Bir güne birkaç etkinlik sığdırıp spora kuşbakışı bakmayı seviyorum. Süper Kupa maçını izlemek ve Dünya Basketbol Şampiyonası organizasyonuna yönelik son durumu görmek için İstanbul'a gittim.
Önce Basketbol Federasyonu'nun yeni hizmet binasını gezdim. 5 yıl boyunca yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığım federasyonun böylesine modern ve kullanışlı bir binaya taşınması bir spor adamı olarak beni çok etkiledi. Esas sürprizi Abdi İpekçi Salonu'nun yeni halini görünce yaşadım. Yıllarca federasyon çalışanlarına büro olarak hizmet vermiş mekanların yerine dünya çapında bir VIP salonu yapılmış. Oradan soluğu Sinan Erdem Salonu'nda aldım. Hem Milli Takım antrenmanını izlemek hem de salonu görmek istiyordum. Atletizm için yapılan bir salonun basketbola dönüşmesi hiç de fena olmamış. Usta ellerin rötuşuyla iftihar edilecek salona kavuşmuş İstanbullular.. Başta Spor Bakanı Faruk Özak, Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Federasyon Başkanı Turgay Demirel olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Antrenmanda zorlu hastalığın verdiği yorgunluğu üstünden atamamış ama asil ve gururlu duruşunu koruyan Tanjevic ile karşılaştım. İyi olduğunu ve kendisini bu zorlu sürece hazırladığını söyledi. Kendisi için dua ettiğimizi söyledim. Geçtiğimiz yıl Ankara'da kampta Hido'yla tanışan 6 yaşındaki oğlum "İlle de beni Hido'yla konuştur" diye sıkıştırınca soluğu Hido'nun yanında aldım. Bir dakikalık boşlukta Hido güzel ve sakin bir şekilde onunla konuştu. Tüm sporcuların gözlerinde 2001 'de Avrupa 2.'si olduğumuz o heyecanı gördüm. Sonra da Süper Kupa maçını izlemek için Olimpiyat Stadı'na doğru yola çıktık. 11 yıl önce temel atma törenine katıldığım stada ilk kez maç seyretmek için gidiyordum ve biraz heyecanlıydım. Trafik kargaşası, girişteki vurdumduymazlık, biletleriyle yerlerini arayan şaşkın taraftarlar, güvenlik görevlilerinin nezaretinde havada uçuşan küfürler derken devrede yanımdaki arkadaşlarımın oybirliği ile stattan ayrıldık. İlk Süper Kupa maçını Frankfurt'ta izleyen biri olarak aynı beklentiyle gittiğim Olimpiyat Stadı'ndan hayal kırıklığı içerisinde ayrılmıştım. Bu hayal kırıklığım İngiltere Süper Kupası'nda Manchester United'ın Chelsea'yi 3-1 yendiği maçı televizyondan izledikten sonra daha da arttı. Harika bir seremoni, harika bir maç, coşkulu ve dolu tribünler ile mükemmel bir kupa töreni. Bir de maç boyunca saha kenarında dönen yazılar dikkatimi çekti. Milyon dolarlık reklam geliri yerine İngiltere Futbol Federasyonu geleceğe yönelik mesajlarını ve projelerini İngiliz halkıyla paylaşmayı tercih etmiş. Benim sportif izlenimime göre, İngilizler Süper Kupa'nın öneminin ve marka değerinin hakkını bizden daha iyi vermiş.