Recep Cengiz- 20 Şubat 2019Fenerbahçe tartışmalarla yine gündemde. Bu tartışmalarda kimin haklı olduğuna, hangi tespitin gerçeklere uygun olduğuna nasıl karar vereceğiz?
Ali Koç’un, Aziz Yıldırım’a duyulan bir tepki sonrası başkan seçilmesinden sonra izlediği yönetim politikası, Comanni’nin yanlış planlama ve transfer politikası, takım içi sorunlar düşünüldüğünde, skorları sadece hakem hatası, taktik hatası ve futbolcu performansı üzerinden açıklamak, olayı fazla basitleştirmek olur.
Soruna yönetimden başlarsak, Ali Koç ve ekibinin yaratmak istedikleri imaj sempatik olsa da kulübün ekonomik ve teknik sorunları için doğru tespitleryapamadıkları, krizi doğru yönetemediklerini gösteriyor.
Türkiye’de her yeni yönetim gibi Ali Koç’ta göreve geldiği zaman, her şeye “sil baştan” başlamak vaadiyle geldi. Her şeyi “sil baştan” yapayım derken; Aziz Yıldırım ve ekibini “sildi” ama “başlama” bir türlü ol(a)madı.
Ali Koç ve ekibi, Aziz Yıldırım’la mücadele etmekle, Fenerbahçe’yi yönetme arasındaki farkı daha da anlamamış gözüküyor. Tek transfermiş gibi sürekli belirli mevkilere ihtiyaç dillendiriliyor. Birileri gönderiliyor, birileri kurtarıcı olarak getiriliyor. Yine olmuyor, olması da zor gözüküyor. Neden mi?
Birincisi, çok transfer ile başarı eş anlamlı değildir. Üstelik, Fenerbahçe’nin Ayew, Benzia, Frey, Jailson, Reyes, Slimani ve yeni transfer Moses inişli çıkışlı performansı nedeniyle, Avrupa’nın üst düzey takımlarındayeteri kadar forma şansı bulamayıp, takımlarında düşülmeyen isimler. Dolayısıyla bu transferler, Fenerbahçenin ihtiyacı olan performans transferi değil kariyer transferi…
İkincisi, Ersun Yanal’ın düşünceleriyle futbolcuların mevcut performansı eşleşmiyor. Çünkü Fenerbaçe’nin yıldız transferleri kendi kulüplerinde kurulu bir sistemi tamamlıyor, sistemin bir parçası olarak süre alıyorlardı. Burada sistem oluşrolü verildi. Futbolcuların potansiyelleri var ama rolü üstlenecek zihinsel güçleri yok.
Fenerbahçe rakiplerinin önlem alacağı yaratıcı bir futbol oynamıyor. Futbolcular, futboldan zevk almak için değil, tedirginliklerini üstlerinden atmak için koşuyorlar. Ancak, çok koşarken futbol oynamayı, unutuyorlar. Saha içindeki koşular oyunu biçimlendirmiyor, verimliliğe dönüşmüyor. Sadece oyunun belirli zamanlarında skora etki etmeyen suni bir baskı oluşuyor.
Sistem, futbolcuların güçlü yönlerini açığa çıkardığı gibi rakibi zayıf yönlerine mahkûm edebilecek bir görüntü sergilemiyor. Bu nedenle, Fenerbahçeli futbolcular rakibine değil birbirine direniyor, olduklarından başka biri gibi oynuyorlar. Dolayısıyla yeteneklerinden yoksun sadece mücadele etmeleri rakiplerini değil kendilerini bunaltıyor, takım direncini zayıflatıyor.
Bu bağlamda, Fenerbahçe’nin kendi olumsuzluklarını yenmesi gerekiyor. Fenerbahçe koşmadığı için değil yaratıcı futbol oynamadığı için küme düşme hattında. Saha da sadece koşmak, sağ ayaklı bir oyuncuyu solda, sol ayaklı bir oyuncuyu sağda oynatmak gibi küflenmiş bir taktikle küme düşmekten kurtulabilir, ama…{jcomments on}