Portakaldan hentbol
- Ömer GÜRSOY

- 10 Haz 2011
- 2 dakikada okunur
Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım uzun yazıda Futbol Federasyonu Başkan adaylarına projeleri ile yarışması gerektiği çağrısı yaptım. Ancak bu sayede Türk sporunun kurumsallaşmasına katkı sunulacağını söyledim (Aralarında kulüp başkanlarından yazıda ismi geçen isimlere kadar çok kişiden telefon ve mesaj aldım.
Bugünlerde konunun İstanbul basını tarafından da ele alınıyor olması memnuniyet verici).
Bu çağrımda yer bulan kurumsallaşmanın önemine bir başka ülkeden dikkat çekmek isterim:
Hentbol Federasyonu Başkanı Bilal Eyüboğlu’nun daveti üzerine Hollanda’ya gittik. Bayan Milli Takımımız Dünya Şampiyonası’na katılmak üzere Hollanda ile play-off karşılaşmasının ilk maçına çıkmak üzere Rotterdam’daydık. Daha önce 2 kez dünya şampiyonasının eşiğinden dönmüş milli takımımız bu sefer daha umutluydu. Oldukça tecrübeli oyunculardan kurulu bir takımımız vardı.
Maçın oynanacağı salona geldiğimizde içimi bir burukluk kapladı. İlk izlenimim sanki küçük bir NBA organizasyonu ile karşı karşıyaydık; her yaştan yüzlerce seyirci portakal renkli formaları ile bilet gişesinin önüne yığılmış 12,5 euro (yaklaşık 27 lira) biletlerini almaya çalışıyorlardı; Kafede kuyruklar, mağazada forma satışları…Takımımızı desteklemeye gelen 100 civarında gurbetçimizle 2500 kişilik salon tıka basa doluydu.
Ben hentboldan pek anlamam ama Türk sporunda olan “yıldıza bağlı oyun anlayışı” burada da ortaya çıktı. “Hentbolumuzun Arda”sı diyebileceğim, gerçekten özel yeteneklere sahip Yeliz’in ilk yarıdaki muhteşem oyununa önlem alan Hollandalılar ikinci yarıda oyunu çözdüler ve rövanş maçı için 12 sayılık bir fark elde ettiler.
Burukluğum bu sonuçtan değil kurumsal bir yapının sporu nasıl bir endüstriyel seyirlik haline getirdiğini kendi ülkem dışında bir kez daha görmüş olmamdandı.
Nüfusu bizden çok daha az bu ülkenin lisanslı hentbol sporcu sayısının bizden daha fazla olduğunu söylememe gerek var mı?
Bizde ise gazete sütunlarına bile zor giren bir spor hentbol. Geçtiğimiz günlerde Avrupa kupalarında final oynayan Muratpaşa Belediyesi’nin maçlarını hiçbir televizyon kanalında yayınlanmadığını da hatırlatalım. Bir spor yazarı arkadaşım söyledi, bundan 20 yıl önce hentbolun köşe yazarları varmış bu ülkede..
Avrupa’nın birçok ülkesinde önemli bir seviyeye gelen hentbolun ülkemizde yaygınlaşması için biraz vitesi büyütmek gerekiyor. Liglerin televizyonda yayınlanması, yeni sponsorluklar ve ağırlıklı Belediye takımlarının değil spor kulüplerinin yarışacağı bir lig olmalı ülkemizde. Beşiktaş dışında Fenerbahçe, Galatasaray, Bursaspor, Trabzonspor, Eskişehirspor gibi kulüplerin bünyelerinde hentbol branşını açmalarını teşvik etmek gerekiyor. Hentbol Federasyonu yöneticilerinin ağzında yıllar önce Ali Şen’in hentbol şubesini açmak için gerçekleşmeyen teşebbüsü var. Ali Şen’i aradım, bana “ benim ilk oynadığım hentboldur, evet bu konuda bir çabam oldu, ama o zaman yapamadık” dedi.
Portakalın hentbolu bize gösteriyor ki, sporun her branşında federasyonu yönetmeye talip olanların vizyon sahibi olarak devamlı projeleri ile anılacağı bir yarışma ortamı yaratmak gerekiyor.Portakalların ülkesinde Hentbol’un yıldızının parladığını gördüm.Ülkemde de bu güzel sporun artık kabuğunu kırması gerektiğini düşünüyorum. Görevde daha 1 yılını yeni dolduran Başkan Eyüboğlu ve ekibinden beklentimiz budur.
Bizlere düşen de onlara destek olmaktır.
( Hollanda ile rövanş maçı 11 Haziran Cumartesi günü Haldun Alagaş Salonu’nda saat 18.00’de oynanacak, kızlarımızın bir mucize yaratmasını umuyorum.)






















Yorumlar