Kaan Polat Cürekli Batır- 6 Mart 2021Başkanların taraftarına sunduğu 'pratik çözüm' son derece basit: Eğer teknik direktör 'farklı' ve 'özgün' olmasa, işleri yoluna koymuş olacağız! Öyleyse çare nedir? Hep o bildiğimiz çözümü uygulamak...Kısacası teknik direktöre baş eğmemek.
Onlar buna 'çözüm' diyor. Türkçe'de bunun adı 'çağdaşlaşamamak'tır.
Yarım sezon oldu mu? Rumen teknik direktör Marius Sumudica Gaziantep FK'den ayrılmış Çaykur Rizespor kulübünün başına geçmişti. Çok önemli bir noktaya parmak bastı.
''...Elimden gelen bu, yapacak başka bir şey yok, Oyuncularıma bir soru yöneltmek istiyorum. İsmail Kartal kötü hoca, Ünal Karaman kötü hoca, Tomas hoca kötü hoca, Sumudica kötü hoca. Gelen bütün hocalar mı Rize'ye kötü hoca. Yarın Mourinho gelse bir şey yapamaz Rize'de.'' Kaynak: NTVSpor
Tespit de, değerlendirmede de bana çok yerinde göründü. Marius Sumudica'nın bahsettiği teknik direktör değişimleri acaba aceleye mi getiriliyordu. Burada konuyu size açmayı düşünüyordum, geçen akşam ÇaykurRizespor Kulübü’nden Teknik direktör Marius Sumudica'yla yollarının ayrıldığı açıklaması geldi.
Gözüme ilişen bir araştırma da, Marius Sumudica'nın sözleri üzerinden aynı şeyi söylüyor; bu sezon 21 takımla oynanan Süper Lig'de 24 haftada 16 teknik direktör değişimi yaşanmış.
Ne oluyor da antrenörler görevlerini bırakıyorlar? Kimse doğru dürüst bilmiyor. Oysa sorun, bütün açıklığıyla ortaya çıkmalı, sporseverler bilgilendirilmeliydi.
Sırası düşmüşken önce tabloyu verelim.
Tablo:1) 2020-21 Sezonunda Süper Lig'de Görevden Alınan Teknik Direktörler
Kaynak: goal.com
Çağdaşlaşma
Bu tabloya baktıktan sonra kulüpler, kendine acaba neden şu soruyu sormaz.
Tüm antrenörlerin farklı karakter ve kişilik yapıları vardır. 'Antrenörlük' eğitiminden geçmiş, bilgili, tecrübeli, deneyimli antrenörlerdir. Takımlarının başarısı için mücadele ederlerken, ligin bitmesine on beş hafta olduğu halde, neden kulüplerinden paldır küldür gönderilirler?
Soru akıllıca sorulsa cevap ‘ Kulüplerin 'çağdaş' spor anlayışıyla yönetilmediği gerçeğini ortaya çıkaracaktır. Kulüpler, 'çağdaş' olmanın aslında 'farklı' ve 'özgün' olmayı içerdiğini anlamış olsa, geçen sezonlarda yaşanan, bugün ise Süper Lig'de gördüğümüz teknik direktör değişimlerini çok sık yaşamaz, takımlarını da zor durumda bırakmazlardı.
'Farklı' ve 'özgün' olmak 'çağdaş' olmak dedik, ama bunu nasıl başarılacağını söylemedik. Yeri geldi söyleyelim. Yüzeyselliği ve biçimciliği bırakarak...
'Çağdaşlaşma'nın yüzeysellik ve 'biçimcilik kafasıyla olmayacağını bunun için akıl, yöntem ve sentez gerektiğini, çağdaş bileşime ulaşmak içinde neresinden bakarsanız bakınız ancak, içinde bulunduğu 'çağ'ı idrak etmekle mümkün olacağını bilmeliyiz.
Dünyanın gidişatı hakkında bilgisi kuvvetli, kendi memleketini ve insanını tanıyan sorunlarına doğru açıdan bakabilen bir yaklaşım şart.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
İçinde bulundukları durumu kavrayıp, doğru yöntemlerle kulüpleri istenilen seviyeye çıkarabiliyor muyuz? Yoksa işler doğru gitmediğinde, 'yüzeysellik' ve 'biçimciliğe' sığınıp kolaya mı kaçıyoruz?
Sağlıklı kulüpler birbirinin içine geçen iki şeyi amaçlar. Birincisi 'çağdaş' ekonomik altyapıya sahip olmak; ikincisi, bu altyapının içerdiği sporcuları yetiştirmek. Birincisine varılmadı mı, ikincisinin olmayacağı kesin.
'Yukarıdan Aşağıya' Biçimsel Demokrasi Anlayışı
Konuyu farklı bir açıdan yakalamışken biraz daha derinlere inelim. Ne dersiniz?
Aşağıdaki tablo kulüplerimizin 'yönetim modeli'ni gösteriyor.
‘Yukardan aşağıya’ bir yönetim modeli; en yukarıda bir başkan tüm kulübü kontrol ediyor.
Türkiye'de başkanların çoğu vizyon sahibi oldukları için değil, sermaye birikimleriyle ve dar kadrolarıyla kulübü ele geçirdikleri için başkan oluyor. O model içerisinde hem koltuğunu koruyor, hem de başkalarının yerine geçmesini engelliyor.
Ve bu yapı biçimsel demokrasi anlayışıyla sürdürülüyor.
Tablo: 2) Süper Lig Kulüplerinde Genel Yönetim Modeli
Kulüpler içerisinde 'Aşağıdan Yukarı'ya bir örgütlenme yok. Daha çok 'Yukarıdan Aşağı'ya bir oluşum, yönlendireme var. Oysa kulüpleri çağdaş uygarlık seviyesine çıkarabilmek için tüm birim ve çalışanları ortak hedefe yönlendirecek, kararlara söz sahibi edebilecek 'Aşağıdan Yukarı'ya bir yapı modeli kurmak gereklidir. Bu model yaratılmadı mı kulüpler daha çok doğru işi yapıyorum diye teknik direktörlerin görevlerine son verir,
Ama zaman küt diye yargısını verir.
Sözlerimi, yıllarını bu işe vermiş bir Türk antrenörümüzün bu konudaki unutulmaz sözleriyle bağlayacağım.
Bakın ne diyor!
Yılmaz Vural: 29 kulüpte çalıştım, sporif düşünen bir kulüp başkanına denk gelmedim.
"Türkiye'de kulüp başkanları genelde onları idare edecek antrenör arıyorlar. Çünkü Türkiye'deki yöneticilik tarzı ne yazık ki sportif bir anlam taşımıyor. Popülarite onlar için çok önemli oluyor. Siyasi ve ticari anlamda düşünceleri var. Siyasi anlamda bakanlar milletvekili, belediye başkanı olmak istiyorlar. Bugün bir kulüp başkanı siyasilerle rahat ilişkiler kurup, muhabbet edebiliyorlar. 29 kulüpte çalıştım, sportif anlamda düşünen bir kulüp başkanı bana denk gelmedi. Bu durum o kadar ortada kaldı ki Türk futbolu ileri gidemiyor. Sistem yanlış gidiyor ve bu sistemle kulüpler disipline edilemiyor"