Kişi
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Recep Cengiz Sahada Bir Futbolcu İki Kişi

Sahada Bir Futbolcu İki Kişi

781ee24fa8e

Recep Cengiz- 12 Nisan 2025  Sezon sonuna yaklaşıldıkça futbolun temposu sadece sahada değil, zihinlerde de artıyor.

Puan tablosu daralıyor, hataların bedeli büyür, her maçın anlamı katlanıyor. Şampiyonluk yarışı kızıştıkça “kazanmak zorundasın” baskısı, küme düşme hattına yaklaştıkça “kaybedemezsin” korkusu futbolcunun üzerine çöküyor. Artık oynanan oyun sadece futbol değildir; beklentiler, korkular ve sonuç hesapları oyunun önüne geçiyor. Bu noktada, futbolcunun sahadaki mücadelesi rakiple değil, kendi zihniyle başlıyor.

Futbol sahasında gördüğümüz her hareket, aslında sadece fiziksel bir performans değildir; aynı zamanda zihinsel bir savaşın dışavurumudur. Tribünlerin uğultusu, teknik direktörün talimatları, medyanın beklentileri ve taraftarın bitmek bilmeyen yargıları… Tüm bunların ortasında kalan futbolcu, çoğu zaman kendi oyununun sahibi olmaktan çıkar.

Bugünün futbolunda en büyük sorunlardan biri, oyuncuların “kendileri gibi” oynamasına izin verilmemesidir. Herkes onlardan belirli bir kalıba girmesini ister: “Şunu yapmalısın”, “Böyle oynamalısın”, “Hata yapmamalısın.” İyi niyetle verilen bu direktifler, zamanla oyuncunun doğallığını yok eder. Ortaya sahte bir performansın çıkması kaçınılmaz olur.

Bir futbolcu düşünün: İçinden geldiği gibi oynamak istiyor ama hata yapmaktan korkuyor. Risk almak istiyor ama tribünlerin tepkisini düşünüyor. Yaratıcı olmak istiyor ama teknik direktörün sistemine bağlı kalmak zorunda.

Sonuç?

Sahada bir futbolcu, iki farklı kişi var: Oynamak isteyen futbolcu ve oynamak zorunda olan futbolcu… İşte bu noktada iyi niyet ve samimiyet kayboluyor.

Gerçekten, Ronaldo ve Messi gibi büyük oyunculara baktığımızda, onları farklı kılan şeyin yalnızca yetenek olmadığını görürüz. Onlar aynı zamanda kendileri gibi oynayabilen oyunculardır. İçlerindeki oyunu bastırmazlar. Çünkü baskıya boyun eğen futbolcu, ne kadar çalışırsa çalışsın, sahada “tam” olamaz.

Baskı altındaki futbolcu zamanla bölünür. Düşündüğü oyun başka, oynadığı oyun başkadır. Risk almak ister ama garanti oynar. Yaratıcılığı körelir. Hata yapmamak için oynarken aslında oyunu kaybeder. Bu da onu “güvenli ama etkisiz” bir oyuncuya dönüştürür.

Modern futbolda sıkça gördüğümüz “istikrarsız performans” sorununun temelinde de bu vardır. Çünkü mesele fiziksel değil, varoluşsaldır. Oyuncu kendi iç sesiyle değil, dış seslerle hareket etmektedir. Ama bu baskı her zaman aynı kaynaktan gelmez. Bazen şampiyonluk yarışının ağırlığı çöker oyuncunun omuzlarına. “Bu maç kazanılmalı” fikri, oyunun önüne geçer. Futbolcu artık kazanmak için değil, kaybetmemek için oynar. Cesaret yerini temkine bırakır.

Bazen de küme düşme korkusu sarar zihnini. Bu kez mesele sadece bir maç değil; kariyer, gelecek ve hayatta kalma meselesidir. “Ya düşersek?” sorusu, en basit pası bile zorlaştırır. Ayaklar değil, zihin kilitlenir.

Her iki durumda da sonuç aynıdır: Sahada kendisi gibi oynayamayan bir futbolcu.

Peki, çözüm ne?

Çözüm, futbolcunun kendi oyun bilincine ulaşmasıdır. Yani sadece taktikleri uygulayan bir oyuncu değil, oyunu hisseden bir birey olması. Gerçek gelişim, dış baskılara uyum sağlamakla değil; o baskılara rağmen kendi oyununu koruyabilmekle mümkündür.

Elbette futbol bir takım oyunudur ve disiplin gerektirir. Ancak disiplin ile dayatma arasındaki çizgi çok incedir. Bu çizgi aşıldığında ortaya çıkan şey, yaratıcı oyuncular değil; robotlaşmış sistem parçalarıdır.

Bugün birçok futbolcu sahada hata yapmaktan çok, yargılanmaktan korkuyor. Bu korku, onların oyununu değil, kişiliğini de şekillendiriyor. Ve en tehlikelisi şu: Bir süre sonra futbolcu, gerçekten ne oynamak istediğini bile unutuyor.

Oysa futbol, özgürlükle güzeldir. Üstelik özgürlük; takım oyunu ve oyun disiplinine engel bir durum değildir. Gerçek oyuncu, içindeki oyunu sahaya yansıtabilendir. Baskıya rağmen kendisi kalabilendir. Çünkü sahada en değerli şey kusursuzluk değil, iyi niyet ve samimiyettir. Belki de sormamız gereken soru şu: Biz futbolcuları geliştirmeye mi çalışıyoruz, yoksa onları kendi kalıplarımıza mı zorluyoruz?

Çünkü cevap, sahadaki oyunun kalitesini belirliyor.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  59  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Doç. Dr. Recep Cengiz Cuma, 22 Kasım 2013.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1320 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58021376

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1