Hepimiz Plütonuz
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Arman Özdemir Hepimiz Plütonuz

Hepimiz Plütonuz

image.jpeg

Arman Özdemir- 10 Eylül 2022 Futbol ligleri tekel niteliği gösterirler. Alışılageldik tekellerden ligleri ayıran en önemli unsur satılan ürünün sahadaki rekabet olmasıdır. Bu nedenle rekabet ekonomi açısından bir üründür.

Ürünün tanımlanmasında futboldan hareket edersek ortaya çıkanın ortak ürün niteliği arz ettiğini söyleyebiliriz (rekabetçi oyun). Örneğin futbol (diğer topluluk oyunları gibi) öncelikle aynı amaca yönelmiş bir grup insanı gerektiren ve onlarla aksi yönde hareket eden başka bir grup insan arasında oynanan ve bu haliyle oyun teorisi açısından mutlak rekabetçi nitelik arz eden sıfır toplamlı bir oyundur[1]. Spor müsabakalarını oyun teorik açıdan değerlendirirsek temel unsurlar sonuç belirsizliğive rekabet dengesidir. Takım sporlarında kazanma/kaybetme/beraberlik ya da zaman unsurunun uzadığı turnuva şeklindeki müsabakalar (her bir karşılaşma kendi içerisinde) dahi her zaman sıfır toplamlı oyunları ifade etmek durumundadır. Müsabakanın kazanılmasının kazanan açısından 1 olduğu kabulünde kaybeden açısından -1 olacaktır. Beraberlik iki takım açısından da 0 değerini vereceğini için oyun sıfır toplamlı olmak zorundadır.  

Belirttiğimiz üzere ürün sahadaki oyun olduğu için canlı izlenmedikçe/tüketilmedikçe değeri düşmektedir. Herhangi bir müsabakayı stadyumda ya da farklı bir yerde canlı izlemek isteyen kişinin ürüne biçtiği değer ile müsabakanın üzerinden zaman geçmesinden sonra biçeceği değer aynı olmayacaktır. Yani futbol sahadaki bir ürün olarak zaman duyarlıdır. 

Herhangi bir sportif aktiviteyi canlı izlemek isteyen bir kişi aktivitenin bulunduğu ilin hatta ülkenin dışında bulunması durumunda karşılaşmanın/yarışmanın yapılacağı alana ulaşma ücreti, alana giriş ücreti, temel ihtiyaçlar ve bazı durumlarda konaklama ücretini de karşılamak zorunda kalacaktır. Bünyesinde elemeler, gruplar bazen de aynı ülkeden birden fazla sporcunun katıldığı Dünya Kupası ve Olimpiyatlar gibi uluslararası spor organizasyonlarında ise söz konusu giderler oldukça artacaktır[2]

Bu noktada artık neredeyse herkesin kabul ettiği ev sahibi takım olmanın avantajlarına ve oradan da taraftar etkisine yazı çerçevesinde kısaca değinebiliriz.

Ev sahibi takım olmanın avantajlarının başında öğrenme veya alışkanlık/tanışıklık diyeceğimiz husus gelmektedir. Gerçekten de ev sahibi takım oyuncuları hem sahaya hem zemine hem de taraftara alışkındır. Bunların yanı sıra ev sahibi takım oyuncuları müsabakanın yapılacağı ilde bulunacakları için il ya da ilçeye de alışkanlık gösterirler.

Ev sahibi olmanın bir diğer avantajı ise seyahat yapma zorunluluğundan kurtulmaktır. Seyahatin konuk takım oyuncuları üzerinde negatif etkisi olduğu genel olarak kabul edilmektedir.

Bir diğer avantaj olarak ise bu kısa yazımızın konusunu oluşturan taraftar gelmektedir. Ev sahibi takım olmanın en önemli avantajı taraftardır. Taraftar takımına enerji ve motivasyon sağlarken rakip takımı olumsuz etkilemektedir. Tabii ki taraftar sayısı kadar etkin taraftar önemlidir. Taraftarın oluşturduğu psikolojik baskının hakem kararlarını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilediği de kabul edilmektedir[3]. Taraftarın etkisi teknik direktör, oyuncular, hakem ve sahada görevli kişiler açısından farklı değerlendirilmektedir. Ev sahibi takımın futbolcuları maçın başlamasıyla birlikte daha saldırgan bir oyun sergileyebilir yahut teknik direktör içeride oynanan maçlarda diziliş farklılığına gidebilir yahut hakemler taraftar etkisiyle takdir haklarını ev sahibi takım lehine kullanabilir.

İngiliz takımları açısından binlerce maç üzerinde yapılan incelemede araştırmacılar taraftar etkisinin ortalama olarak maç başına 0.5 gol etkisinde olduğunu belirtmişlerdir[4].

İncelemeler genel olarak ev sahibi ve deplasman takımları arasında yapılan maçların dengeli dağıldığı ligler için yapılmıştır. Dağılımın dengesiz olduğu Dünya Kupası gibi turnuvalar açısından doğaldır ki bu yönlü çalışmalar bulunmamaktadır. Bazı yazarlar ev sahibi takım avantajını ölçümlemeye çalışmıştır. İlk olarak ev sahibi olarak alınan puanların tüm puana oranlaması yolu Pollard tarafından kullanılmıştır. Bunun yanı sıra ev sahibi olarak oynanan maçların %50’sinden fazlasının kazanılması olarak değerlendiren yazarlar olduğu gibi Bray tarafından ev sahibi takım olarak alınan puan yüzdesinin deplasmanda alınan puan yüzdesinden %5 fazla olması durumunda ev sahibi takım avantajından bahsedileceğini belirtmiştir[5]. Aynı yazarlar makalelerinde ilginç bir bulgu paylaşmaktadır. Oyuncu, taraftar, teknik direktör ve yorumcular tarafından iki müsabakalı elemelerden oluşan karşılaşmalarda ikinci maçın yapıldığı ev sahibi takımının daha avantajlı olduğunu belirtilmektedir[6]. Söz konusu yaklaşımların takım performansları göz önüne alındığında takım kaliteleri ve kadro genişlikleri, rotasyon vb... faktörler değerlendirildiğinde eksik kaldığı belirtilmelidir. 

Takım oyunu türü oyunlarda taraftarın sayısı ve etkinliğinin hakem kararlarını etkilediği, yol yorgunluğunun ve müsabaka alanına alışkanlığın önemli etkenler olduğu genel olarak kabul edilmekte ancak bireysel sporlarda söz konusu etkinin daha düşük olduğu ileri sürülmektedir[7]. Tesis avantajının da ev sahibi ekipte bulunduğunun kabul edilmesi gerekir. Seyahat yorgunluğuna ülkemiz açısından erken gidilen deplasmanlarda misafir takım oyuncularının kaldıkları otellerin etrafında davul çalınması veya havai fişek atılması gibi hareketlerin de misafir takım açısından dezavantaj oluşturduğunu söylemek gereklidir. 

Taraftar etkisinin sübjektif hakem kararlarının alınabildiği sporlar açısından daha yoğun olduğu düşünülmektedir. Mesela halter veya atletizm gibi sporlarda alınan kararlar objektif nitelik gösterirken jimnastik, boks yahut futbol gibi sporlarda hakemlerin belirli ölçülerde takdir hakları bulunmaktadır.

Teknik direktörlerin hücuma daha fazla dönük oyun kurgularının ev sahibi olunduğunda arttığı, hakemin etki altına alınmasının ev sahibi olunduğunda da arttığı belirtilmektedir.

Bunun yanı sıra stadyum değişikliğine gidildiğinde takımların ev sahibi olma avantajının azaldığı kabul edilmektedir.

Türkiye’de yapılan bir diğer çalışmada 1995/96 ve 2016/17 arasında Spor Toto Süper Ligdeki 6732 maç incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre 6732 karşılaşmada ev sahibi takımlar 3441 galibiyet, 1627 mağlubiyet ve 1664 beraberlik elde etmiştir. 22 sezonun ortalaması dikkate alındığında ev sahibi olma avantajı %62.69 olarak belirlenirken ev sahibi takımlar deplasman takımlarına göre %65.75 daha fazla puan almıştır[8].

2015/2016 yılında şampiyon olan Beşiktaş’ın iç saha galibiyet oranı yaklaşık %81 iken deplasmanda oran %64 civarıdır. Takip eden yılda tekrar şampiyon olan Beşiktaş iç sahada mağlubiyet almazken galibiyet oranı %75 ve dış saha bilançosu yine %64 civarında olmuştur. Söz konusu sonuçların ilki statsız diğeri ise yeni stadın açılışından sonra gerçekleşmiştir. Burada açık olarak görüleceği üzere taraftar etkisi mevcut olmasına karşın belirttiğimiz bazı etkenler mevcut bulunmamaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz üzere takım performansı ve yetenekler ev sahibi olma avantajına etki eden önemli durumlardandır. Gerçekten de yabancı yazımda her hangi bir ev sahibi takımının takımını yenme durumu ölçülürken oyuncu yetenekleri de göz önüne alınmış ve Stefani ve Clarke tarafından şu formül geliştirilmiştir[9].

wij=ui – uj+ hi + Σij

Burada wiji’nin ev sahibi olduğu maçlarda i ve j galibiyet marjını, uitakımının yeteneğini/performansını, hi, takımının ev sahibi avantajını ve Σij rastgele hatayı belirtmektedir. Bir çok ligde olduğu gibi benzer bir örneklemeye footystats verileri etrafında Brezilya Serie B maçları içinde varılabilmektedir[10].

49% Ev Sahibi Galibiyet

34% Beraberlik

17% Deplasman Galibiyet

Burada taraftarlık etkisini ve sayısını artıran diğer boyuta da kısaca değinmek gereklidir. Taraftarlık uzun sürelere yayılan arkadaşlıklar, arkadaşlıklar da doğal olarak toplumsal olaylara yaklaşımda belirli ölçülerde evreni yakın mecralardan algılamayı getirmektedir. Üzerine tezler yazılan (örn; Deniz CENGİZ tarafından yazılan Bahçeşehir Üniversitesi SBE, Spor Bölümü, Futbolun Ve Futbol Taraftarının Toplumsal Olaylara Etkisi “Beşiktaş Taraftar Grubu: Çarşı isimli yüksek lisans tezi) belgeseller çekilen taraftar grubu Çarşı toplumsal olaylara müdahil oluşuyla diğer gruplardan farklılık göstermekte bu durum ise taraftar etkinliğini/sayısını artıran bir hal olarak ortaya çıkmaktadır. Çarşı ülkedeki en etkin taraftar grubu olmakla birlikte kişilerden öte ilkelerle kendisini ifade etmektedir. Yazımızın başlığına ilham olan olay 24 Ağustos 2006 yılındaki bir kongreye dayanır. Bu kongrede Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından Plüton gezegenlik statüsünden çıkarılarak cüce gezegenler statüsüne alındı. Kongrede gezegen olarak nitelenmek için belirlenen 3 kriter bulunmaktaydı; 1. Güneşin etrafında dönnmek 2. Yaklaşık küresel bir şekle sahip ve 3. Etrafının temiz olması. Bu kriterlerin ilk ikisini sağlayan Plüton, Kuiper kuşağında ve kendi etrafında pek “temiz” durmamaktadır. Temizlikten kasıt gezegenin baskın sahip olması gereğidir. Yani etrafındaki cisimler ya kendi parçası haline gelmeli ya da yörüngenin dışına atılmalıdır. 

İşin Çarşı grubuyla alakalı kısmı ise 25 Ağustos 2013 tarihinde “Hepimiz Plütonuz” pankartı açılması olduğu kadar yayınlanan bildiridir; 

Paris’teki birlik, Plüton’u sadece gezegenlikten diskalifiye etmekle kalmadı; adını da silerek kendisine bir numara verdi: 134340. 

Plüton’un başına gelenlere aşinayız. 

Yetiştiğimiz bu topraklarda, birileri, bir yerlerde, bir karar verme yetkisinde olduğunda, sahip oldukları güçle her şeyi kendi egemenlikleri doğrultusunda değiştirme kudretini göstermekten imtina etmedi. Halkın doğuştan sahip olduğu haklarını kullandırtmamaktan, mağduriyetler yaratmaktan, acılara acılar eklemekten hiç mi hiç imtina etmedi. 

Plüton’un isminin silinip, yerine numara verilmesine biz bu topraklardan aşinaydık mesela. Bu topraklarda yaşayan halkların numaralandırılmasından, insanların fişlenmesinden, isimlerinin değiştirilmesinden aşinaydık. 

İnsanların ötekileştirilmesinden aşinaydık. Nasıl ki Plüton, diğer sekiz kardeşiyle uzayda salına salına, kimseyi rahatsız etmeden güneşin etrafında huşu içinde dönerken birdenbire kovuldu ise, biz de burada “bütün halklar kardeştir, inanmayan kalleştir” dediğimizde zulme uğruyorduk. Aşinaydık işte 

Gerek daha sonra Gezi Parkı eylemlerinde ortaya çıkan etkinliği (hala yargılamalar devam etmektedir) gerekse Van üşümesin sloganıyla atkıların sahaya atılarak Van’a gönderilmesi (bu nedenle Beşiktaş aleyhine para cezası tatbik edilmiştir), ırkçılığa bir karşı duruş olarak hepimiz Eto’o’yuz pankartı ve onlarca örnek kanımca taraftar etkinliğini artıran bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır[11].   

SONUÇ

Yukarıda kısaca da olsa açıklamaya çalıştığım üzere ev sahibi takım avantajının var olmasında seyahatten, öğrenme/aşinalık ve taraftar etkisine kadar birçok unsur çeşitli yazarlar tarafından ampirik olarak incelenmiştir. Ev sahipliğinin etkisinin ölçümlenmesi için matematiksel olarak formüle etme çabaları devam etmektedir. Ancak kanımca siyasal bir varlık olan insanın, kendi varlığına ve yaşadığı topluma ve artı değer sömürüsü yoluyla emeğine bile yabancılaştığı günümüzde sosyal olaylara duyarlılık tribün ve taraftar birliktelikleri açısından önem arz etmektedir. Bu birliktelikler taraftar desteğinde yoğunlaşmayı ve etkinliği de artırmaktadır. “A” harfi dahi UEFA’ya dert olan ve statlarda yasaklanan bir grubun dünyanın en etkin grupları arasında gösterilmesi boşuna değildir. Plüton’a Dünya kardeşinden selamlar. 



[1] Eric LEHMANN/Jürgen WEIGAND, Sportlich Profis- wirtschaflich Amateure: Fußballvereine als Wirtschaftlichsunternehmen, içinde Fußball als Kulturphänomen, Kunst-Kult-Kommerz, Edit:Marktwart HERZOG/Rainer JEHL, W. KOHLHAMMER, 2002, s.96; Arman ÖZDEMİR,Birikimli “Oy”un Teorisi, Seçkin Yayıncılık, 2018, 124-126;  Katarina PIJETLOVIC, EU Sports Law and Breakaway Leagues  in Football, Springer, 2015, s.1; Chris GRATTON/Harry Arne SOLBERG, The Economics of Sports Broadcasting, Routledge, 2007, s.1 

[2] GRATTON/SOLBERG, ae.

[3] Tuncer GÖVDELİ, Abdullah Yiğit GÜNGÖR, Predictors of Crowd Effect in Football: Evidence From Five Major Football Leagues of Europe, Turkish Journal of Sport and Exercise / Türk Spor ve Egzersiz Dergisi http://dergipark.gov.tr/tsed Year: 2022 - Volume: 24 - Issue: 1 – s.31.

[4] GÖVDELİ/ GÜNGÖR, agm, s.32.

[5] Alejandro LEGAZ-ARRESE, Diego MOLINER-URDIALES, Diego MUNGUÍA-IZQUIERDO Home Advantage and Sports Performance: Evidence, Causes and Psychological Implications, Univ. Psychol. Bogotá, Colombia V. 12 No. 3 jul-sep 2013, s.934.

[6] ARRESE, MOLINER-URDIALES, MUNGUÍA-IZQUIERDO, ae.

[7] ARRESE, MOLINER-URDIALES, MUNGUÍA-IZQUIERDO, agm. s.936.

[8] Hakan ÖNDES, Türkiye Spor Toto Süper Ligi Kulüplerinin Ev Sahibi Olma Avantajı, Spor Bilimleri Dergisi / Hacettepe Journal of Sport Sciences, 30 (2), 2019, s.81-82.

[9] Daha sonra bu model de geliştirilmiş olup yazının sınırlarını aşacağından buraya alınmamıştır. Bkz; Stephen R. Clarke, John M. Norman, Home Ground Advantage of Individual Clubs in English Soccer, Journal of the Royal Statistical Society. Series D (The Statistician), Vol. 44, No. 4, s.510

[11] Deniz CENGİZFutbolun Ve Futbol Taraftarının Toplumsal Olaylara Etkisi “Beşiktaş Taraftar Grubu: Çarşı” ss.26-27.

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  113  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Arman Özdemir Salı, 09 Ağustos 2022.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

 

24/11/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

4.858,21

0,08

 bjk BJKAS

5,64

2,92

 fb FENER

61,10

-0,41

 gs GSRAY

6,49

-0,15

 trabzon TSPOR

4,60

0,66

   SPOR ENDEKSİ

1.662,13

0,29

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 33203645

SÜPER LİG 2022-2023 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Fenerbahçe  13  9   2   2  36 14   22    29 
2 Galatasaray  13   8  2 23  10   13 

27

3 Adana Demir  13  6 6 24  14 10 24
4 Konyaspor  14   6  16  7 24
5 Başakşehir  13 7 3  3  19  15 4 24
6 Kayserispor  14  7   5 20   15    5   23 
7

Trabzonspor

 13  5   2  19  16   3 23 
8 Beşiktaş  13   4

26  18   8  22 
9 Alanyaspor 14  5 19  24  -5 17 
10

Gaziantep

 13  4 19  19   0  16
11 Antalyaspor 12 

19 

21  -2  16
12 Giresunspor 13  13  20  -7    15 
13 Kasımpaşa 13  11  22   -11   15
14 Hatayspor  13  2 12   22   -10    14  
15 Karagümrük 13 24  27  -3  13
16 Ankaragücü  13  3   16  21  -5 13
17 Sivasspor 14 13  19  -6   11  
18 İstanbulspor  13  2 12  26   -14 8
19 Ümraniyespor 13 4 15  24  -9    7  

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2022 Deluitte Raporu

 

2022-deloitte football review


Deloitte Sports Grup’un Avrupa Futbol Finansmanına ilişkin 31. kez düzenlediği yıllık futbol finans raporuna göre, Avrupa futbol pazarı bir önceki yıla göre %10 büyüyerek 27.6 Milyar Euro büyüklüğe ulaştı. Rapora ulaşmak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız

 


 

 

annual report 202021 photo

 

Avrupa Futbolunun patronu UEFA’nın gelirleri 5.7 Milyar Euro’ya Ulaştı. Raporu okumak için tıklayınız.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.