“Holiganlar mı? Öncelikle 92 kulübün başkanı var.”
Bu sözler hakkında film yapılan efsanevi futbolcu ve teknik adam Brian Clough’a ait.
Beşiktaş-Bursa maçından sonra yaşanan gelişmeleri ve açıklamaları gördükten sonra aklıma geldi. O zamandan bu zamana tartışılanlar da bana Mevlana’nın malum hikâyesini hatırlattı:
''Ahır o kadar karanlıktı ki gözle fili görmeye imkân yoktu. File ellerini sürmeye başladılar. Birisi, eline hortumu geçirdi, 'fil bir oyuğa benzer' dedi. Başka birinin eline kulağı geçti, 'fil biryelpazeye benziyor' dedi. Bir başkasının eline ayağı geçmişti, dedi ki 'fil bir direğe benzer'. Bir başkası da sırtını ellemişti, 'fil bir taht gibidir' dedi. Herkes neresini elleyip nasıl tahayyül ettiyse fili ona göre anlatmaya koyuldu.
Gelelim futbola, “yeni yasa çıkmadan bu sorunlar çözülmez” diyenler, faturayı sadece taraftarlara kesmeye çalışanlar. Hatta neredeyse “kulüplere ceza vermeyelim” diyerek kampanya düzenleyenler. Hala “cesur vali, kaymakam, emniyet müdürü” arayanlar.
Bir yandan Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve emniyete yeni görevler yeni sorumluluklar yüklerden diğer yandan kulüplere, medyaya, taraftara ayar verilirken kendisini dokunulmazlık zırhına sokmaya çalışanlar..
Ne demişler. Sebepsiz sonuç olmaz.
Sorun yaratan taraftarlarla kulüplerin organik bağının olmadığını bilmeyen birisi var mı bu ülkede? Kendi taraftarını ve karşı takımın taraftarını tahrik edici demeç veren yöneticilerimiz hiç mi olmadı? Fenerbahçe Başkanına “PKKlı” benzetmesi bu ülkede yapılmadı mı? “Hakem hataları devam ederse taraftarımız sahaya iner” diye proaktif demeçler Patagonya’ da mı verildi ? Yine mesela gazeteci döven kulüp başkanlarını hiç mi görmedik?
Ayrıca şiddeti tahrik eden programlar, yasaya aykırı şiddet görüntüleri yüzlerce kez ekranlara yansımadı mı?
Bakıyorum da şimdi yine en önde konuşan onlar. Önümüzde ki günlerde Fenerbahçe ve Ankaragücü taraftarları arasında bir çatışma yaşanırsa kulüp yöneticilerinin verdikleri demeçleri yok mu sayacağız..Bu çatışmanın tohumlarını kim ekmiş olacak dersiniz?
Mevlana fil hikâyesini şöyle tamamlamıştı:
“Herkesin elinde bir mum olsaydı, sözlerinde itilaf kalmazdı. Duygu gözü, ancak avuca benzer. Avuç bütün fili birden elleyemez ki.”
Avuç “dokunulmaz” yöneticilerimize elleyemiyor.
Elimizde mum yok bari duygu gözümüzleben dokundurayım.
Doğrusu Brian Clough kadar cesurca bir ifade kullanmayım ama yine de söylemeden edemeyeceğim:
“Kulüp yöneticilerimizin yarısı holigan değil.{jcomments on}