2 Eylül 201030 Ağustos Zafer Bayramı sonrası basketbolda 35 yıldır yenemediğimiz Yunanistan zaferi ile ne kadar büyük bir coşku ve güzellik yaşadık.
O gün o salonda olup o tarihi an’a tanıklık etmenin ayrıcalığı ve mutluluğu ile maç dönüşü bilgisayarımın başına geçtiğimde, basketbolumuz böyle giderken futbol yorumculuğumuzda değişen bir şeyin olmadığını düşünerek hüzünlendim.
“Türk futbolunda tüyler uçuşuyor, toplayabilene aşk olsun”
6 Mayıs tarihli yazımın son cümlesi böyle bitiyordu.
O zamanlar da televizyon yoru(m)cularımızın oldukça yaratıcı(!) iddiaları havada uçuşuyordu.
Neler demişti bizim meşhur yoru(m)cularımız, birkaçını hatırlayalım:
Bobo, Alex’in arkadaşı olduğu içinpenaltıyı kaçırdı”, “Murat Şahin’in yediğigol şaibeli”, “Keita, F.Bahçeyi şampiyonyapmamak için bilerek gol atmadı”,“Bakalım bu kadar gol kaçıran Sercangelecek yıl nerede oynayacak?”
Hani n’oldu bu iddialara. Bobo Beşiktaş’tan mı gönderildi? Murat Şahin futbolu mu bıraktı? Keita, daha az paraya mı transfer oldu? Sercan, Fenerbahçe’ye transfer oldu da bizim haberimiz mi olmadı?
Ne olduğunu söyleyeyim; ayrı kanaldan akarak bu iddiaları ortaya atan yoru(m)cularımızın hepsi aynı TV kanalında buluştu. Hem de çok iyi bir nakit akışını garanti ederek.
Daha önce “Saçmalıklar Tragedyası” başlıklı yazıda şunu söylemiştim:
“Ağızdan çıkan her sözün ardında yaşanan gerçeklikleri nesnel bir zeminde analiz etmek, birikimi çözümleme yeteneği ile harmanlayarak olan ve olması gerekeni aktarmak gibi bir saik yol bu retorikte. Temel gaye izlenme, okunma, tıklanma, konuşulma ve tüm bunların sonucunda maddi bir gelir sağlamaktır.”
Sadece bununla kalsa iyi, artık stüdyoda oturan birkaç yoru(m)cunun yüzlerinde görüntüsü olmayan maçları izlememiz bekleniyor! Yani onların sığ sularda gezen “derin” analizlerini dinlerken ya da pozisyonları teatral bir şekilde güzel güzel, canlı canlı anlatmalarını izlerken, hayalimizde adeta o pozisyonları yaşamamız isteniyor.
Tartışmaların ne kadar kanlı canlı, hararetli, hakaretli, dedikodu, suçlama ve “iddialarla” tıka basa dolu olduğunu düşündüğümüzde neden olmasın!?
Geçenlerde bir arkadaşım “para olmadan bankacılık olur mu?” diye sormuştu. Maç görüntüleri olmadan futbol programı olabiliyorsa, neden olmasın?
Hikmetinden sual olunmayan reyting uğruna bakalım daha ne olmazlar olacak!
Neyse ki bu küçük adamların karşısında “12 Dev Adam” var da sporumuz adına “umut var” olabiliyoruz. {jcomments on}