Recep Cengiz- 12 Şubat 2019Futbolda, hakem hatalarının belirleyici olduğu bir haftayı daha geri de bıraktık. Güncelliğini kaybetmeyen bir konu olarak hakem hatalarına baktığımızda; yine eyyamcılık, yine oyun bilmezlik, yine VAR’a rağmen hatalı kararlar, yine bakıp gör(e)emeyen-görüp ver(e)emeyen hakemler!
Türkiye’de futbol hakemlerini sınıflandırmak gerekirse ikiye ayırmak mümkün;
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemler; yardımcı, dördüncü ve VAR hakemleri olmasına rağmen bağlantıyı kaybetmiş, yeni bir seyahat yolu belirlemeye çalışan bir göçmen kuş gibi görünümünde olması kaçınılmaz oluyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemlerin; beden dili adeta izleyenlerin bilmediği sorunlarını saklıyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemler; saha içinde oyun ait olmayan yabancı bir nesne gibi duruyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemlerin; müsabaka öncesinde kafa yorduğu şeyleri unutmamış huzursuz, özgüvensiz, gergin, dalgın veya sinirli bir görüntüsü var.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemler; saha içi iletişim sorunları yaşıyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemlerin; kafasından beden diline yansıyan tek bir mesaj var “maçı bir an önce bitirmek”.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemler; saha da problem çözme becerisi gösteremiyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemlerin; futbolculara düşmanca bakışları, sonu hayır gözükmeyen sert ve keskin düdük sesiyle birleşiyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemler; VAR’ı verimli kullan(a)mıyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemlerin;öncelik ve takdir hakkını oyunun kurallarına yaslandırma yerine kişi, kurum veya kulüplerin etkisinde kullanma eğilimleri mağduriyetlere yol açıyor.
Bu psikolojiyle müsabaka yöneten hakemler; hata değil, yanlış yapıyor.
Maç bitince ne oluyor derseniz?
Çok kötü bir yönetim sonrasında, orta yuvarlakta toplanan hakemler saha içinde bir “hâkim” gibi değil, adeta seyirciler önünde bir “sanık” gibi duruyor.
Bu işin sorumlusu kim?
Hakemleri yönetenler mi eğitenler mi?
Futbolu yönetenler anlayın artık!
Futbol; hakem düdük çaldığında yirmi iki genç adamın birbirine girdiği, bir topun peşinde koştuğu, izleyenlerinin çekirdek çitleyip şuursuzsa bağırdığı bir oyun değildir.
Türk futbolu büyüyor ama bu büyüme sağlıklı bir büyüme değil. Yönetim ve Hakem sorunları ile çelişkili ve kontrolsüz bir gelişme sürecinde tıpkı insan vücudunda kanserli bir hücrenin büyümesi gibi büyüyor.
Bir müsabakanın adil ve tarafsız yönetile bilmesi için hakemlerin seçim, eğitim ve atamalarının ahlaki bir soruna dönüşmemesi gerekiyor.{jcomments on}