Recep Cengiz -14 Şubat 2023 Her afet sonrası demeç, söylem ve analizlerde ‘ben demiştim…’, ‘daha önce söylediğim gibi…’ veya ‘bir kez daha söylüyorum…’la başlayıp aynı bilindik şeyleri tekrar alışkanlığımız devam ediyor.
1999-2023 depremi sonrasında yapılan siyasi söylemler, sosyal medya üzerinden tepkiler, alınması gereken önlemler hemen hemen aynı olması iki deprem arasında oluşturulan en istikrarlı işleyen şeyin deprem vergisi ve deprem sigortası olduğu düşüncesi oluşturuyor.
“Yine yardım istiyor, yine uyarıyor, yine suçluyor, yine başka suçlu yokmuş gibi müteahhitlere odaklanıyor, yine hırsızlık ve yağma oluyor, yine depreminin ‘arama ve kurtarma için milat’ olması gerektiği haberleri yapılıyor…”
Aradan 23 yıl geçmesine, yapılan değişiklik ve yeniliğe rağmen aynı dili kullanıp benzer yaklaşımlar sergilenmesi sonucunda daha büyük yıkımlar yaşanıyorsa, görevi yardım olan kurumlar yardıma muhtaç hale geliyorsa:
-Olaylara bakış açımız ve sorunu ele alış şeklimiz yanlış, demektir.
-Kapsamlı bir bilgi eksikliği var, demektir.
-Kapalı bir dünya görüşü, yargılarına mahkûm olmuş sabit ve değişmez bir yapıya sahibiz, demektir.
-Sorunu, sadece çimento, kum ve demir üzerinden tartışmak problemin ne olduğunu anlamamak, problemin çözümüne ilişkin yaratıcı fikirlerimiz yok, demektir.
-Bilimsel olarak okumalarda anlama ve kavrama konusunda hatalar yapıyoruz demektir.
-Yeni düşünceler üretmeden, aynı şeyi birden fazla kez deneyip farklı sonuçlar bekliyoruz, demektir.
-Kent düzenlenmesi ve mimari yapılanmada doğru kararlar almamış, yeni çözüm önerileri ve geniş bir bakış açısı geliştirememişiz, demektir.
-Kelimelerimiz yetmiyor, doğru mesajlar vermiyor, ezbere ve boş konuşuyoruz, demektir.
-Bildiğimiz yanıldığımıza yetmemiş, “bir arpa boyu” ileri gidememişiz, “boşa kürek çekmişiz” veya yaşadıklarımızdan “ders almamışız”, demektir.
Sözün özü, her afet sonrası aynı söylemlerle uyarılar yapmak itiraf niteliği taşıyor. Geçmişte söylediklerimizi yinelemeyi bırakıp, yeni bir dil konuşmak gerekiyor.
Gelişim için eğitim, bilim, kültür, yönetim, denetim, liyakat, etik ve iş ahlakını da enkazın altından çıkarmak gerekiyor.
Güçlü bir değişim için çürük binalardaki kolonlar kadar zayıflamış insani erdemleri (akıl, bilim ve ahlak) güçlendirmek gerekiyor.