Basketbolda Nasıl Ekol Olunur? BOGDAN TANJEVIC ile bir söyleşi
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Yönetim Ömer GÜRSOY Basketbolda Nasıl Ekol Olunur? BOGDAN TANJEVIC ile bir söyleşi

Basketbolda Nasıl Ekol Olunur? BOGDAN TANJEVIC ile bir söyleşi

alt

Ömer GÜRSOY- 11 Mart 2011

 

Yazarlarımızdan Ömer Gürsoy'un BOGDAN TANJEVIC ile SPORMAX’TE YAYINLANAN “AÇILIM” PROGRAMI metnini sizlerle paylaşıyoruz. Çok keyifli ve aynı zamanda ders niteliğindeki bu söyleşi Basketbolda ufuk açıcı bir nitelikte. Erkek Milli Takımlar Teknik Koordinatörü Bogdan Tanjevic, 10 Mart 2011 tarihinde konuğu olduğu “Açılım” programında önemli açıklamalarda bulundu.

 

 

Sunucu: Ertunç Öner / Yorumcu: Ömer Gürsoy

Konuk: Bogdan Tanjevic / Çevirmen: Serdar Ateş

 

 

“Dünya Şampiyonası’nda inanılmaz günler yaşadık”

“Devlet desteği müthişti, bunu unutmamak lazım”

 

Öner: Dünya şampiyonasını yaşadık. Heyecan dolu bir şampiyona oldu. Herkes Tanjevic’in şampiyona sonrasında neler yaptığını merak ediyor. Tabi bu arada Milli Takım’da da görevi devam ediyor. Sohbetimize buradan başlayalım.

 

Tanjevic: Dünya Şampiyonası inanılmaz bir organizasyondu. Hem sportif açıdan hem de organizasyon açısından inanılmaz günler geçirdik. Bunu sadece kişisel olarak ifade etmiyorum, oyuncularım, federasyon ve bütün Türk halkı ile birlikte bu coşkuyu hep birlikte yaşadık. Burada devletin bize vermiş olduğu destek de müthişti. Bunu unutmamak lazım. Onların katkısı çok büyük oldu. Ankara ve İstanbul’daki seyircilerin altını çizmek istiyorum. Takıma harika destek verdiler. Sonuçta büyük bir başarı elde ettiğimiz bu güzel günleri hep beraber yaşadık.

 

 

“Milli Takım’a Teknik Koordinatör olarak hizmet etmeye devam edeceğim”

 

Öner: Bundan sonraki dönemde Milli Takım’da üstleneceğiniz görev ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Türk basketboluna ilerleyen günlerde ne gibi katkılarınız olacak?

 

Tanjevic: Bundan sonra Milli Takım’a Erkek Milli Takımlar Teknik Koordinatörü olarak hizmet etmeye devam edeceğim. Yeni dönemde bildiğiniz gibi Orhun Ene, oldukça ağır bir yükün altına giriyor ve baş antrenörlük görevini üstleniyor. Bu görevi en iyi şekilde ve başarıyla yerine getireceğine inanıyorum. Ben de tecrübem, bilgi ve birikimimle kendisine destek olmaya çalışacağım. Burada üstleneceğim görevi belki de danışmanlık olarak nitelendirebiliriz.

 

 

“Türk vatandaşı olmak benim için büyük bir gurur”

“Türk vatandaşlığı hayatımda aldığım en büyük ve anlamlı ödül”

“Türkiye, önümüzdeki 15 yıl içerisinde hem siyasi hem de ekonomik olarak dünyanın en güçlü 5. ülkesi olmaya aday”

 

Gürsoy: Bu soruyu bir alıntı yaparak sormak istiyorum. Lübnan asıllı Fransız bir yazar var. Ölümcül kimlikler isimli bir kitabında şöyle diyor; “Kimlik bir çırpıda verilmez. Yaşam boyunca oluşur ve değişir.” Kendisi 27 yaşında Lübnan’dan ayrılarak Fransa’ya yerleşti ve bu ülkede yaşayan bir yazar. Kendisine soruyorlar; “kendini Fransız mı hissediyorsun yoksa Lübnanlı mı?” Bu sorulardan bıkmış ve “her ikisi” dememesine rağmen peşini bırakmamışlar. En sonunda yazar şöyle demiş, “Kimlik bölmelere ayrılamaz. O ne yarımlardan oluşur ne de kuşatılmış diyarlardan. Kimlik muhasebesi yaparım ve kimliğimde ne kadarı varsa hiçbirisini reddetmem. Siz de hem Karadağ doğumlusunuz hem de İtalyan vatandaşlığınız var. Sanıyorum ki önümüzdeki 1 ay içerisinde de Türk vatandaşlığınız kesinleşecek. Siz kendi kimlik muhasebenizi yaptınız mı?

 

Tanjevic: Her şeyden önce Türk vatandaşlığına layık görülmekten onur duyuyorum. Bana verilen bu hediye, bu anlamlı ödül hayatımda, kariyerim boyunca aldığım en güzel ödüldür. Bunu açık yüreklilikle söylemek istiyorum. Bu nedenden dolayı da Sayın Başbakanımıza, Sayın Spordan Sorumlu Devlet Bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Türk insanını ve Türk halkını çok seviyorum. Yıllardan beri burada olmamdan dolayı Türk insanına hayranlığım daha da arttı. Türk vatandaşı olacak olmam, benim için büyük bir mutluluk. Çocuklarım da bu ödüle layık görüldü. O da benim için ayrı bir mutluluk. Ailemle birlikte Türk vatandaşlığına kabul ediliyorum. Şunu da söylemek isterim ki, gelecek 15 yıl içerisinde hem siyasi olarak hem de ekonomi olarak dünyanın en kuvvetli beşinci ülkesi olmaya aday bir ülkedir Türkiye. Bu benim kişisel öngörüm. Böyle bir ülkenin vatandaşı olmakta benim için ayrı bir keyif, ayrı bir gurur.

 

 

“Biz antrenörler çok kısa sürelerde ani ve önemli kararlar vermek zorundayız”

 

Gürsoy: Eski bir röportajınızda size yöneltilen ‘niçin o oyuncuyu kadroya almadınız, niye bu oyuncuyu oynatmadınız?’ gibi sorular üzerine İtalya’dan tanıdığınız bir antrenör ile ilgili bir hikaye anlatmıştınız. Bu hikayeyi izleyicilerimiz için bir kez daha anlatır mısınız?

 

Tanjevic: Daha önce anlatmış olduğum o hikaye Pentasulya isimli bir koçun hikayesidir. Bugün kendisi aramızda değil. Gerçekten harika bir insan ve müthiş bir antrenördü. O dönemde faul çalındığı zaman takımların serbest atış kullanma veya kenardan topu oyuna sokma hakkı bulunuyordu. Koç da bu iki şık arasında yaptığı seçimlerde her zaman yorumcular tarafından eleştiriliyordu. Burada kendisi artık bu eleştirilerden yorulmuş olacak ki, bir maçın son bölümünde kritik bir faul düdüğü çalınınca ilginç bir olaya imza attı. Kendisi o anda karar veremediği için yorumcuların yanına basın tribününe gitti. Dedi ki, “Topu kenardan soktuğum zaman beni eleştiriyorsunuz. Serbest atış olarak değerlendirdiğim zaman da eleştiriyorsunuz. Şimdi siz söyleyin bakalım, bu pozisyonda topu oyuna kenardan mı sokmalıyım, serbest atış seçeneğini mi kullanmalıyım?” Bu hikaye gerçekten koçların işlerinin kolay olmadığını göstermesi açısından son derece önemli. Uzun yıllar unutulmayacak ve anlatılacak bir hikâye oldu. Şunu söylemek istiyorum, biz koçlar, çok kısa sürelerde ani ve önemli kararlar vermek zorundayız. O yüzden seyircilerin, yorumcuların bizlere bu konularda biraz daha fazla müsamaha göstermesi gerekiyor. Daha anlayışlı davranmalarını bekliyoruz. Bizler de yıllarca bu işle uğraşan insanlar olarak belli bir takım bilgi ve birikime sahibiz. Bu konuda herkesten biraz daha saygı bekliyoruz.

 

 

“Oyuncularımı motive etmek açısından hiçbir sorun yaşamadım, herşeylerini sahaya yansıttılar”

“Hayatımdaki en güzel günleri Dünya Şampiyonası’nda yaşadım”

 

Öner: Geçtiğimiz sene ciddi bir rahatsızlık geçirdiniz. Bu süreçte bir süre Fenerbahçe Ülker’i çalıştıramadınız. Sonrasında da Dünya Şampiyonası’nda takımın başında yer alıp alamayacağınız büyük tartışma konusu oldu. Ancak her şeye rağmen şampiyonada takımın başında yer aldınız. Dünya Şampiyonası’nda oyuncuları motive etmek için özel bir çaba sarf ettiniz mi? Yoksa oyuncular sizin özverinizi görüp maçlara otomatikman motive mi oldular?

 

Tanjevic: Dünya Şampiyonası’nda oyuncularımı motive etmek açısından hiçbir sorun yaşamadım. Çünkü oyuncularım fazlasıyla motive olarak geldiler. Hazırlık döneminden itibaren bütün oyuncularım, sahip oldukları enerjiyi, eforu, her şeyi sahaya yansıttılar. Bunun da bir sonucu olarak benim de devreye girmem gerekmedi. Onların saha içerisinde verdikleri katkıyı hepimiz gözlemledik. Bu benim hayatımdaki en güzel günlerdi. Birbirimize sevgi ile bağlı olduk. Onlar benim için oynadılar, ben onlar için orada bulundum. Dolayısıyla da bu tarihi dereceyi elde etmeyi başardık.

 

 

“Sırbistan maçındaki son saniye basketi planlı bir oyun değildi, tamamen doğaçlamaydı”

“Kerem Tunçeri performansıyla o son basketi atmayı hak etmişti”

 

Öner: Milli Takımdan konu açılmışken, Sırbistan maçındaki son dakika hamlesini bir kez daha sizden dinleyebilir miyiz?

 

Tanjevic: Son hücum gerçekten unutulmazdı. Ancak bunun bir doğaçlama olduğunu söylemek zorundayım. Orada bizim verdiğimiz konuştuğumuz taktik bu değildi. Son topu Hidayet’in kullanmasını planlamıştık. Ama 3 oyuncu birden Hidayet’in üstüne gelince, Kerem Tunçeri’yi unutmuş oldular ve top Kerem’in eline geldiği zaman bomboş bir pozisyon yakaladı. Açık yüreklilikle bunun bir şans olduğunu söylemek istiyorum. Diğer yandan, maç boyunca gerçekten de bu şansı, bu sonucu hak eden bir performans sergiledik. Sonunda da bu şansı bulduk. Tarihi ve unutulmaz bir maçı hep beraber yaşadık. Oyuncularıma hep şunu söylüyorum, son 2-3 dakikaya kadar hep sizinleyim ama kalan 2-3 dakikada sahadaki mücadeleniz ile siz beni taşıyacaksınız. O süre zarfında maçı kazanıp kazanmamak size kalmış. Tabii burada Kerem Tunçeri’nin hakkını teslim etmek lazım. Kerem’de maçın son 10 dakikasını gerçekten müthiş oynamıştı. Hatta biz 5-6 sayı gerideyken, Kerem’in iyi oyunuyla maça tutunduk. Belki de son top onun olmalıydı ve bu kendiliğinden gelişen bir pozisyondu. Kerem de bunu en iyi şekilde değerlendirdi ve yakaladığı fırsatı kaçırmadı.

 

 

“Oyuncularım sahada adeta uçuyorlardı, bana yapacak bir şey bırakmadılar”

 

Gürsoy: Ben 2001 yılında TBF Yönetim Kurulu Üyesi iken, İtalya’da Bormio’da Milli Takımımızın kamp çalışmaları için bulunuyorduk. Sn. Tanjevic de o zaman İtalya Milli Takımı’nı çalıştırıyordu. O zamandan beri tanışıklığımız vardır. Hazırlık maçlarında koçu görüyordum, dizleri yerde maçları izliyordu. Sonrasında da Türkiye’ye geldiği zaman artık ellerini dizlerine koyarak maçları izliyordu. Ta ki 2010 yılına kadar. Dünya Şampiyonası’nda ise çok daha soğukkanlı ve adeta bir bilgin edasıyla oturur oldu. Bu değişikliği anlatabilir mi?

 

Tanjevic: Bundan 10 yıl önce daha gençtim. Fiziksel olarak bazı hareketleri daha kolay yapabiliyordum. Enerjim daha fazlaydı. Aradaki geçiş sürecinde fiziksel olarak yaşadığım bir takım sağlık sorunlarından dolayı, biraz daha sakin olmayı ve daha az hareket etmeyi öğrendim. Bunun yanı sıra, değişimimdeki en önemli etken, Dünya Şampiyonası’nda oyuncularımın inanılmaz bir performans göstermeleriydi. Onlara kenardan bağırma, müdahale etme, motive etme ihtiyacı hissetmedim. Bu yüzden de saha kenarında fazla hareket etmeme gerek kalmadı. Oyuncularım adeta sahada uçuyorlardı. Sürekli olarak olması gerektiği gibi ve tam zamanında pozisyon alıyorlardı. Bana yapacak birşey bırakmadılar. Belirttiğiniz durgunluğumun başlıca sebebi de budur. Tabii ki bu enerjimi, bana sağladıkları bu rahatlığı ben de farklı alanlarda değerlendirdim. Daha etkin düşünme ve maçı daha net analiz etme şansını yakaladım. Bazen de herşey o kadar iyi gidiyordu ki, bir seyirci gibi ben de maçı izledim.

 

“Türkiye ile kazandığım dünya ikinciliğini ayrı bir yere koyuyorum”

“Antrenörlük kariyerimin son yılında böyle bir başarı yaşamak bir mucize gibiydi”

“Kazanılan gümüş madalya benim için altın madalya değerinde”

 

Öner: İtalya’da yaşadığınız Avrupa Şampiyonluğu marka olma yolunda önemli bir başarıydı. Son olarak da Dünya Şampiyonası’nda A Milli Takım ile beraber elde ettiğiniz ikinciliği ele alacak olursak bu başarıları nereye koyuyorsunuz? Kariyerinizdeki hangi başarı sizin için daha önemli?

 

Tanjevic: Bu saydığınız başarılar dışında Bosna Milli Takımı ile de önemli başarılar elde ettim. Bunu da belirtmek isterim. Bu üç başarı arasında düşündüğüm zaman tabi ki en anlamlısı Türk Milli Takımı ile yaşadığım Dünya Şampiyonası finalidir. Bu başarının benim kariyerim açısından bir başka önemi de; antrenörlük kariyerimin son yılında gelen mucize gibi bir başarı olmasıdır. 6 yıl boyunca Türk Milli Takımı’nda oyuncularımızla sevgi içerisinde birlikteliğimiz oldu, çok çalıştık. Sonunda da bu başarıyı elde ettik. Dünya ikinciliği olarak kayıtlara geçen bu başarı benim açımdan Dünya Şampiyonluğu’dur. Kazanılan gümüş madalya benim için altın madalya değerinde çünkü finaldeki rakibimiz ABD şu anda bizlerin hala biraz ötesinde bir rakip. Dolayısıyla ben bu başarılar arasında elde ettiğimiz ikinciliği ayrı bir yere koyuyorum.

 

 

“Altyapıdan gelecek çok önemli oyuncular var”

 

Gürsoy: Sayın Tanjevic hatırlayacaktır. 2005 yılında, iki ABD maçının arasında, o zamanki A Milli Futbol Takımı antrenörü Ersun Yanal’la bir yemek yemiştik. Orada biz Tanjevic’e Ersan İlyasova’yı sormuştuk. Ersan o zaman 17 yaşlarındaydı. Verdiği cevap çok ilginçti ve bugüne ışık tutuyordu. Gelecek 10 yılda Türk basketbolunun en önemli oyuncusu olacak demişti. Geçen 6 yıl içerisinde de bunun gerçekleştiğini gördük. Şimdi de aynı şekilde, gelecek 10 yıla damgasını vurabilecek oyuncularımız var mı?

 

Tanjevic: Ersan’la ilgili yaptığım yorumun haklılığını hepimiz görüyoruz. Oyuncuların sahip oldukları potansiyelleri görmek konusunda açıkçası pek yanıldığım söylenemez. Ersan geçmişte olduğu gibi, yakın gelecekte de milli takımımızın en önemli oyuncuları arasında yer alacak. Zaten NBA’deki performansıyla da bunu gösteriyor. Şu anda da alttan gelen çok değerli oyuncularımız var. Bunlardan 2-3 tanesi, diğerlerinden daha önde görünüyor ama isimlerini şimdi vermek istemiyorum. Yakın bir gelecekte onları da milli takımlarımızda göreceğiz.

 

 

“Devlet büyüklerimizin desteği bizlere güç verdi, oyuncularımızı daha da motive etti”

Cumhurbaşkanımıza, Meclis Başkanımıza, Başbakanımıza, Spordan Sorumlu Devlet Bakanımıza destekleri için teşekkürlerimizi ifade ediyoruz”

 

Öner: Dünya Şampiyonası’nda, sizin de belirttiğiniz gibi devlet adamları çok önemli destekler verdiler. Neredeyse hiçbir maçı kaçırmadılar. Bu, başka ülkelerde pek de görülen bir durum değil. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Tanjevic: Devlet büyüklerimiz tarafından sağlanan destek gerçekten inanılmazdı. Organizasyon anlamında sağladıkları desteğin yanı sıra maçlara gelerek, hatta maçların ardından soyunma odasına kadar inerek bizlere moral verdiler ve büyük destek sağladılar. Oyuncular açısından da bu çok önemliydi. Ne kadar önemli bir iş yaptıklarını böylece daha iyi hissettiler. Cumhurbaşkanımıza, Meclis Başkanımıza, Başbakanımıza, Spordan Sorumlu Devlet Bakanımıza bu anlamda teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Onlarla birebir iletişim halinde olmak, oyuncularımızı daha da motive etti. Onların varlığı olmaksızın bu başarıları elde etmek bu derece kolay olmayabilirdi.

 

 

“Orhun Ene; genç, başarılı ve güçlü bir antrenör”

“İyi bir insan olmadan, iyi bir antrenör olunmaz”

 

Öner: Milli Takımımız için yeni bir dönem başladı. Bundan sonra direksiyonun başında Orhun Ene var. Sayın Tanjevic görevine Teknik Koordinatör olarak devam edecek. Türk basketbolu ve Milli Takım için bundan sonraki dönemi nasıl görüyorsunuz?

 

Tanjevic: Türk Milli Takımı’nın ve bununla birlikte Türk basketbolunun önünün çok açık olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki 10 yıl içinde Türk basketbolu çok farklı yerlere gelecektir, buna inanıyorum. Milli Takım kadromuzun büyük bir bölümü bu formayı yıllarca başarıyla giyecek gençlerden kurulu. Orhun Ene genç bir antrenör olabilir ancak son derece başarılı ve güçlü bir teknik adam. Oyuncularının saygısına sahip olan bir insan. Aynı zamanda milli takımın eski kaptanı olması da ona daha farklı bir saygı duyulmasını gerektiriyor. Bu belki de ancak filmlerde olabilecek bir hikâye. Bundan 10-15 yıl önce milli takımın kaptanı olan bir oyuncu, şu anda milli takımın baş antrenörlüğüne yükselmiş durumda. Ben kendisinin son derece başarılı olacağına inanıyorum. Milli takımımızın yanı sıra Beko Basketbol Ligi, son 5-6 yıl içinde çok büyük gelişim kaydetti. Eskiden, hepimizin bildiği gibi Efes Pilsen ile Ülker arasında geçen şampiyonluk mücadelesine artık 6-7 takım katılıyor. Bu kadar fazla takımın şampiyonluk hedefiyle yola çıktığı bir lig, bugün Avrupa’da bile zor bulunabilecek bir kalitede. Önümüzdeki yıllarda da bu yükselişin devam edeceği düşüncesindeyim. Orhun Ene’yle ilgili söylemek istediğim ayrı bir konu da; ben iyi bir insan olmadan, iyi bir koç olunamayacağına inanan birisiyim. Orhun Ene de insan olarak çok büyük saygıyı hak eden bir isim. Dolayısıyla başarılı olmaması için hiçbir neden görmüyorum. Ben de varlığımla kendisine her türlü desteği vereceğim.

 

 

“Beko Basketbol Ligi’nin ve ligde görev yapan antrenörlerin kalitesi oldukça üst düzeyde”

 

Öner: Beko Basketbol Ligi’nin İspanya Ligi’nden sonraki en iyi lig haline geldiğini düşünüyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Tanjevic: İspanya Ligi’ne çok yakın bir noktada olduğumuzu söylemek mümkün gerçekten. İtalya Ligi de çok kuvvetli bir lig ama bizim ayarımızda değil. Yunanistan Ligi’nin de bariz bir şekilde önünde olduğumuzu söylemek istiyorum. Genel olarak baktığımız zaman, bundan da büyük memnuniyet duyuyorum. Çünkü ligin kalitesi, koçların da kalitesiyle birlikte yükselmiş durumda. Bugün Türkiye liglerinde antrenörlük kalitesi gerçekten de son derece üst seviyede. Bu da beni ayrıca mutlu ediyor.

 

 

“Bizleri zorlu bir Avrupa Şampiyonası bekliyor”

“Olimpiyat hedefi başından beri planlarımız arasında yer alıyor”

 

Öner: 2011’de Litvanya’da yapılacak Avrupa Şampiyonası bizim açımızdan çok farklı bir anlam taşıyor. Dünya ikinciliğinden sonra Olimpiyatlar’a da katılacak dereceyi elde edip, takım sporlarında Olimpiyatlar’a hiç katılamamış Türkiye’nin makûs talihini değiştirebilecek miyiz?

Tanjevic: Açıkçası Litvanya’da bizi zorlu bir şampiyona bekliyor ama biz de istediğimiz dereceyi alabilecek potansiyele sahip olduğumuza inanıyoruz. Olimpiyatlara katılmak, başından beri bizim planlarımızda olan bir hedef. Unutmamak gerekir ki Avrupa Şampiyonası en az 10 takımın zirve mücadelesi yapabilecek nitelikte olduğu bir turnuva. İspanya belki Dünya Şampiyonası’nda istenen dereceyi elde edemedi ama Avrupa Şampiyonası’na çok daha güçlü bir takımla geleceğini varsayabiliriz. Litvanya, geçen sene Dünya Şampiyonası’nda bir yeniden yapılanma içerisindeydi ama ona rağmen bronz madalya kazanma başarısını gösterdi. Bunlarla birlikte Sırbistan, Slovenya, Fransa, Yunanistan, Rusya, İtalya ve Almanya gibi çok önemli ve iddialı takımlar da yarışta olacak. Ancak biz de ciddi hedefleri olan önemli bir takımız. Bunu da geçen sene aldığımız dereceyle gösterdik. Avrupa Şampiyonası’nda ilk iki takım Olimpiyatlar’a direkt olarak gitme hakkını elde edecek. Herkesin bu iki takım arasında yer alabilmek için maksimum gücüyle savaşacağına kuşku yok, ancak 6. sıraya kadar yer alan diğer 4 takım da önümüzdeki sene oynanacak Olimpiyat Elemeleri’nde yer alacak. Oraya giden takımlar da başarısız olmayacak ve Olimpiyatlar için şansları devam edecek. Bizim de hedefimiz ilk 6 arasında yer almak ancak, öncelikli olarak da madalya kürsüsüne çıkabilmek tabii ki.

 

 

“Ekol olabilmek, programları ve projeleri bire bir takip etmek ve onlara sadık kalmakla gerçekleşebilecek bir durum. Bugün bulunduğumuz noktayı göz ardı etmemek lazım.”

“Türk basketbolu, gelecek 10 yıl içinde, gerek kulüpler düzeyinde gerek milli takımlar düzeyinde bir dünya ekolü haline gelmiş olacaktır”

“Başkan Demirel’in Türkiye’yi dünyanın en önemli 3 basketbol ülkesinden birisi haline getirme hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

 

Öner: Ekol olmaktan, Yugoslavya veya Litvanya ekollerinden bahsederiz. Peki nasıl ekol olunur? Sayın Tanjevic bunu nasıl açıklar?

 

Tanjevic: Bir ekol olabilmek, yapılacak programları ve projeleri bire bir takip etmek ve onlara sadık kalmakla gerçekleşebilecek bir durum. Türkiye Basketbol Federasyonu da Sayın Başkan Turgay Demirel nezdinde uzun vadeli programları hayata geçirerek, bugün bulunduğumuz noktaya gelinmesini sağladı. Bunları göz ardı etmemek lazım. Geçmişe baktığımız zaman, önemli başarılar elde edildi ama geleceği yönelik de birçok proje ve program var. Bunları da uygulamaya devam ediyoruz. Benim düşünceme göre Türk basketbolu, gelecek 10 yıl içinde, gerek kulüpler düzeyinde gerek milli takımlar düzeyinde bir dünya ekolü haline gelmiş olacaktır. Sayın Başkanın dünyanın en iyi üç basketbol ülkesinden biri olma hedefini bizzat biliyorum ve bu yöndeki çalışmaları hep birlikte sürdürmeye çalışıyoruz. Burada milli takım bir vitrin olarak görülebilir ama önemli olan altyapıya yapılan yatırımlardır. Federasyonun yakın gelecekte hayata geçireceği yeni ve çok önemli bir proje de, altyapı takımlarının birlikte çalışabileceği bir eğitim ve kamp merkezinin inşa edilmesi.{jcomments on}

 

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  8672  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Ömer Gürsoy Pazartesi, 21 Haziran 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

FutbolEkonomi Yıllık Seckisi 2025

esitsizliktanitim

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer
Av. Mustafa Batmaz
Av. Mustafa Batmaz

Kimler Sitede

Şu anda 1072 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 58161775

aksartbmmraporbanner

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1