Recep Cengiz- 9 Şubat 2021 Dağınık, çığırından çıkmış, denetimsiz transfer süreçlerinin en çarpıcı ve hazin sonuçlarından biri de “kulüplerin borç batağına” saplanmasıdır.
Kulüp kasasında olmayan (banka kredileriyle alınan) milyarlarca lira ve dolar, her transfer döneminde el değiştirerek başka kulüplerin kasalarına ve menajerlerin ceplerine (şampiyon olursak, kupa kazanırsak, başka bir takıma transfer yaparsa) bonuslarla artı para olarak aktarılır.
Gerekçe klasik ve yöntem basittir.
Takımın bu oyunculara acil ihtiyacı vardır!
Normal bir kadro ile rakiplerle mücadele etmektense, yabancı oyuncu sayısının artması ile birbirini tamamlayan kulübü borçlandırarak transfer yapmak düşüncesi kuşkusuz en zahmetsiz ve elverişli, en önemlisi de sorunsuz bir yoldur.
Oysaki borçla transfer sahte bir alım gücüdür. Bundan ekonomisi güçlü olmayan kulüplerin yöneticileri memnun olur.
Sportif açıdan tarafların gururları okşanır.
Huzursuzluk, taraftar baskısı ortadan kalkar, özgüven oluşur ve motivasyon artar.
Çok transfer kabul gördükçe taraftar şampiyonluğa daha kolay inandırılır.
Ekonomik açıdan ilerleme duygusuna kapılmış oldukları için gereksiz transferler (tüketim) artar.
Dolayısıyla bu tip yöneticiler; kulübün ekonomik kaynakları artmadan, mali tablosu değişmeden güçlü olduğunu hisseder/hissetirirler.
Para yöneticilerin kasasından çıkmadığı için kulüplerde transfer hareketliliği hiç eksik olmaz. Kulübün kurumsallaşmasına, takımın performans değerlerine katkı yapmayan transferler daha çok yapılır. Yaşar Kemal’in dediği gibi “Umutsuzluktan umut yaratılır.”
Kaynaklarla, harcamalar arasında uyumsuzluk vardır, futbolcular kulübe yük olmaya başlamışlardır, ama olsun… Çünkü; dünyadaki bütün futbolcular ve teknik direktörler, Orhan Veli’nin dediği gibi bedavadır: Transfer ücreti, menajer yüzdesi, bonservis bedeli, prim, maaş, diğer bonuslar, sakatlıklar, performans değerleri, yedek kulübesinde beklemek ve tribünde seyirci gibi oturmak bedava…
Bu tip transferler aslında alım gücü düşük kulüplere (yöneticileri tarafından) tattırılan yalancı bir rüya, taraftar gözünde yargıyı değiştiren ve beklentiyi artıran sahte bir duygudur.
Ortada para yok futbolcu var olduğu için ödenmeyecek tek kuruş veya verilmeyecek hesap yoktur.
Vicdan tarafı bilinmez ama hukuki açıdan hiçbir sorun yoktur. Tam bir büyük kulüp başkanı gibi hareket edilmiştir. Yapılan her şey kulübün menfaatleri için yapılmıştır.
Cevaplar yeterlidir.
Olması gereken budur!
Ayrıca, aklanması gerekenler rakiplerdir.
Kulüpler birbirini suçlarken “tencere dibin kara, seninki benden kara” edebiyatı yaparlar… Çünkü, ezeli rakipler transfer yapınca dingin sularda akılları kurcalayan tedirgin düşünceler kol geziyordur.
Finansal faır play mi?
Onda sorun yok…
Gel beraber Mesut olalım!
Kulübümüz köklü, camiamız büyük “Allah kerim!”{jcomments on}