Dünya Basketbol Şampiyonası’nın göz kamaştırıcı güzelliği içinde alınan sonuçlara takılmadan, “festivallerin akıl tutulması”nı yaşamadan “insan”a odaklanmak gerekiyor.
Bugün ve bundan sonraki günlerde yazacağım yazıların konusu, bu başarının altında imzası bulunan insanlara bin selam, bir saygı duruşudur.
Bugün filmlere konu olacak bir yaşam öyküsünü anlatmak istiyorum.
15 Mayıs 1987 yılında Özbekistan’ın Buhara şehrinde dünyaya geldi. Gerçek adı Arsen. Kırım’dan Özbekistan’a sürgün edilen Kırım Tatarı bir ailenin çocuğu. Babası Enver, annesi İraliye..
Daha 15 yaşında iken Ülkerspor altyapısı tarafından keşfedilerek Türk vatandaşlığına geçirildi. Basketbol Federasyonu’nun çalışmaları sonucunda FIBA’dan izinler çıkarıldı.
O dönemlerde yaşadığı sakatlığın tedavisi için Federasyon bütçe oluşturdu.
Doğrusu Türkiye Basketbol Federasyonu’nun özel bir projesiydi Ersan İlyasova..
İlk defa Avrupa Yıldızlar Şampiyonası’nda izlemiştim. Milli Takımımız şampiyon olurken Ersan harikalar yaratıyordu.
Daha o zamanlar menajerler ellerinde hediyelerle takımın kamp yaptığı otel lobisinde peşinden koşuyordu.
2004 yılında A Milli Takım’ın başına Tanyeviç geldi.
Aynı tarihlerde de Futbol Milli Takımımızın başında Ersun Yanal vardı.
Benim davetimle Tanyeviç ve Yanal birlikte yemeğe gittik. Yemekte Ersan’ı Tanyeviç’e sordum. “Gelecek 10 yılda bu ülkenin en önemli oyuncusu olacak.” diye cevap verdi.
Aynı yıllarda Tanyeviç, o zamanlar Milli Takımımızın en değerli oyuncularından olan İbrahim’e “seni milli takımdan kesecek bir oyuncu var” der.
2006 yılında Avrupa Ümitler Şampiyonası’nda “en değerli oyuncu” ödülünü aldığında yaşı 19’du.
2007 yılında Barcelona’ya transfer oldu. İkinci yılında fırtına gibi eserken yarım bıraktığı NBA kariyerine Milwaukee Bucks formasıyla devam etme kararı aldı.
Onunla milli takımların her kategorisinde çalışan Nihat İziç, Ersan için iki büyük sakatlığın ve ameliyatın ardından “artık oynayamaz” denildiğini ancak onun her defasında ayağa kalktığını söyledi.
Bence O basketbolun Messi’sidir.
Ersan’ın hikâyesi, potanın gladyatörlerinin ortak başarısıdır: Hep vurguladığım federasyonun kurumsal çalışması ve uzak görüşlülüğü, kurt antrenörün öğrettikleri ve motivasyonu ile mutlu sona ulaşmıştır.
Elbette burada en büyük pay Ersan’ındır. Zorlu bir yaşamın içinden mücadeleci bir kimlik ile sıyrılarak gelmiştir.