Ankara Üniversitesi Gazetecilik bölümüne başlayan öğrencileri Türkçe derslerinde bekleyen bir öğretmen vardı: Emin Özdemir.
Ben de bu öğrencilerden biriydim ve O’nun derslerini çok önemsiyordum.
Emin Hoca’nın ders konularından biri de üsluptu.
Üslup; tarz, yol, biçim, anlatım yolu demek.
Emin Hoca, sözcüklerin seçiliş ve bunların cümleleştiriliş biçimine bakarak üslubu türlendiren Falih Rıfkı Atay’ın bir yazısından da bahsederdi:
“Bizim idadinin edebiyat kitabında üslup üç türlüydü: Üslub-u sade, üslub-u müzeyyen, üslub-u âli. Sadesi belli: Ben senden vazgeçemem. Müzeyyeni: Gül bülbülsüz, bülbül nağmesiz olur, gönlüm sensiz olamaz… Alisine gelince: Zamin çâk, asuman çakçâk olsa, tufan içinde tekne-i Nuh belirip onu bırak da sen yalnız gel dense, gitmem.
Muallim Naci sadesine, Recaizade müzeyyenine, Abdülhak Hâmid de âlisine meraklıydı.”
Tabii üslup sadece edebiyatta değil diğer birçok alanda da çok önemlidir.
Özellikle spor yöneticiliğinde..
Bunlardan en önemlisi de teknik direktörlerin yönetim ve demeç üslubudur.
Milli Takımımızın tarihindeki en büyük başarıya imza atan, 4 yıllık Seul macerasının ardından şimdi de Trabzonspor’u çalıştıran Şenol Güneş’in duruşu, tarzı ve özellikle demeçlerinin altını çizmek istiyorum.
2002 yılında Kore’de yapılan Dünya Futbol Şampiyonası’nda bir mağlubiyet ve beraberlik sonrası 19 milletvekili ile birlikte gruptaki hayati maça çıkacak milli takımın kampını ziyaret etmiştik. Stresin tam hakim olduğu ortamda Şenol hoca çok güzel ve sakin bir konuşma yapmış, kendisine yapılan eleştirilerin altından kalktığını göstermişti. Öte yandan her biri basına manşet olacak çalışmalara da imza atmaya çalışmaktan durmuyor.Bundan 1 ay önce beni arayarak, Ankara’da kurulan JAS Spor Merkezi’nde çocuklar için yeteneğin belirlenmesi, tanımlanması, aranması, geliştirilmesi ve seçimi gibi çalışmaları kaleme aldığım “Bolt’un izinde” başlıklı yazımdan dolayı bilgi aldı. Bir diğer örnek de Genel Sekreter Metin Kazancıoğlu’nu Manchester United Kulübü’ne göndererek oradaki profesyonel yapıyı yakından inceletmesi..
Yani bir yandan yenilik ve değişiklikleri takip ederken diğer yandan da mütevazı söylemleri ile galibiyetlerin şaşaalı görüntülerinden uzak duruyor.
Kazanılan maçta kendi rolünü ön plana çıkartmadan, başarıları abartmadan ve hala hatalardan ders almayı amaçlayan söylemi de dikkat çekici.
Son olarak bu yılın flaş takımı Beşiktaş maçından sonra verdiği demeçler bence ders niteliğindeydi.
Hem oyuncuları, hem de camiası için..
Şenol Güneş’in teknik adamlığını edebiyatın Muallim Naci’sine benzetiyorum.
Hani sevgisini göstermek için “ben senden vazgeçemem” diyen edebiyatçı sadeliğine.{jcomments on}