Türkiye'de son aylarda “Nereden çıktı bu para?” dönemi yaşanıyor. Her ekonomik operasyon sonrası sektörde “Bu parayı nereden buluyorlar?” nidaları yükseliyor. “Hayırdır ekonomi yazmaya mı karar verdin?” dediğinizi duyar gibiyim ama bekleyin.
Futbolda durum farklı değil ki! “Borç içinde”, “Battı batacak” denilen yöneticiler yıllarca gıpta ile izlediğimiz yıldızları ülkeye getirince, rakipleri ‘dost sohbetlerinde’ “Demirören’in suyu nereden geliyor?” diyor.
Aslında ‘özelleştirmeler’ ile ‘transferler’ ne kadar da birbirine benziyor... Her ikisi de riskli ve geleceğe dönük yatırımlardır. Hesabını kitabını iyi yapanlar bu riski kazanca çevirebilirler.
Beşiktaş’ın kongresinden sonra ‘Kongre dersleri’ başlığı ile iki yazı kaleme alıp şöyle demiştim: “Demirören ‘sürdürülebilir gerginlik projesi’ ile önümüzdeki 3 yılı götüremez. Akordu bozuk taraftar ve camia arasında uyumu sağlaması şarttır. Mevlana’nın
dediği gibi; yüz ayak merdivenin iki basamağı noksan olsa dama çıkmak isteyen çıkamaz. Kısacası, ‘başkan Demirören’in önünde liderlik için daha çok basamak var...”
Bu yazımızın ardından Demirören şaşırtıcı bir liderlik örneği gösterdi ve basamakları hızla atladı. Son transferlerle taraftarlarla arasındaki soğukluğu giderdi ve rahat rahat tribünlerde maçları izlemeye başladı. Beşiktaş camiasını ayağa kaldıran bu hamlelerden dolayı Demirören tebriği hak ediyor.
Ancak bu parıltı gözleri kör edip işin esasını görmemizi engellemesin. Şimdi sırada kulübün sağlıklı bir mali yapıya kavuşması var. Bunun yolu harcamalarda efektif olmanın yanı sıra sponsorluk ile kombine ve forma satışı gibi gelir getirici kalemlere asılmaktır. Fakat anlaşılıyor ki taraftar bir yandan büyük transferlerin keyfini sürerken, en azından bir kısmı da sponsorluklara karşı çıkıyor. Arsenal stadının adına Emirates ibaresi ekleyince ne tartışmalar olmuştu. Bugün Arsenal Kulübü’nün maç günü geliri, toplam geliri içinde yüzde 51 seviyelerinde.
Beşiktaş taraftarının da şunu çok iyi bilmesi lazım: Futbol yıldızları endüstriyel futbolun meyveleridir. Onları kendi stadında görmenin zevkini yaşayan taraftarın, bunu finanse edenlere karşı çıkması “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtir. Küfrü yok etmek, lisanslı ürün alımı gibi süreçlerle bu çabaları desteklemek bir yana mantıksız yere karşı çıkarsanız o zaman rakip kulüp başkanlarının büyük bir şaşkınlıkla söylediği “Bu değirmenin suyu nereden gelecek?” sorusunu sormak zorunda kalırsınız.{jcomments on}
Başkan Demirören, Mevlana’nın sözüne kulak verdi ve merdivenin noksan iki basamağını tamamladı, dama çıkmak görevi şimdi Beşiktaş camiasında.