Evimin küçük kütüphanesinin başucunda duran şiir kitabının adını yazımın başlığı yaptım. Kapağını kaldırdığımda karşıma “Sayın Ömer Gürsoy’a en iyi dileklerimle, Bülent Ecevit” imzası taşıyor bu kitap. Eşi Rahşan Ecevit’e ithaf edilmiş şiirin son mısrası şöyle:
“Elele büyütüp elele derdik/Elele derip insana verdik/Verdikçe çoğalan sevgimizi.”
Evet, Ecevit’in dediği gibi sevgimiz verdikçe çoğalır, artar, ırmak olup taşar.
Geçtiğimiz hafta 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle Türkiye’nin her yerinde etkinliler düzenlendi. Kurumlar, sivil toplum örgütleri, engellilere yönelik federasyonlar, spor federasyonları gibi. Ama sadece bir tane etkinlik kamuoyunda öne çıktı. TBMM’de düzenlenen organizasyonda özel sporcular Hakan Şükür ve Tanju Çolak’ın katılımı ile milletvekilleri ile bir gösteri maçı yapıldı. Hemen bütün gazetelerde yer alan organizasyonu diğerlerinden ayıran Hakan Şükür’ün zihinsel engelli futbolcu Ahmet’e arttırdığı golün arkasından sevinç görüntüleriydi.
2000 yılında UEFA kupasını aldıklarında Bakanlar Kurulu’na yapacakları ziyaret için onları havaalanında karşılama görevi bana verilmişti. Şükür’le orada tanıştım. Geçtiğimiz hafta da yaklaşık bir buçuk gün boyunca Kral Hakan’la birlikte oldum. Sosyal sorumluluk projelerine önem veren ve bu kapsamda davet edildiği tüm organizasyonlara katılan birisi. Bu tavrı bana Rus yazar Konstantin Stanilavski’nin “Bir Rol Yaratmak" kitabını hatırlattı. Şükür yeni rolüne yani duyarlı alanlara toplumun dikkatini çekmeye çalışan misyonunu başarıyla uyguladı.
Şükür’le daha sonra oğlum Deniz’in 6 ay önce gitmeye başladığı Türkiye’nin ilk çocuk spor akademisine (JAS) gittik. Engelli sporcularla verdiği sevgisini çocuklara da aktardı. Üç çocuk babası olarak çocuklarla sıcak diyaloglar kurdu. Çocuklara 20 branşta uygulanan çoklu yetenek gelişimi programını dikkatle inceledi, bu modeli hükümete model önerisi olarak sunacağını ifade etti.
O’nun hızlı sarılmış yaşam öyküsünü dinlerken çölde yükselen kule gibi gördüm onu. Olayların içinden neden bu denli sivrildiğini daha iyi anladım.
Bir kişi yaşamındaki olayları değil, yalnızca onları göğüsleme biçimini değiştirebilir. Hakan da bunu yaptı.
Rahmetli Ecevit ile başladık Hz. Peygamber’in bir sözüyle yazımı bitirmek istiyorum: İnsanların en iyisi, insanlara en çok yararı dokunandır.