Hacıosmanolu'nun Çelik Zırhı Çatırdıyor!
- Ömer GÜRSOY

- 1 gün önce
- 2 dakikada okunur

2025 yılının Mart ayında kaleme aldığım “Türk futbolunu şüphe kemiriyor” başlıklı yazımda, TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun geçmiş federasyon başkanlarına kıyasla daha “şanslı” bir dönem geçirdiğini ifade etmiştim. 2006 yılından bu yana görev yapan ve yakından çalışma fırsatı bulduğum tüm TFF başkanları arasında, kamuoyu baskısı açısından en rahat dönemi yaşayan ismin İbrahim Hacıosmanoğlu olduğunu düşünüyordum.
Yazılarımı takip edenler iyi bilir; ben TFF Başkanlığı’nı yalnızca alınan sonuçlarla değil, içeriden ve dışarıdan gelen okları göğüsleyebilme kapasitesiyle değerlendiririm.
Bu nedenle o dönemde Hacıosmanoğlu için “dokunulmazlık zırhı” metaforunu kullanmıştım. Kamuoyu eleştirileri bu zırha çarpıyor, birçok tartışma büyümeden sönümleniyordu.
Hatta zamanla bu çelik zırh, öylesine güçlü bir algı yarattı ki, eleştirilerin etkisini neredeyse tamamen absorbe eden bir yapıya dönüştü. Ancak süreç ilerledikçe bu zırhın sanıldığı kadar sağlam olmadığı, zamanla yıprandığı ve en sonunda bir “post-it kâğıdına” dönüştüğü gerçeği ortaya çıktı. Yani bir dönem çelik gibi görünen koruma, artık en küçük temasla bile yerinden oynayan kırılgan bir algıya dönüşmüştü.
Bu tabloyu daha net anlamak için bir önceki dönem TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye bakmak yeterlidir. Büyükekşi, görev süresi boyunca hem içeriden hem dışarıdan atılan oklara karşı bir ‘çelik zırh’ oluşturamadı ve ciddi bir yıpranma ile seçim sürecine girdi.
İbrahim Hacıosmanoğlu ise göreve geldikten sonra, zaman zaman tartışmalı kararlar almasına ve sert çıkışlar yapmasına rağmen, Dünya Kupası sürecine kadar bu eleştirileri büyük ölçüde absorbe eden bir kamuoyu zemini oluşturmayı başardı.
Bu durum, onun etrafında önce güçlü bir “çelik zırh”, ardından ise giderek incelen bir “post-it algısı” yarattı.
Ancak hayatın her alanında olduğu gibi futbolun doğasında da hiçbir zırh sonsuza kadar dayanmaz.
İlk ciddi kırılma bana göre Avustralya mağlubiyetiyle başladı. Ardından Fatih Terim polemiği geldi ve tartışmalar artık yalnızca saha sonuçlarıyla sınırlı kalmayıp yönetim dili ve yaklaşımına da yönelmeye başladı.
Sonrasında Paraguay karşısında, rakibin 52 dakika 10 kişi oynamasına rağmen alınan mağlubiyet, kamuoyundaki eleştirilerin yönünü tamamen değiştirdi. Artık radar sadece saha sonuçlarında değil, doğrudan federasyon yönetimindeydi.
İki yıldır birçok hatası gündeme gelmeyen Hacıosmanoğlu, bir anda geçmiş dönem başkanları gibi yoğun eleştirilerin merkezine oturdu. Bir başka ifadeyle, “Başkanlar Kulübü”ne giriş yapmış oldu.
Bu süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme ise, seçim döneminde kendisine en güçlü desteği veren ve kamuoyunu yönlendirme gücüyle bilinen Erman Toroğlu ve Ahmet Çakar gibi isimlerin de eleştirel bir çizgiye kaymasıydı. Bu da kamuoyu algısındaki çözülmeyi daha görünür hale getirdi.
Son olarak Başkan Hacıosmanoğlu, eleştiriyi kabul ettiğini belirtmekle birlikte, hakaret ve iftira niteliğindeki eleştiriler nedeniyle Adalet Bakanı’nı göreve davet ederek bu konuda yasal düzenleme yapılmasını istedi. Bu açıklama da kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi ve eleştirilerin dozu daha da arttı.
Gelinen noktada artık çatırdayan sadece “çelik zırh” değil.
Bir zamanlar çelik gibi görünen o koruma artık bir post-it gibi en küçük rüzgârda yerinden oynayan bir algıya dönüşmüş durumda.
Asıl çatırdayan, o zırhı ayakta tutan kamuoyu güvenidir.
Çünkü bir yönetici için en güçlü koruma kalkanı sessizlik değil, güvendir; güven zedelendiğinde ise en sağlam görünen dokunulmazlık zırhı bile bir anda post-it kadar hafif, etkisiz hale gelir.
Şimdi asıl soru şu: Bakalım Hacıosmanoğlu bundan sonra önceliğini yeniden çelik zırhı oluşturmaya mı yoksa kamuoyunun güvenini mi kazanmaya çalışacak?






















Yorumlar