Yabancılaşma
Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Diğer Yazarlar Yabancılaşma

Yabancılaşma

12Tokyo

Kaan Polat Cüreklibatır- 13 Aralık 2020  İstanbul’da bulut mavisi bir gün, yemyeşil bir saha, ter içinde çocuklar koşturuyor. Küçük oğlum Sarp, minicik ayaklarıyla topa vurmaya çalışır, başardığı zaman sevinç çığlıkları atar, mutlu olurdu. Bir şölen, bayram yeri gibiydi saha.

 

Tatlı çığlıklar, şakalar, güzel dostluklar başladı. Hepsi mutluydu, Hiç yabancılık çekmemişti. Çünkü o minicik futbol oyunları, o minik yüreklerini hayat boyu devam edecek bir yaşama sevinciyle beslemişti.

 

Küçük yaşta, minik yüreğinde hissettiği sevinç, onu ömrü boyunca ailesine ve ülkesine faydalı bir genç yapacaktı. İçinde yaşadığımız sistem; hız ve haz çağının getireceği yeni yabancılaşmalara karşı, yaşama sevincini tatmayan çocuklara karşı daha da hazırlıklıydı. 

Peki, bu yabancılaşmaya hazırlıklı olmayan çocukların yüreklerinde, ileride ne gibi bunalımlar yaratabilirdi?  

Gelin bu konunun tartışmasını, bir film üzerinden devam edelim.  

Yönetmenliğini Yasujirō Ozu’nun yaptığıTokyo Story’’ filmi, gelişmiş toplumlardaki yeni yaşam tarzının yabancılaştırdığı insanı anlatıyor. 

Gelişmiş toplumun bu özelliği, bir yerden sonra, insanı hem annesine hem babasına hem de kendi kendine yabancılaştırıyor. Eş, dost göremeyecek kadar acımasız, bir çarkın içerisinde kendini harcamak zorunda kalıyor.  

Filmin konusu 

Sevgi, saygı, emek, hoşgörü, vicdan gibi temel değerlerden uzaklaşan evlatların ilgisizliği, hor gören ve aşağılayıcı tutumları, yaşlı anne ve baba da hayal kırıklığı yaratır, içten içe belli etmeselerde üzülürler, geride bıraktıkları kızlarını bahane ederek kasabalarına geri dönerler.    

*** 

İster misiniz, o iç acıtan diyaloğu bir hatırlayalım. 

Yaşlı anne ve baba, Tokyo’ya geleli sadece birkaç gün olmuştur. 

Çocukları tarafından bir otele terk edilen yaşlı anne ve babayı, deniz kenarında bir beton duvara oturmuş, ufka bakarken görüyoruz.  

Tomi, ailede birşeylerin yanlış gittiğini hissederek, eşine o münzevi soruyu sorar. 

Tomi- ‘’- Sorun ne? Dün gece uyuyamadığın için böyle oldu.’’ 

Shukishi – ‘‘ Sen iyi uyudun ama...’’ 

Tomi - ‘’Gözümü bile kırpmadım.’’ 

Shukishi - ‘’Burası, gençlere yönelik bir yermiş.’’ 

Tomi - ‘’ Acaba Kyoko şuan evde ne yapıyordur?’’ 

Shukishi - ‘’Hadi eve dönelim.’’ 

Tomi - ‘’Şimdiden ev hasretine mi düştün? 

Shukishi – ‘’Asıl eve gitmek isteyen sensin. Tokyo’yu gördük, Atami’yi de gördük. Eve gidelim artık.’’ 

Tomi - ‘’Evet’’ 

Yaşlı karı koca oturdukları yerden kalkarken, Tomi’nin başı döner. Kasabaya döner dönmez de, ani bir hastalığa yakalanır ve ölür. 

Çocukları, annenin ölüm telgrafını aldıklarında çok da üzülmezler ve yas tutmak için kasabaya gitmeyi bile kendilerine zul sayarlar, hep bir yoğunluk , meşguliyet içinde görürler kendilerini.  

Ailesini, kişiliğini, tarihsel köklerini yadsıyarak mutlu olacağını düşünen çocuklar için ne büyük çelişkidir bu. 

Onlar artık, kendi kendine yabancılaşmıştır.  

*** 

İşin yıldırıcı yanı nedir bilir misiniz? 

Yeni yaşam tarzının bu özelliği, Tokyo olsun, İstanbul olsun, bütün gelişmiş toplumlar için geçerlidir.  

Çünkü kapitalizm ulaşmaya çalıştığı daha fazla kar için, sürekli yeni ihtiyaçlar yaratır, bireyi bu konuda kışkırtır. Kapitalizmin başarı diye gösterdigi şey; reklamlardaki hayat standardına ulaşmaktır. İnsanoğlu başarı diye gösterilen şeye ulaşsa bile doyuma ulaşamaz. Oysa reklamlardaki hayat pahalı, kazanılan para ise sınırlıdır. İnsanın içinde sürekli bir mutsuzluk oluşturur. Kendisine sunulan yaşam biçimine erişmek için, insani duygularını köreltir ve kendini harcamaya başlar.  

***

Filmi izledikten sonra, Türkiye’de oynanan futbolu düşündüm. Futbolumuz ,Tokyo’daki o yeni yaşam tarzına ne çok benziyordu.  

Son derece gelişmiş, rekabetçi takımlar kuruyorduk. Bunun için yüz milyonlarca dolar para sarf ediyorduk. En iyi yabancı futbolcuları yurt dışından getiriyorduk. Bu futbolcuları getirmekle kalmadık, daha da fazlasına gittik. Yabancı kuralını serbest bıraktık. Yüzlerce otoparklık, VIP localı, metro-otoyol kenarlarına stadyumlar inşaa ettik. Futbolumuz için bu fevkalade gibi görünüyordu. O şartlar içerisinde ülke futbolunun, gelişmesi adına atılmış büyük bir adım izlenimi veriyordu.  

Acaba sahiden öyle miydi? 

Türk futbolu, bu gelişim macerasından sonra batmıştır. Kulüplerin gelirleri, giderlerini karşılayamaz duruma gelmiştir. ’Türk takımları Avrupa Kupaları’nda başarısız sonuçlar almaya başlamıştır. 

Türk takımlarının ve milli takımımızın almış olduğu olumsuz sonuçlar, Türk futbolunun uluslararası sıralamadaki yerlerini de düşürmeye devam ediyor. Nitekim bu bağlamda, bugün itibariyle Türkiye’nin UEFA’da 13., FIFA’da ise 32. Sıraya gerilemesi, mevcut sportif performansın ne kadar yetersiz olduğunu, şiddetli sportif kuraklık çektiğimizi gösteriyor.  

Peki nerede hata yapıyoruz? 

Avrupa’nın kendi sistemi içerisinde başarılı olduğu futbol politikalarını, kendimize heves edip, futbol yapımızın içerisine uygulamışız. Oysa ki, onlar kendi doğal gelişmeleri içerisinde, bunları kurmuşlar ve başarılı olmuşlardır.  

Biz tamamen ayrı bir çerceve içerisinde yaşarken, o futbol politikalarını, kendi içimize alarak, gelişmeyi bir taklit meselesi gibi düşünüp, bu işin içinden çıkmak istemişiz. 

Sonuç tabi ki gün gibi ortadadır. 

Tokyo’da yaşayan çocukların, anne babalarına yabancılaşmaları gibi, yabancı bir sistem içerisinde yetişmiş Türk sporcuları da, kendi takımlarına yabancılaşmış. 

Türk kulüpleri farklı yapılara sahip olmakla beraber, yabancı kulüpler gibi olmayı heves etmişlerdir. Avrupa’nın önde gelen kulüplerinin mali ve ekonomik yapılarına ilgi duymuşlar ve bir taklit rekabetine girmişlerdir. Taklidi de çok yanlış uygulayıp, iflasın etmişlerdir., Birçok vasat yabancı futbolcu, yabancı serbestliği sebebiyle, gelişigüzel transfer edilerek hem kulüp paralarının çarçur edilmesine, hem de yetenekli genç Türk futbolcularının önünün tıkanmasına sebep olmuştur. Türk sporcuları kulüplerinde yeteri kadar şans bulamadıkları için aidiyet duygusunu yitirmeye başlamışlardır. Futbolcuların kılık kıyafetleri, saç kesimleri, giydiği ayakkabılar sahadaki performanlarından daha çok konuşulur hale gelmektedir. Futbolculara dolar-euro’yla maaşları ödenmektedir. Kur arttıkça borçlar da artmaktadır. Televizyonlar, futbolu bir ürün haline dönüştürerek, şifreli kanalardan taraftarı müşteri profine dönüştürmektedirler. 

Tüm bu taklit yapılanmalar bizi bir takım bunalımlara götürürmektedir. 

Ne Yapmamız Gerekiyor? 

Bizim yapmamız gereken şey, kendi geçmişimizden hareket ederek, çağdaş uygarlığın temelini oluşturan bilimsel yöntemleri kullanarak kendi değerler sistemimizi yaratmamız gerekiyor. 

O zaman uygulamalarımız bir taklit olmaktan çıkıp, gerçek bir gelişme olacaktır. Türk sporcusu tarihten gelen sağlam kökleriyle, her branşta gelişip yükselecektir.{jcomments on} 

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  818  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Futbol Ekonomi Site Yetkilisi Perşembe, 22 Eylül 2011.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

29/09/2022

Kapanış Günlük
Değişim %
  BİST 100

3,146,89

-1,60

 bjk BJKAS

5,48

-1,44

 fb FENER

52,10

-0,95

 gs GSRAY

5,64

-1,74

 trabzon TSPOR

4,35

-1,58

   SPOR ENDEKSİ

1.482,62

-1,37

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 32469716

SÜPER LİG 2022-2023 SEZONU

  

 

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV  
Adana Demir  7   5  1   1  16  7    16 
2 Galatasaray  7   5  1  4 

16

3 Başakşehir  6  4 2 0 9 14
4 Beşiktaş  7   4  16  10  6 14
5 Konyaspor  7 4 2  1  2 6 14
6 Fenerbahçe  6  4   1 20   6    14   13 
7

Trabzonspor 

 7  1  11  10   1 13 
8 Kayserispor  7   0  4  12 
9 Gaziantep 7  2 13  10  3 11 
10

Kasımpaşa

 7   0 15  -8  9
11 Alanyaspor

10 

15  -5  8
12 Giresunspor -3     7 
13 Karagümrük 10  -2   6
14 Antalyaspor  7  0  14   -6     6  
15 İstanbulspor 6 10  -6  5
16 Ankaragücü  6  1   11  -5 4
17 Sivasspor 7 11  -6   4  
18 Ümraniyespor  7  2 10   -5 2
19 Hatayspor 6 1 10   -8   1  

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2022 Deluitte Raporu

 

2022-deloitte football review


Deloitte Sports Grup’un Avrupa Futbol Finansmanına ilişkin 31. kez düzenlediği yıllık futbol finans raporuna göre, Avrupa futbol pazarı bir önceki yıla göre %10 büyüyerek 27.6 Milyar Euro büyüklüğe ulaştı. Rapora ulaşmak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız

 


 

 

annual report 202021 photo

 

Avrupa Futbolunun patronu UEFA’nın gelirleri 5.7 Milyar Euro’ya Ulaştı. Raporu okumak için tıklayınız.

 

 


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

master bm report lowres

 

The European Club Footballing Landscape 2022


UEFA'nın Avrupa Lulüp futboluna ilişkin 13, kez yayınladığı, Covid-19'un etkilerinin de analiz edildiği raporu okumak için Bkz.


 

 Eko spor 1

“Ekospor’un aylık bültenlerinden haberdar olmak için tıklayınız”

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.