İtalyan filozofu Papini, Einstein’la yaptığı bir konuşmada diyor ki, “rölativite, evren, fizik teoriler…
Ben bunlardan bir şey anlamıyorum. Siz en büyük fizik âlimi olarak evren hakkında herkesin anlayabileceği şekilde çok kısa olarak bütün bunları ifade eder misiniz?” Einstein derin derin düşünüyor ve “Bütün fizikî olayları tek bir cümlecikle ancak şöyle özetleyebilirim: Bir şey kımıldıyor!”
Türk sporunda ne oluyor diye sorsalar herhalde en doğru cevap Einstein’ninki gibi “bir şeyler kımıldıyor” olurdu.
Yıllar var ki her spor bakanı, her spor yöneticisi Türk sporunun kurtuluşu için söyledikleri klasik demeçler olurdu: “Türk sporunun temeli okullarda atılacak”, “amatör sporun kaynağı okullardır”, “en büyük avantajımız gençliğimiz” gibi.
Hemen ardından bakanlar arasında gösterişli imza törenleri yapılıp protokoller imzalanırdı.
Amma ve lakin gün gelir geçer protokolü uygulamakla sorumlu bürokratların içini imtiyaz adacıklarını kaybetme korkusu kaplar ve bu protokoller bürokrasinin karanlık koridorlarında erir giderdi. Ta ki yeni bakanlar tekrar iş başına gelene kadar.
Bu sefer farklı bir şey oldu. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ile Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu okul sporunun Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmesi konusunda sessiz sedasız bir protokol imzaladı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul sporları için ayırdığı bütçenin 10 katı fazlasıyla GSGM bu sürece hazır. (Gazetemin hakkını teslim etmeliyim: Türk spor basınında 17 milyon öğrencinin spor faaliyetlerini duyuran tek gazetenin Habertürk olduğunu da belirtmeliyim)
Bu bence birinci devrimdi.
İkinci devrim de Türk gençliğini yakından ilgilendiren bir gelişme geçtiğimiz hafta Bakanlar Kurulu’ndan geçti. 1.5 yıllık çalışmanın ürünü olan yasa Meclis’te onaylandıktan sonra artık bir “Gençlik Ajansı”mız olacak.
Dünyada da gençlik konusunda yükselen bir trend var. İçinde bulunduğumuz 2010-2011 yılı Birleşmiş Milletler tarafından ‘Dünya Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmişti.
Şimdi Türkiye bu yeni yapısıyla birçok ülkenin bir adım önüne geçmiş oldu.
Her şey Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben gençliği yedek kulübesinde değil ilk onbirde görmek istiyorum” sözü üzerine başladı. Bakan Özak da düğmeye bastı.
Şimdi önümüzde çok daha zorlu bir süreç var. Bu devrimin uygulama alanı ve hayat bulması.
Devrimler zelzele etkisi yapar ve böylesi ortamlarda birşeyler kımıldarken kimse kıpırdamadan duramaz. Devir herkesin nitelikli emeğini ortaya koyma zamanıdır. {jcomments on}