top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Genç Futbolcuların Geleceğine Yatırım Yapmak?

12 dakika önce
4 dakikada okunur

İnandığınız ve geleceğin yıldızı olacağını düşündüğünüz genç bir yeteneğe bugünden tıpkı bir şirket hissesi gibi yatırım yapıp, kariyeri boyunca kazanacağı milyon dolarlardan pay alma fikri kulağa nasıl geliyor?


Yaklaşık 4 milyon dolarlık girişim sermayesi (VC) desteğiyle ABD’de faaliyetlerine başlayacağını duyuran Agentiq, bu radikal fikri yatırımcıyla buluşturmayı hedefleyen bir girişim.



Yazımda bu yeni girişimi varlık değerleme ve finansal risk matematiği ile futbola ve Türkiye'ye uygulanabilirliği yönleriyle değerlendireceğim.


Şirketin yola çıktığı teklif özetle şu: Henüz kariyerinin başında olan genç yeteneklere peşin toplu para ödemek, bunun karşılığında ise sporcunun gelecekteki maaşlarından belirli bir yüzde hakkı satın almak.


İşin taraftar-yatırımcı boyutunda ise Agentiq, sporculardan satın aldığı bu gelir haklarını küçük hisselere bölerek kullanıcıların mobil cihazlar üzerinden bile alıp satabileceği bir altyapı sunuyor. Girişimin kurucu ortaklarından Zach Kurtz, vizyonlarını "Spor varlık sınıfındaki değer yaratım sürecinde tüketiciler tamamen sistemin dışında bırakılıyordu. Biz bunu değiştirmek istiyoruz" sözleriyle özetliyor.


Bununla birlikte, sporculara yatırım yapma fikri girişimcilik dünyasında ilk kez denenmiyor.


Yıllar önce, 2012 yılında kurulan Fantex, bu iş modelinin ilk büyük denemesiydi ancak sistem düşük işlem hacimleri ve likidite yetersizliği nedeniyle sürdürülemeyerek kapandı.


Benzer bir model yakın dönemde kurulan ve hala faaliyet gösteren Finlete ile devam etti. Finlete’in hikayesinin önüne ise, MLB liginin yıldızlarından Emmanuel Clase ile yapılan sözleşme, devamında sporcunun soruşturmalar geçirmesi ve kulübünden aldığı maaşın kesintiye uğraması geçti.


Agentiq yönetimi ise bugünün daha gelişmiş finansal altyapılarına güveniyor ve hatalardan ders çıkardıklarını iddia ediyorlar.


Modelin temel mekanizması ise şöyle işliyor:


1. Değerleme ve Anlaşma: Girişim, veri analitiği ve scouting algoritmaları kullanarak genç bir sporcunun potansiyelini ve gelecekte kazanabileceği toplam maaşı hesaplar.

2. Peşin Sermaye Enjeksiyonu: Sporcuya bugün örneğin 1-2 milyon dolar peşin nakit verilir. Özellikle genç sporcuların antrenman, beslenme, özel antrenör, finansal güvence sağlaması veya keyfi harcamaları için teklif cezbedici olur.

3. Gelir Paylaşımı Sözleşmesi: Sporcu, kariyeri boyunca imzalayacağı sözleşmelerin belirlenen bir yüzdesini (örneğin %10) şirkete devretmeyi taahhüt eder.

4. Hisse İhracı: Şirket bu %10'luk hakkı küçük dilimlere ayırarak yatırımcılara satar ve sporcu profesyonel sözleşme imzalayıp maaş aldıkça toplanan paylar yatırımcılara temettü/dağıtım olarak ödenir. Yatırımcıların sahip olduğu haklar ikincil piyasada alınıp satılabilir ve yatırımcılar alım-satım kârı da elde edebilir.


Bir İnsanın Geleceği Nasıl Fiyatlanır?

Bir sporcunun gelecekteki maaş nakit akışını menkul kıymetleştirip yatırımcıya satmak cazip bir finansal mühendislik ürünü gibi görünse de arka planda geleneksel finans ve varlık değerleme disiplininin modellerini aşan eşsiz riskler barındırır.


Finans teorisinde bir varlığın değeri, gelecekte yaratacağı serbest nakit akışlarının (Free Cash Flows) uygun bir iskonto oranıyla (WACC veya özkaynak maliyetiyle) bugüne indirgenmesiyle (Discounting) bulunur. Ancak değerleme konusu bir insan olduğunda, standart Discounted Cash Flow modelleri pek de çalışmaz:


Bir şirketin nakit akışları; geçmiş nakit akışları, büyüme oranları, makroekonomik projeksiyonlar ve sektör trendleriyle öngörülebilirken, 18 yaşında bir sporcunun kariyeri pek de öngörülemez.


Bir sporcunun performans volatilitesi o kadar yüksektir ki, modeldeki iskonto oranını  belirlemek de neredeyse imkansızdır.


Erken yaşta ağır veya kronik sakatlık yaşayan bir sporcunun gelecekteki kazançları sıfırlanabilir.


Ülkemizde güncel örneklerde olduğu gibi, oyuncunun karışacağı bahis, disiplinsizlik veya başka saha dışı bir skandal nedeniyle kadro dışı kalması ya da sözleşmesinin feshedilmesi, nakit akışını aniden sıfırlayabilir.


Bu riskler kolay kolay modellenemez.


Özetle insanın menkul kıymetleştirilmesi, finans teorisinin sınırlarını zorlayan, çok yüksek volatiliteye sahip ve geleneksel varlık değerleme yöntemlerinin yetersiz kaldığı bir fikirdir.


Modelin finansal ve uygulanabilirlik yönünden değerlendirmesi bu yazının amacı olduğu için insan yeteneğinin ve gelecekteki emeğinin, daha kariyerinin başında bir finansal türev araca dönüştürülüp metalaştırılması, bir sporcunun geleceğine henüz genç yaşta ipotek konulması ne kadar doğrudur değerlendirmesini de size bırakıyorum.


Benzer Modelleri Futbolda ve Hatta Türkiye’de de Görür müyüz?

Agentiq veya benzeri modellerin Amerikan liglerine odaklanması tesadüf değildir ve yalnızca ABD’deki güçlü girişimcilik ekosistemiyle açıklanamaz.


Amerikan spor ligleri (MLB, NBA, NFL vb.) franchise yapısına sahip, kapalı ve kendi iç hukukuyla yönetilen liglerdir. Futbol ise FIFA ve konfederasyonların (UEFA vb.) sıkı kurallarla yönettiği küresel bir ekosistemdir.


FIFA, 2015 yılında 3. tarafların (şirketler, fonlar, menajerler) futbolcuların transfer hakları veya bonservis bedelleri üzerinde pay sahibi olmasını kesin olarak yasakladı. Agentiq modeli bonservise değil, oyuncunun maaşına ortak olduğu için bu kuralın etrafından dolanmaya çalışabilir ancak FIFA ve UEFA talimatları, oyuncunun bağımsızlığını etkileyebilecek her türlü 3. taraf sözleşmesini son derece sıkı denetler.


Bunun yanında futbolcuları beyzbol veya Amerikan futbolu oyuncularından ayıran temel farklar modelin finansal riskini katlar:


ABD liglerinde oyuncular genellikle uzun süreli ve garantili sözleşmeler imzalar. Futbolda ise oyuncunun geliri ligden lige, kulüpten kulübe ve performans primlerine göre çok değişkendir.

Bir beyzbolcu kariyerinin büyük kısmını ABD liginde geçirir. Bir futbolcu ise 5 yılda Brezilya, İngiltere, Suudi Arabistan ve Türkiye ligleri arasında geçiş yapabilir.

Farklı ülkelerin vergi sistemleri ve döviz kur riski de nakit akışını takip etmeyi ve değerlemeyi zorlaştırır.


İkinci sorumuzda modelin Türkiye’ye uyarlanabilirliğine gelirsek de karşımıza farklı yapısal engeller çıkar.


ABD'de bir kulübün maaş ödememesi düşünülemez. Türkiye'de ise maaşların 6-8 ay gecikmesi, oyuncuların alacakları için TFF veya FIFA'ya başvurması sıradan bir durumdur.

SPK'nın da bu tarz bir insan menkul kıymeti ihracına izin vermesi mümkün değildir.


Futbol taraftarının bu finansal enstrümana nasıl yanıt vereceği de önemlidir. Futbol özü gereği duygusaldır, yatırım ise rasyonel olmak zorundadır.


Ortada bir tezat olsa da, Türkiye gibi futbol tutkusunun yüksek olduğu ve nüfusun kripto varlıklara, spekülatif yatırım araçlarına iştahla yaklaştığı ülkelerde model büyük bir talep uyandırabilir.


Ancak hafızaları biraz tazelemekte fayda var: Yakın geçmişte "kulüp kararlarında söz hakkı" vaadiyle sunulan Fan Token’ların kısa sürede spekülatif birer kripto varlığa dönüşüp geniş kitleleri hayal kırıklığına uğrattığına şahit olduk.


Günün sonunda FIFA regülasyonları, SPK onayı veya yapısal engeller bir şekilde aşılsa dahi, sporcunun gelecekteki alın terini paketleyip yatırımcıya satmak Fan Token tecrübesinden çok daha acı sonuçlar doğurmaya gebedir.


Spor finansı ve girişimciliği adına atılan her inovatif adım heyecan verici görünse de, insan bedenini ve yeteneğini menkul kıymete indirgeyen bu modelin yaratacağı potansiyel tahribatı şimdiden tarihe bir not olarak düşmek gerekir.



Kaynakça

Another Start-Up Is Trying to Sell Shares in Athletes’ Future Earnings, Front Office Sports:


Yorumlar


bottom of page