Geçen hafta Özhan Canaydın’ın vefat haberinin geldiği sıralarda Şevket Süreyya Aydemir’in “Suyu Arayan Adam” adlı kitabını okumaya başlamıştım.
Aydemir önsözde Hint felsefesinden bir anlatıma yer vermiş.
“Bir adam vardı. Suyu arıyordu. Toprağı üç kulaç, beş kulaç kazdı. Suyu bulamadı. On kulaç, on beş kulaç kazdı, gene suyu bulamadı. Sonra yerin derinliklerinde kara kaya tabakalarına rastladı. Yeise düştü, gücü sona erdi ve suyu bulmaktan ümidini kesti. Fakat bir ses ona:
‘Daha derinlere in, daha derinlere!’ dedi.
Daha derinlere indi ve suyu buldu.”
Yıllar önce Hintli Rama Krişma sanki bunları Canaydın’ın hayatı için söylemiş.
Ne demişti Başkan seçildiği gün Canaydın; “Tam 20 yıl bu an için yaşadım. Hedefim başkan olmaktı, bunu başardım, sizlerin desteğiyle.”
14 yaşında kulübe üye oldu, sonra yıllarca basketbol takımının formasını giydi, daha sonra 20 yıl süreyle kulübün değişik kesimlerinde görev yaptı ve başkan oldu.Bir gün bile suyu aramaktan vazgeçmedi.
Canaydın dersleri, hedef koymak, çalışmak, sebat etmek ve sonunda o hedefe ulaşmaktır.
20 yıllık büyük bir hedef için beslenen olağanüstü Galatasaray aşkının gözünü körleştirmeyip rakibi takdir etmesine mani olmaması da çok önemlidir. İşte o nedenle ezeli rekabetin ebedi dostluğunun sembol ismi olmuştur.
Yıllar önce İlhan Kesici ile birlikte seyahat eden bir arkadaşımdan dinlemiştim.Kesici, Aziz Yıldırım, Serdar Bilgili ve Canaydın ile Ankara’da VIP salonunda karşılaşır. Canaydın’a ‘merhaba’ der, ancak uzun süre telefonda konuşan diğer iki başkana bir türlü merhaba diyemez. Nezaketsizlik olur diye de yanlarından ayrılamaz. Canaydın, diğer iki başkana takılarak “bunlar kulüplerinin işlerini bir türlü düzene koyamadıkları için telefonsuz yapamıyorlar, Galatasaray’ın işi dört dörtlük olduğu için ben telefon bile taşımıyorum” der. Bu takılmasında bile bir incelik, bir zarafet var Canaydın’ın..
Canaydın’dan Polat’a
Canaydın bir rol modeliydi ve doldurduğu koltuğa bugün ikinci kez Adnan Polat seçildi.
Polat’ı 1997’den beri tanıyorum. Bundan yaklaşık dört ay kadar önce basketbolda yaşanan büyük skandalın izleri ve şoku devam ederken İstanbul’da Holdingdeki odasında ziyaret etmiştim. Önceki görüşmelerimin aksine iki saat süresince ne sekreteri ne de holdingin diğer çalışanları içeri girdiler. Merak edip sordum, meğerse Polat kendine ait enerji şirketi dışındaki tüm görevlerinden istifa edip kendini tamamen Galatasaray’a adamış.
Bir tarafta 20 yıllık bir adanmışlık, diğer tarafta yeni bir enerji ve güven ile farklı bir adanmışlık.
Polat’ın Canaydın gibi işleri rayına koyup cep telefonu kullanmaktan dahi vazgeçip geçmeyeceğini bilemem.
Ama Polat’ın tüm spor camiamız gibi o unutulmaz rol modelinden alacağı derslerin olduğu kesin.