Recep Cengiz -9 Eylül 2023Sosyal medya ortamında yapılan paylaşımlar eksik bir tarafımızı açığa çıkarıyor.
Sanal ortamda klavye kahramanlığı yapan, “içgüdülerini terbiye etmek yerine, içgüdülerini başarılı sporcular üzerinde tatmin etme” motivasyonlarının arttığı görülüyor.
Toplumsal kabul, saygı ve takdir için uluslararası düzeyde üstün performans ve başarı yeterli olmuyor.
Sanat, spor, siyaset, edebiyat vb. alan fark etmiyor. “Başarılı insanlara karşı antipatimiz var.”
Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say,
Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan yazar Orhan Pamuk,
Sanatçı; Tarkan,
Şair, oyuncu ve yönetmen Yılmaz Erdoğan,
Türk televizyoncu, sunucu, girişimci, uluslararası yapımcı, iş insanı ve medya patronu Acun Ilıcalı…
Ya başarılarına seviniyor saygı duymuyoruz ya bilinçaltımız harekete geçiyor. Onları başarıya layık görmüyor, ‘nasıl’ başarılı olduklarını algılamıyor, yakıştırmıyoruz.
Başarılarında ‘bu insanlara ait olmayan bir şeyler varmış algısı’ yaratıyoruz. Bu insanları karalamak için elimizden geleni değil, gelmeyeni de yapıyoruz. Mutlu olmuyor, ödüllendirmeden cezalandırıyoruz.
Örneğin, Milletimizin gururu olmuş, milli sporcularımızdan, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu okçu, Mete Gazoz küçümseniyor.
Avrupa ve Milletler Ligi Şampiyonu Kadın Voleybolcu, Ebrar Karakurt onur kırıcı hedef gösteriliyor. Sosyal medya üzerinden Milli Voleybolcu Hande Baladın’a ‘Suratına asit atacağım’, ‘Arabanı tarayacağım’ şeklinde tehdit mesajlar atılıyor.
Fenerbahçe ve Milli takım kalecisi, Altay Bayırdır bir grup fanatik taraftarların tezahüratla hakaretine maruz kaldığı için Manchester United'a transfer olmak zorunda bırakılıyor.
FIFA kokartlı hakem, Umut Meler televizyon ekranlarında 'Verdiğin penaltının...' sözleriyle normalmiş gibi sinkaflı eleştiriliyor.
Ergin Ataman'a yönelik küfürlü tezahüratlar, Fatih Terim’e “Eleman” muamelesi çekilmesi, Avrupa şampiyonasında 41 sayıyla oynayarak şampiyonanın en değerli oyuncusu seçilen Melissa Vargas’a “Potansiyeli yok” eleştirisi…
Sözde iyilik ve başarı isteyenler ancak iyilik ve başarının bir parçası olmayan bu insanların söylemlerde; bilgi, ilgi, hoşgörü ve saygı eksikliği var. Sanki iyi bir Müslüman, iyi bir yorumcu, iyi bir taraftar veya iyi bir insan olmanın yolu popülist söylem ve nefret dili kullanmaktan geçiyor.
Peygamberi, “güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmiş” bir dinin mensubu değilmiş gibi “öbür dünyada cennete gitmek için bu dünyayı cehenneme çevirmenin gerektiğini düşünenler” var.
Tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlüğün dışavurumu önyargılı bu söylemler ötekileştirme, düşmanlık ve cinsel ayrımcılığın oluşmasına zemin hazırlıyor. Bu tür söylemlerin sürekli hale getirilmesi suçlamaların toplum tarafından kanıksanması ve normalleşmesine neden oluyor.
Sonuç olarak, bu başarılı spor insanlarına karşı kalıplaşmış nefret söylemleri ahlâkî başarısızlığın bir belirtisidir.
Kimse, kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir.{jcomments on}