20. Yüzyıl'ın 2 büyük devlet adamı Churchill ve De Gaulle arasında tarihe geçen bir sofra konuşması vardır. İngiltere Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı'na iltifat etmek için "265 çeşit peyniri olan bir ülke savaşta yenilemez" der. De Gaulle ise esprili bir şekilde "Yönetilemez de" yanıtını verir. Fransız futbolunda yaşananlardan sonra bu diyalog aklıma geldi.
Geçen haftaki yazısında Ahmet Altan "Futboldan çok hayat dersi çıkar" diyordu. O zaman futbol yönetiminden çıkarılacak çok dersler var. Fransa önce 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı 1 oy farkla kazandı. Bu moralle Dünya Futbol Şampiyonası'na katıldı ve yaşadığı hezimetler ile kampta yaşanan skandallarla kamuoyunun gündemine geldi. Bunun üzerine Fransa Futbol Federasyonu Başkanı, Spor Bakanı tarafından istifaya çağrıldı. Her iki gelişmede de Sarkozy'nin şahsında Fransa Devleti'nin izlerini görüyoruz. "Fransa futboldur" diyen Sarkozy, şunu söylemişti: "Fransa'da biz çok tartışırız; demokrasi tartışılır, reformlar, muhalefet, iktidar vesaire ama bir konu vardır ki herkes mutabıktır. O da 2016 adaylığımızdır." Güney Afrika'daki skandallar üzerine federasyon başkanının istifasının ardında yine Sarkozy'nin olduğunu anlamamak için aptal olmak lazım. Hem de Blatter'in uyarılarını bile göz ardı ederek. Geçen haftaki yazıma avukat bir okurumdan gelen mail üzerine konuyu biraz daha açma gereği duydum. Ben burada "Biz niye aynı yaptırımları uygulamadık?" gibi yanlış bir hesapta değilim. Bir kıyaslama yaparsak bizim Başbakanımız, Cumhurbaşkanımız da o etkinliğin ev sahibi olmak için gidip görüşmeler yapmadı mı? Ama yetmedi. Demem o ki sporun kamu hareketine dönüştüğü, sportif kurumsallaşmanın sağlandığı gelişmiş ülkelerde, hele de belli hedeflere yönelik 'toplumsal mutabakat' sağlandığında (Fransa örneğinde olduğu gibi) hem bireylerin etki gücü artıyor, hem de gerektiğinde hesap verip görevden alınma olasılığı... Bugün Sarkozy "Ne kadar ekmek o kadar köfte" misali, kurumsal Fransa futboluna verdiği büyük katkı sayesinde elde ettiği kamuoyu desteği ile birileri için "Yok artık" dedirtecek kararlara imza atıyor. 265 çeşit peyniri olan, birbirinden ayrı düşünen, birbirinden tamamen ayrı zevkleri olan, kısacası her türlü farklılığı barındıran bir ülkeyi yönetirken zorluklar yaşanırken, aynı zamanda bu çeşitlilikten de kaynaklanan zengin çözümler üretilebiliyor.
09 Temmuz 2010 Cuma Habertürk gazetesi'nden alınmıştır