top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Futbolda Zırh Çatırdıyor

49 dakika önce
3 dakikada okunur

Üç-dört ay önce bu köşede “Futbolda Zırh Çatırdıyor” diye yazmıştım.

O gün İbrahim Hacıosmanoğlu’nun etrafında oluşan “dokunulmazlık zırhı”nın artık eski gücünde olmadığını anlatmıştım.

Aradan geçen birkaç ay, bu çatlakları büyütmekle kalmadı; futbolun hem sahasında hem de federasyon koridorlarında ciddi bir sarsıntı yarattı.

Bugün gelinen noktada tartışılan artık yalnızca bir teknik direktörün görevden ayrılması değil.

Asıl soru şu:

Türkiye Futbol Federasyonu bu kadar önemli gelişmenin ardından aynı yönetim anlayışıyla yoluna devam edebilir mi?


MONTELLA EN KOLAY DEĞİŞİKLİK

A Milli Takım, UEFA Uluslar Ligi A Ligi’nde oynadığı dört maçın tamamını kaybetti. İki gol attı, 11 gol yedi ve puan alamadı. Dört grubun tamamındaki 16 takım arasında da averajla son sırada kaldı.

Ardından Vincenzo Montella ile yollar ayrıldı.

Bana göre bu, Türk futbolunda son günlerde yaşananların en basit değişikliği.

Çünkü saha dışında çok daha büyük bir tablo var.


FEDERASYONDA TAŞLAR YERİNDEN OYNUYOR

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu tutuklandı.

Federasyon Başkanı ve MHK’nın en gözde hakemi farklı bir soruşturma kapsamında tutuklanan isimler arasında yer aldı. Soruşturma sürüyor; burada yargı kararını beklemek ve kişileri suçlu ilan etmemek gerekiyor.

Tam bu süreçte TFF, Süper Lig ve 1. Lig’den 448 yönetici ve kulüp yöneticisini bahis soruşturması kapsamında PFDK’ya sevk etti.

Sonra istifalar geldi.

Genel Sekreter Abdullah Ayaz görevinden ayrıldı.

Ve önceki gün TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ile birlikte Mustafa Temel Bozbağ, Zafer Bahadır Saraç, Bilal Arslan ve Murat Şahin istifa etti. Otyakmaz, bazı yöneticilerin olağanüstü genel kurul istediğini, teklif kabul edilmeyince görüş ayrılıkları nedeniyle istifa ettiklerini açıkladı.

Üstelik Mecnun Otyakmaz, Hacıosmanoğlu’nun 2024’teki seçim yolculuğunun en önemli isimlerinden biriydi.

Şimdi o da yok.


28 KİŞİDEN GERİYE KALAN TABLO

Rakamların dili bazen kelimelerden daha güçlüdür.

2024’te Hacıosmanoğlu başkan seçilirken yönetim kurulu için 14 asıl, 14 yedek olmak üzere 28 isim seçilmişti.

Bugün ise o geniş kadrodan önemli bir bölüm ayrılmış durumda.

Son toplantıda beş yönetici istifa etti. Yedi yönetici göreve devam etme yönünde karar aldı. İki yedek üye de boşalan asıl üyeliklere getirildi.

Yani mesele artık sadece “kim istifa etti?” meselesi değil.

Bir buçuk yıl önce birlikte yola çıkılan kadronun ne kadarının bugün aynı şekilde o masada olduğudur.

Bu, başlı başına cevap bekleyen bir sorudur.


SUN TZU’YU HATIRLAMAK GEREKİYOR

Çinli savaş stratejisti Sun Tzu’nun yaklaşımında zafer yalnızca rakiple savaşmakla ilgili değildir. Önce kendi mevzini sağlam tutmak, kendi cephendeki çözülmeyi önlemek gerekir.

Bir komutanın etrafındaki mevziler boşalıyorsa, ilk yapması gereken yeni bir cephe açmak değil, kendi cephesindeki çözülmeyi durdurmaktır.

Bugün TFF’de yaşanan tablo biraz da bunu hatırlatıyor.

Çünkü başkanın etrafındaki en önemli isimler birer birer ayrılıyorsa, mesele artık dışarıdan gelen eleştiriler değildir.

Mesele içerideki güvenin ne durumda olduğudur.


“BEN BURADA OLDUĞUM SÜRECE…”

Hacıosmanoğlu, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’ya önemli ölçüde destek verdi.

Hatta kamuoyuna yansıyan ifadesiyle, “Ben burada olduğum sürece MHK Başkanı da kalacaktır” mesajı verdi.

Bugün ise MHK Başkanı tutuklu.

Elbette bir soruşturma nedeniyle tutuklanmış olmak suçlu olmak anlamına gelmez. Yargı süreci kendi mecrasında ilerleyecektir.

Ama şu soru ortada duruyor:

Bir başkanın en güçlü şekilde arkasında durduğu isim hakkında böyle ağır bir adli süreç yaşanıyorsa, başkanın sorumluluğu yalnızca “ben ona güvendim” demekle bitebilir mi?

Bence tartışılması gereken nokta tam olarak burasıdır.


GEÇMİŞTEN SORUMLU OLMAYABİLİRSİNİZ…

Benim için meselenin kilit cümlesi şu:

Bir kurumun geçmişinden sorumlu olmayabilirsiniz ama bugününden sorumlusunuz.

“Bu çürüme benim dönemimde başlamadı” demek başka şeydir.

“Benim dönemimde bunun sorumluluğu yok” demek başka.

Birincisine kimse itiraz etmez.

İkincisini ise kamuoyu sorar.

Çünkü bugün federasyonun başında siz varsınız.

Bugün MHK Başkanı tutuklanmışsa…

Bugün hakem sistemiyle ilgili soruşturma yürütülüyorsa…

Bugün federasyonun önemli isimleri görevlerinden ayrılıyorsa…

Bugün yönetim kurulunun önemli bölümü olağanüstü genel kurul çağrısı yapacak noktaya geliyorsa…

Başkanın görevi yalnızca geçmişi işaret etmek değil, bugünün hesabını vermektir.


GÜVENOYU NEDEN ÖNEMLİYDİ?

Geçtiğimiz hafta TRT Spor’da Buket Sevinç Aykın’ın sunduğu ve Erdoğan Arıkanla birlikte katıldığımız “Spor Stüdyosu” programında da söyledim:

Hacıosmanoğlu’nun güvenoyu istemesi gerektiğini düşünüyorum.

Çıkacağını açıkçası ben de beklemiyordum.

Bunu yayında da açık açık anlattım..

Ve nitekim o gün ne dediysek oldu; bugün olağanüstü genel kurul önerisi yönetim kurulunda kabul edilmedi..

TFF, olağan seçimli genel kurula kadar görevine devam etme kararı aldı.

Hukuken görevde kalmak başka şeydir.

Yönetim gücünü ve kamuoyu güvenini koruyarak görevde kalmak başka.

İşte bugün tartışılması gereken tam olarak budur.


ZIRH ARTIK ÇATIRIYOR

Üç-dört ay önce “dokunulmazlık zırhı” demiştim.

Bugün o zırhın çatırdadığını söylemek için artık okların gelmesini beklemeye gerek yok.

MHK Başkanı tutuklandı.

Yönetim kurulunda istifalar yaşandı.

Genel Sekreter ayrıldı.

Montella dönemi sona erdi.

448 isim bahis soruşturması kapsamında PFDK’ya sevk edildi.

Ve 2024’te 28 asıl-yedek üyeyle başlayan yönetim yapısı bugün ciddi biçimde değişti.

Ve sadece 12 yönetim kurulu üyesi kaldı..

16 yk üyesinin ayrılmasını normalleştirebilir miyiz..

Bütün bunlar olurken başkanın önünde iki seçenek var:

Sadece görevde kalmak mı, yoksa yeniden güven tesis ederek yönetmek mi?

Çünkü mesele artık koltuğun korunması değil.

O koltuğun arkasında hâlâ ne kadar güçlü bir irade bulunduğudur.

Ve bazen bir zırhı parçalamak için ok atmaya gerek kalmaz.

İçeriden gelen çatlakların sesi yeter.

Yorumlar


bottom of page