Türk sporunun tartışmasız en önemli aktörlerinden birisi kim derseniz çoğunlukla Aziz Yıldırım cevabını alırsınız.
Yıldırım’ı takımının her branşındaki maçlarında tribünlerdeki heyecanını görenlerin tahmin edeceği gibi sadece futbolu değil basketbol, voleybol, atletizm derken onlarca amatör branşla aynı sevgiyle aynı ilgiyle ilgilenen bir başkan.
Her söylediği gibi Meclis Araştırma Komisyonu’nda söyledikleri de gündem oluşturacak nitelikteydi.
Şunu sormuştu komisyon üyelerine:
“Sporu GSGM mi, federasyonlarmı yöneltmelidir?”
Bence Türk sporunun geleceği açısından en hayati sorudur bu.
Yıllardır söyler dururum: Yapısal sorunlarını çözememiş ülkelerin sporda büyük hamleler yapması mümkün değildir. Elde edilen başarılar “hıçkırık” etkisi yapar ve kısa sürede kaybolur.
Federasyonlar bundan 6 yıl önce özerkliklerine kavuştu. Gelişen dönemde özerkliğin yorumlanması ve uygulanması konusunda birçok aksaklıklar da yaşandı. Ben de bu durumu Alıştırma Tekerlekleri başlıklı peş peşe yayınlanan iki yazımda bu konuyu ele almıştım:
“Aldığımız iki tekerlekli bisikleti sürmeye çalışan oğluma bir yerini incitmemesi için alıştırma tekerlekleri kullanmasını istiyordum. O ise daha hızlı yol almak için bir an önce bunlardan kurtulmak istiyordu. Ben “hazır değilsin” diyordum, o ısrar ediyordu. Bunu federasyonların özerklik taleplerine benzetmiştim. Sanki ben devlet baba o ise dizginlerine sığmayan “aceleci” genç girişimci. Bir yanda kabına sığmayıp, bürokratik kalıpları aşıp özerk olmaya çalışan federasyonlar, bir yanda hala alıştırma tekerleklerinden vazgeçmeyen baba devlet.”
Aziz Yıldırım’ın kastettiği de bu olsa gerek diye düşünüyorum. 60’a yakın federasyon ile 2 milyonun üstünde lisanslı sporcuyu ilgilendirecek devlet-federasyon ilişkisi konusunda devlet baba ne düşünüyor:
Önümde bugün “devlet baba”yı temsil eden iki kişinin röportajı var: Spor Bakanı Faruk Nafız Özak, 2002 yılında parlamentoya vekil olarak girdiği dönemde demiş ki, “dünyada devletin spora müdahale ettiği üç ülke kaldı. Küba, Çin ve Türkiye. Biz artık dünyadaki çağdaş uygulamaları ülkemizde tatbik ederek Küba ve Çin ile anılmakta kurtulmak istiyoruz”.
Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül:
“Cumhuriyet tarihi boyunca kimsenin cesaret edemediği özerklik Sayın Atalay döneminde hayata geçirildi. 58 federasyonun 54’ünü özerk yaptık. Bu özerklik olgusu bile Mehmet Atalay’ı övmek için yeterli bir hizmettir.”
Bir tarafta Küba ve Çin gibi sosyalist bir ülke gibi anılmaktan kurtulmak isteyen bir bakan ile diğer taraftan özerkliği böylesine öven bir Genel Müdür.
Öyleyse peki ortada bir sorun gözükmüyor da Aziz Yıldırım bu soruyu niye sordu komisyon üyelerine?