Birazdan anlatacaklarım da bu türden bir boşluktur, yararlı boşluk..
Baştan söyleyeyim, bu “öykü”nün gerçek kahramanları ise engelli futbolcularımızdır…
Yıl 2006.
Haluk Ulusoy, TFF Başkanı seçildi.
Başkan seçildiği konuşmasında sadece bir konuda söz vermişti: “Engelli futbolunu dünya standartlarının üzerine çıkaracağım.”
İşte hayatımın son 3,5 yılını dolduran, “boşluk” yaratma süreci de böyle başladı.
Önce TFF bünyesinde “Engelliler Futbol Koordinasyon Kurulu” oluşturuldu. Gerek 4 engelli spor federasyonunun başkanı gerekse de TFF yönetiminin isteği ile benden bu kurulun sorumluluğunu üstlenmem istendi.
İlk olarak bir slogana ihtiyacımız olduğunu gördük.
Ana mesaj olarak “Türkiye Futbol Oynuyor”u benimsedik.
“Futbol aşkı engel tanımaz” dedik.
Sırada engelli sporcularımızın verdiği mücadeleyi sloganlaştırmaya gelmişti:
Ampute futbolcularımız için “Tek Ayaklı Kramponlar” diyerek onların yüreklerindeki cesareti göstermeye çalıştık.
Görmeyenler için de“en güzel gol, görmeden atılan goldür” dedik.
TFF böylece tarihinde ilk defa kurumsal olarak sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer aldı.
Basında öylesine bir ilgi oluştu ki, bir gün Şenes Erzik, “TFF hakkındabasında olumlu haberlersadeceengellilere yönelik yapılanlar” diyecekti.
Einstein’in dediği gibi bir şeyler kımıldıyordu.
Toplumda artık bir engelli futbolu gerçeği, köşe yazarlarına konu oluyordu. Başta Ercan Güven olmak üzere güçlü kalemler bu konuya eğiliyordu. Engellilerin futbol maçları ilk kez televizyonlardan canlı yayınlanıyordu. Murat Başesgioğlu bakanlığı döneminde tüm organizasyonlara katılıyor ve destek veriyordu. Bir çok ünlü gösteri maçlarında yer alıyordu.
.
Tufan Öktüren ve Borga Aydoğdu bu yolun taş taşıyıcıları oldular. Helal olsun onlara.
Bu arada tarihi başarılar da peşi sıra geliyordu.
Ampute milli futbolcularımız önce Dünya 2.si, sonra Avrupa 3.sü, işitme engellilerimiz Dünya 2.si oldu. Görme engelliler ilk kez katıldıkları Avrupa Şampiyonasında gol averajı ile olimpiyatlara katılma şansını kaybetti.
Özel sporcularımız olimpiyatlarda ikincilik elde etti.
Bütün kurullar değişirken değişmeyen tek şey bu kurul ve çalışanları idi.
Evet, Kurul engelli futbolunu kımıldatmıştı.
Başkaları da boş durmuyordu bu dönemde elbette.
Ve bir şeyler tekrar kımıldadı..
Bu sefer çığ Kurulun üstüne düşmüştü.
Merhum Başkan Hasan Doğan Fransız spor gazetesi L'Equipe’e verdiği röportajda, “Futbolunsosyal yanını dageliştirmek lazım. Bununyolu da görme,işitme engellilere, sokak çocuklarına futbolu aşılamaktan geçiyor” demişti.
Sanki bu kurulun misyonunu anlatıyordu rahmetli..
Ama ‘testi’ kırıldı.. artık ne çamur var, ne de boşluk..