Türkiye ve Erzurum, Bakanlığı, bürokratları, FİSU, özel sektörü, halkı, “görünen ve görünmeyen kahramanları” ile organize olarak 2011 Dünya Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları’ndan yüzünün akıyla çıktı.
Bu sinerjiyi bundan sonra bölgenin turizmine yönlendirebilmek için ciddi bir enerji harcadık. Bir kentin dev bir etkinlik için nasıl etkinleşebileceğini gördük.
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın kapanış konuşmasında belirttiği gibi, “Türkiye Projesi” diye tanımladığı süreçte artık Erzurum’un bundan sonraki hedefi dünyanın sayılı kış turizm merkezleri arasına girmek olacak.
Bakan Özak dedik ya, bir parantez açarak belirtelim, Özak, “uluslararası organizasyonları ve ilgili çalışmaları başarıyla yapması, ‘Beden Eğitimi’ dersine gerekli ilgiyi göstererek, senelerdir gözden kaçan bir sorunu çözmek için gerekli adımları atması, spor kulüplerinin kanayan yarası, ‘dernekler statüsü’ konusuyla ilgilenerek, yeni yasal düzenlemeler ile ilgili çalışma başlatması, Gençlik Ajansı kurulması çalışması gibi aktif, başarılı, kalıcı ve çözüm üreten çalışmalarından dolayı” bugün Okan Üniversitesi’nde “Sporda Onur Ödülü” alıyor.
Bir kent sporla özdeşleşebilir mi? Bunu Erzurum’da gördük.
Peki, ya Türkiye’nin en büyük kenti?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a kulak verelim:
“Dünyada artık şehirler yarışıyor ve şehirlerin aktivitesi o ülkeleri daha tanınır ve bilinir yapıyor. İstanbul son yıllarda çok başarılı etkinliklere ve spor organizasyonlarına imza attı. Önümüzde hedef olarak 2012 Avrupa Spor Başkentliği var. 30 Kasım 2011’de Spor Başkentliği bayrağını alıp İstanbul’a getireceğiz. Bu unvanı aldıktan sonra İstanbul, Olimpiyat değerlerini taşıyan şehirlerden biri olacak ve sportif anlamda da dünyanın merkezi haline gelecek.”
Benim bu hedefe ulaşılacağına sonuna kadar inanmamı sağlayan birkaç etmen var: Son 6 yılda İstanbul’da 47 büyük etkinlik gerçekleştirildi, sporla ilgili 963 milyon TL’lik yatırım yapıldı, 18 tane kapalı spor kompleksi inşa edildi, 130 okula kapalı spor salonu yapıldı.
Bugün 7 milyon İstanbullunun bu sportif mekânları aktif olarak kullandığı hesaplanıyor ve İstanbul’un “Spor Başkenti” olması halinde 7’den 70’e herkesin spor yapacağı bir yaşam hedefleniyor. Bu konuda bir Üst Kurul kuruluyor.
Tüm bu çalışmalar Olimpiyata doğru atılan emin adımlardır.
Devlet Bakanları Egemen Bağış ve Faruk Nafız Özak ile Kadir Topbaş’ın bu konuda ki kararlılıklarına bizzat tanıklık ettim.
Başkent İstanbul’un “Avrupa’nın Spor Başkenti” olabileceğine inanıyor. İstanbullular buna inanıyor. Geriye Avrupa Başkentlerini inandırmak kalıyor.
Biz kendimize inandıktan sonra o da kolay. {jcomments on}