Tenis Antrenörü mü, Yargıç mı?
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Ömer GÜRSOY Tenis Antrenörü mü, Yargıç mı?

Tenis Antrenörü mü, Yargıç mı?

4PoHuIWTzws2pk

Ömer Gürsoy- 7 Şubat 2026   Gürültü Büyük, Sessizlik Daha Büyük...

 

 Tenisin derin koridorlarında günlerdir tek bir kelime dolaşıyor:
 
“Çıraklık…”
 
Kim ne demek istedi, hangi ifade nasıl anlaşılmalı, hangi cümle neyi ima ediyor…
 
Uzun uzun tartışılıyor.
 
Ama aynı günlerde yüzlerce çocuk sessizce kortu bırakıyor.
 
Yetersiz rehberlikle, eksik eğitimle, acele hükümlerle daha filizlenmeden tenisten kopuyorlar.
 
Garip değil mi?
 
Bir kelime günlerce gündem olabiliyor…
Ama kaybolan bir nesil kimsenin konusu olmuyor.
 
Belki de yanlış yere bakıyoruz.
 
 
Korttaki Asıl Mesele
 
Bundan bir kaç ay önce 12 yaş turnuvasında yine aynı manzarayı gördüm.
 
Yetenek var.
İstek var.
Mücadele var.
 
Ama en kritik puanda dağılan zihinler de var.
 
Kenardan bağıran veliler,
her topa karışan seyirciler,
tribünden taktik veren yöneticiler…
 
Tenisin en çok ihtiyaç duyduğu şey sakinlikken biz gürültü üretiyoruz.
 
Fakat sorun sadece tribünde değil.
 
Asıl problem kortun kenarında.
 
 
Tenis Antrenörü mü, Yargıç mı?
 
Bizde tenis hâlâ bilimle değil kanaatle yönetiliyor.
 
Ölçmeden karar veriyoruz.
Test etmeden hüküm veriyoruz.
Tanımadan etiket yapıştırıyoruz.
 
Ve o tehlikeli cümle çok kolay çıkıyor:
 
“Bundan bir şey olmaz.”
 
Belki de Türk tenisinin kaderini belirleyen en ağır hüküm bu.
 
Bir çocuğun geleceği üç dakikalık gözleme sığdırılıyor.
 
Fiziksel analiz yok.
Mental değerlendirme yok.
Uzun vadeli plan yok.
 
Ama karar kesin.
 
Sanki antrenör değil, hâkim.
 
Oysa antrenör hüküm vermez.
Antrenör inşa eder.
 
“Olmaz” demez.
“Nasıl olur?” diye sorar.
 
Koçluk sabırdır.
Yargıçlık kestirip atmaktır.
 
Biz ise çoğu zaman ikincisini yapıyoruz.
 
 
Çin Bambusu Sabır İster
 
Çin bambusu beş yıl boyunca toprağın altında büyür.
Hiçbir şey görünmez.
 
Sonra altı haftada 27 metre uzar.
 
Aslında o büyüme altı haftada değil, beş yılda olur.
 
Sabırla sulanmasa, gübrelenmese, beklenmese o ağaç hiç var olmayacaktır.
 
Sporcu da böyledir.
 
Biz ise üçüncü ayda vazgeçiyoruz.
 
Sonra da “neden yıldız çıkmıyor?” diye soruyoruz.
 
Yıldız çıkmıyor değil.
 
Biz filizleri söküyoruz.
 
 
Asıl Çıraklık Nerede?
 
Tenisin derin koridorlarında “çıraklık” kelimesi tartışılıyor.
 
Oysa gerçek çıraklığı kortlarda yaşıyoruz.
 
Çocuklarımızı ehil olmayan ellere, deneme-yanılmaya, kulaktan dolma bilgilere teslim ediyoruz.
 
Tenisi öğretmeden hayal kırıklığını öğretiyoruz.
 
Bir sporcunun kariyeri 10–15 yıl.
 
Kaybedilen bir yıl, o ömrün büyük bir parçası.
 
Yönetimler değişir.
Söylemler değişir.
Başlıklar değişir.
 
Ama tenisten kopan bir çocuk geri dönmez.
 
Asıl konuşmamız gereken bu değil mi?
 
 
Mesele Yetenek Değil, Rehberlik
 
Sorunumuz çocukların yeteneği değil.
 
Sorunumuz rehberlik kalitemiz.
 
Dünyada spor artık veriyle, bilimle, psikolojiyle, planlamayla yapılıyor.
 
Biz hâlâ göz kararı hüküm veriyoruz.
 
Hâlâ “ben bilirim” diyoruz.
 
Hâlâ Tanrı rolüne soyunan antrenörler görüyoruz.
 
Oysa sporcu yetiştirmek tevazu ister.
 
Öğrenmeye açık olmayı ister.
 
Kendini değil sporcuyu merkeze koymayı ister.
 
Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız:
 
Çocuklarımızı gönül rahatlığıyla kime emanet edebiliyoruz?
 
Bazı meslekler vardır, insan hiç düşünmeden “emanet” eder.
 
Keşke teniste de aynı güveni tereddütsüz söyleyebilsek.
 
Henüz o cümleyi kuramıyorsak,
mesele çocuklarda değil, bizdedir.
 
 
Yüksek Ses Değil, Yüksek Seviye
 
Pencereden bakan iki kişiden biri çamuru, diğeri yıldızları görür.
 
Biz hâlâ çamuru konuşuyoruz.
 
Oysa yıldızlar kortta.
 
Sessizce bekliyorlar.
 
Onlara yüksek ses değil,
yüksek seviye gerekiyor.
 
Ve her şeyden önce…
 
Yargıçlar değil, antrenörler.
                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  65  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1098 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56591053

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1