Fenerbahçelilerin yaşadıkları ne onulmaz, ne unutulmaz, ne tarifi güç bir hüzündü.
Herkes teknik, taktik, yönetsel, psikolojik birçok yorum yaptı.
Bana göre neden böyle oldu? Çok farklı bir açıdan yaşadığım bir iki olaydan yola çıkarak cevaplayacağım.
Yıl 2006, Adnan Polat’ın Türk futbol tarihine soktuğu 20.45 söylemine neden olan Kayseri ile yapılan şampiyonluk maçı öncesi, Ali Sami Yen Stadı.
TFF Engelliler Koordinasyon Kurulu Başkanı görevine başlar başlamaz ilk organizasyon olarak bu maçı seçmiştim. Maçtan önce ilginç bir olay oldu. Adnan Polat, Ergun Gürsoy’un oğlu Ömer Gürsoy’u yanımıza çağırdı ve ortamıza geçerek “iki Ömer Gürsoy’un ortasında şampiyonluk dileği tutuyorum” dedi.
O gün engelli sporcular ile Galatasaraylı futbolcular arasında unutamadığım bir yakınlaşma olmuştu. Polat’a o duygu hali ile sevdiğim bir yazarın bir sözünü söyledim, “sevgiyi biriktirirsen şans getirir, sevgisizliğin sonu ise trajedi olur”
O gün, Fenerbahçe favori girdiği son haftada şampiyonluğu kaybetti. Fenerbahçe’nin Denizli maçındaki 17 dakikalık süreçte Galatasaraylıların ne hissettiğini yakından gözlemleme şansım olmuştu.
***
Yıllar geçti. Ne ilginç tesadüftür ki yine Fenerbahçe’nin favori girdiği şampiyonluk eşiğinde Ankara 19 Mayıs Stadında Gençlerbirliği ile Galatasaray maçına gittim ve VİP salonunda Adnan Polat ile Fenerbahçe - Trabzon maçının son birkaç dakikasını izledim. Fenerbahçe 2006 yılında Galatasaray’ın “büyük” bekleyişinde olduğu gibi yine mutlu sona ulaşamadı ve elde yine hüzün kaldı.
Bana göre her iki şampiyonluk kaybetme öyküsünde ortak tek bir özellik var: Fenerbahçe’nin bir türlü başaramadığı sevgi ortamı ve adaletin tecellisi.
Şöyle ki,
18 milyona kurulan bu takım 180 milyona kurulan takımların elinden şampiyonluğu kaptı.
Üç büyüklerin toptan kötü oynayıp, bin bir şaibe ile geldikleri son haftada, Bursa bileğinin hakkı ile ülkeyi yeşil beyaza boyadı.
Sorarım size Bursa’nın şampiyon olmasına sevinenlerin sayısı Fenerbahçe’ninkilere göre fazla mıdır az mıdır?
Bir başka örnek daha; bütün bir sezon aklıselim Fenerliler dâhil tüm futbolseverlerin tepkiyle baktıkları Emre, Selçuk gibi futbolcuların yersiz hırçınlıkları ve hakeme itirazlarının bir örneği daha sergilenirken Trabzon topu oyuna soktu ve golünü attı.
Bu sadece Fenerbahçe meselesi de değildir. Hani Ertuğrul Hoca bu büyük yükü kaldıramazdı. O genç birikim, tevazu, bütün zarafeti ile emsal oldu, Beşiktaş yönetimine selamı çaktı ve kupayı kaldırdı.
Bursa’nın ufak tefek taşları Guiza’nın düşük kaşlarına galebe çaldı.