Dünya Basketbol Şampiyonası’ndaki zafere imza atanları ele aldığım yazılarda “assolist”i sona sakladım.
2000’li yılların başlarında uzun bir süre Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel ile aynı yönetim kurulunda görev yaptım. Demirel’in bugün elde edilen tarihi başarıyı yıllar önce planladığını yakından gözlemledim. Geçenlerde internette gezinirken 6 Mart 2002 tarihli Zaman Gazetesi’nde yayınlanan “12 Dev Adam 2010’da Dünya Markası Olacak” başlıklı röportajı gözüme çarptı.
Başlık bile bir büyük uzak görüşlülük örneği değil mi?
O röportajda gazeteci soruyor : “Şimdi çok ciddi bir 20–10 (Yirmi on) projeniz var. 2010’da Dünya Şampiyonası’nı Türkiye’ye alabilecek misiniz?
Demirel diyor ki:
“1998 yılında, 2001 Avrupa Şampiyonası’nın ev sahipliğini aldığımız zaman yönetim kuruluna teşekkür ederken çok iyi bir organizasyon yapacağımıza dair söz vermiştim. Bundan sonraki hedefimizin de 2010 Dünya Şampiyonası’nı organize etmek olduğunu söylemiştim. Çünkü 2002 Indiana’da, 2006 da Japonya’da düzenleneceği için 2010’un Avrupa kıtasına verileceğini düşünüyorum. Bu hedef çok gerçekçi. Bunları sağlamak için de şimdiden kolları sıvadık, 12 Dev Adam basketbol okullarıyla birlikte, 20 ilde basketbol eğitim merkezleri kuruyoruz.”
Hedef koymak ve bu hedefe ulaşmak. Bu yolda ilerlerken aşılması gereken onlarca engelle karşılaşırsınız. Demirel belki de bunların yüzlercesi ile karşılaştı. Hakkında soruşturmalar açıldı, gazeteler kampanyalar yaptı. “Engeller takılmak için değil, aşılmakiçindir” sözünün temsil ettiği en önemli spor adamlarından birisidir Demirel. Her başarılı insanın ödemesi gereken bedeli de fazlasıyla ödemiştir.
Birçok kişi onun “soğukluğunu”,“yüzünün asıklığını” eleştirdi durdu. Maalesef yaptığınız işler değil de davranış şekliniz daha önemli hale geldi.
Üstelik, Demirel bu demeci verdiğinde Basketbol Federasyonu özerk değil ve devletin ağırlığının daha yoğun olduğu bir dönemdi. Özerk olan federasyonun 2005 ve 2008 yılında yapılan genel kurullarında başkan seçildi ve o tarihten bu yana üç genel müdür, beş spor bakanı ile çalıştı.
Röportajın bir yerinde Demirel “2010 yılına kadar hedefleri çizerim” diyor. Tıpkı başkan seçildiği 1992 yılında 2001 yılını planladığı gibi.
Elimde Pusula diye bir roman var. İlk cümlesi şöyle başlıyor:
“Olduğunuz yerden…
olmak istediğiniz yere”
Bunlar bir zamanlar bir “düş”tü. Demirel’in aklına düştü.
O, ilmek ilmek ördüğü uzak görüşlü çalışma anlayışının sonucunda“olmak istediğiyere” gelirken bizlere de Türk spor tarihinin en büyük başarısına tanıklık etmek düştü.