Yönetilebilir Türk Futbolu
- Ömer GÜRSOY

- 14 Ağu 2015
- 3 dakikada okunur
20. Yüzyıl'ın 2 büyük devlet adamı Churchill ve De Gaulle arasında tarihe geçen bir sofra konuşması vardır. İngiltere Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı'na iltifat etmek için "265 çeşit peyniri olan bir ülke savaşta yenilemez" der. De Gaulle ise esprili bir şekilde "yönetilemez de" yanıtını verir.
Bir zamanlar Türk futbolunun da içinde bulunduğu “yönetilemez” durumunu anlatmak için bu diayoloğu özellikle seçtim.
Şimdi sizleri biraz gerilere ama öyle çok da geriye değil 3 Temmuz 2011tarihine götürmek istiyorum. Şike sürecinden sonra yaşadığı şok ve başı -sonu belli olmayan Gordion düğümünden bile daha büyük sorunların içinde çukura düşmüş Türk futbolu tıpkı De Gaulle’nin dediği gibi “yönetilemez” bir noktaya gelmişti.
Mehmet Ali Aydınlar’ın daha Başkanlığının üçüncü ayında satrancı kaybedeceğini anlatan yazılar (Aydınlar satrancı kaybediyor mu/kaybetti) yazmıştım o süreçte.. Çünkü Aydınlar ve ekibi düğümü çözecek en ufak bir irade ortaya koyamadığı gibi satranç deyimi ‘hamlesizlik(zugswang)’ durumuna düşmüştü.
Bir yandan da yine satranç deyimi ile ‘zaman sıkışması(zeitnott)’ ve zaman darlığı içerisinde ki Aydınlar yönetimi bir an doğruyu bulabilme çıkmazı veya açmazını ve buradan çıkış yollarını aramaya başlamış ama süre her geçen dakika azalmakta, kaybedilen her zaman panik durumunu arttırmaktaydı. Sadece Türk kamuoyu değil UEFA’da TFF’den bir şeyler yapmasını istiyordu. Ancak, yeterli irade de konulamayınca bunun bedelini de Başkanlığı kaybederek ödedi.
Gelecek kurgulanıyor
Bu şartlar altında 7 ay sonra göreve Yıldırım Demirören geldi. “Futbol Büyük İskender’ini arıyor’ başlıklı yazımda da o süreci anlatmıştım. Demirören 3 Temmuz’dan bu yana ‘yönetilemez’ ve yıllarca ertelenen sorunlarla iyice içinden çıkılmaz bir hale gelmişTürk futbolunda düğümü çözmüştü.
Demirören cesur muydu? Bence değil! Demirören’i farklı kılan ‘iradesi’ idi. Cesur insanların etrafı sürekli olarak onlara hayranlık duyan başka insanlarla çevrilidir, ama pek az cesur insan irade gücüne sahiptir. İrade dayanıklılıktır, bir güçtür. Demirören’de 3 Temmuz sürecinde dayanıklı ve güçlü bir irade sergilemiştir kendinden önceki selefinden farklı olarak. Ardından Demirören futbolun biriken sorunlarını çözmeye başlamış ve yaptığı işlerle “ben sadece ülke futbolunu bu krizden çıkarmak için değil reformlar için de buradayım” mesajı vermiş böylece Türk futbolunun geleceğini de kurgulamaya başlamıştı.
Riva’da ki Hasan Doğam Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nin bu dönemde bitirilmesi bile bence başlı başına bir reformdur... Benim önerim; öncelikle Riva’nın çevresindeki okullardan başlayarak tüm öğrencilerin böylesine güzel tesisleri haftada bir gün görmeleri ve çocukların “bir gün ben de burada olacağım” hayalini kurması TFF’nin Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği yapması..
Tribün terörünü önleme konusunda yaptığım tüm çalışmalarda ve yazılarımda mutlaka ‘saha kapatma’ ve ‘tribün kapatma’ cezalarının kaldırılmasını savunurdum. Hatta İngiltere’de yılda 7500 taraftar gözetim altına alındığı durumda dahi bu cezaların uygulanmadığını anlatmaya çalışırdım. Demirören yönetimi bu konuya da çözüm buldu. Suçların şahsiliği ilkesi benimsendi ve kulüpler taraftarın yol açtığı tahribatın bedelini ödemekten kurtarıldı. Bence bu da sessiz bir devrimdir ve gelecekte bunun yansımalarını daha iyi göreceğiz.
Süper Lig A.Ş.’nin bu dönemde kurulacak olması, profesyonel hakemliğe geçiş derken Türk futbolu bir bir yaralarını kapamayı başarmıştır.
Beykoz semt sahaları
TFF’nin Riva’ya gelmesiyle Beykoz’un kaderi yavaş yavaş değişmeye başladı.Riva’da bir yandan son derece modern Futbol Lisesi açılırken bugünlerde de TFF’nin desteğiyle Beykoz’da başka bir heyecan daha yaşanıyor. Başkan Yıldırım Demirören ile Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek ve Başkan Yardımcısı Eyüp Salih Elmas geçtiğimiz günlerde Beykoz’da 8 adet mini semt sahalarının yapılması konusunda protokol imzaladılar. 35m.x50m. ebadında olacak sentetik çim sahaların altyapı,çevre tel örgü ve sentetik çim yüzeyi TFF tarafından yapılacak. Bundan sonra Beykoz ilçesinde yaşayan çocuklarımız son derece modern ve güvenli sahalarda futbol oynayabilecekler.
TFF bununla da yetinmedi ve Beykoz Belediyesi tarafından belirlenen 15 çocuğumuza İspanya'nın Barcelona ile Sevilla takımları arasında Gürcistan'nın başkenti Tiflis'te bugüne kadar oynanan en gollü ve en heyecan veren Süper Kupa maçına gönderdi.
Dünya futbolu adına tarihinde ilk defa, bu karşılaşma öncesi seremonide oyuncular, hakemler ve dokuz farklı ülkeden yaklaşık 1000 çocuk bir arada oldular ve sembolik bir gösteride yer aldılar.
UEFA Çocuk Vakfı ve Gürcistan Futbol Federasyonu'nun organizasyonuyla yapılan UEFA Süper Kupa Seremonisi'nde ''Barış için Futbolda Birleşelim'' mesajı verildi.
Bu çocukların daha bu yaşta bu kadar önemli bir organizasyonun parçası olması çok önemli. Hepsi ilk kez yurtdışına çıktılar ve pek çoğunun canlı olarak ilk izlediği futbol maçı bu dev final oldu.
Otomobil sektörünün duayeni Henry Ford’un çok beğendiğim bir sözü var: “Hata değil, çare bulun!”
Artık “çare bulan ve yönetilebilir bir Türk futbolu var”






















Yorumlar