top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Futbolun İsmail Kartal İle Sınavı


Futbol, kitle iletişim araçlarının da desteğiyle ekonomik açıdan oldukça kazançlı bir pazar olarak ticari bir 'meta' haline getirildi

Futbolun endüstrileşmesi tezgahının arkasındaki sömürü mekanizmasının aynı zamanda siyasi ve mali açıdan da bir rant kurgusu var. Bunun en iyi örneği Trump ile Infantino arasındaki ilişkiler silsilesinde futbolun nasıl araçsallaştırıldığıdır.


Bu tabii ki sadece oraya mahsus değil. Bu nokta en tepe noktası olduğu için buradan aşağı doğru hiyerarşik kurguyla küresel ölçekte ülkelerin sosyokültürel ve sosyopolitik değerlerine göre şekilleniyor.


Futboldan bu noktadaki en elzem ihtiyaç, ekonomik bir olgu olarak sunulan futbolun siyasi egemenliğin bir parçası olan kuralsız oluşumların eylemlerinin test edildiği ve kamuoyu tarafından benimsendiği bir alan olması.


Taraftarlık kimliğinin şampiyonluk beklentisi içindeki bencilleşen duygusal yoğunluğunu manipüle ederek, öznelleştirilen beklentinin birtakım ayrıcalıklara sahip olması yani kuralsızlığa maruz kalması kabul edilebilir bir olgu haline getirilirken, siyasetin toplumu dizayndaki kendi bekası için kurguladığı oyunun aynı zamanda kabul görmesini sağlayacak ayrıcalıkların da oynanma şekli futbol sahasından geliyor.


Tüm bu kurgunun getirdiği yer: Sadakate dayalı ilişkiler ve ideolojik kayırmacılıktır.

İşte bu tip sosyopolitik yapılar, donanım ve bilgi sorunlarından kaynaklanan ehliyetsiz atamaların ve kayırmacılığın normalleştirilmesi ve kabul görmesi, patronaj ilişkileri, sadakat önceliği ve destekçi aidiyet gibi yapısal ve kültürel dinamiklere dayanır.


Bu artık sistematik bir uygulama haline gelir. Bilgi ve donanımın tartışılmaktan uzak, gündemden bertaraf edilmiş kavramlar olarak kabul görmesi sağlanır.


Futbol madem küresel ölçekte kuralsızlıkların tartışılıp kabul edildiği bir alan haline getirildi, işte o zaman işleyiş içinde hangi makamda görev alacaksa alsın, bu düstur üzerinden hareketle en uygun insan seçilecektir. Bu kaçınılmazdır.


Haliyle Türkiye'de futbol kurgusu içindeki kişilerin atamaları ve seçilmeleri de buna uygun şekilde yapılıyor.


Futbol her siyasi kurgunun örgütlenme ve propaganda alanıdır. Bizim gibi ülkelerde bu kaçınılmazdır. Bunu sekteye uğratacak yapılar veya kişilerin bir görevde bulunması mümkün değildir.


Tüm anlattıklarım İsmail Kartal'ı tek başına bağlayan unsurlar değildir. Bir mekanizmadan bahsediyorum. Yüzlerce kişi bu mekanizma içinde görev alıyor. Bu zaten olacak bir şeydir.

Ama Fenerbahçe'ye dört kere gelip katkı yapabilecek hiçbir donanıma sahip olmayan birinin sürekli bu alanda karşılığının olması tartışılması gereken bir konudur.


Biraz öznelleştirerek bakmak gerek.


Her gelip gittiğinde, Fenerbahçe genelde iki takımlı ligde zaten ikinci oldu. Bunun puanını veya averajını tartışmak komik olur. Ve Galatasaray hep şampiyon oldu.


Ama asıl önemli konu, İsmail Kartal'ın kendi antrenörlük felsefesini oluşturacak prensiplere sahip olmamasıdır. O da Okan Buruk gibi oyuncular üzerinden sonuç almak üzere tüm sorumluluğu sahada oyunculara bırakıyor. Bu sadece idareciliktir. Antrenörlükle ilgisi yoktur.

Haliyle ne bölgesel oyun içinde ne de yarım alan oyunu içinde geçiş oyunlarını sağlayacak yarım alan ve bölgesel taktik kurgusuna sahip olmayan, hücum ve savunma kurgusundaki geçişleri sağlayacak set oyun prensipleri olmayan bir antrenörün sahaya sadece ilk 11'i çıkarmasına dayalı ve oyuncu değiştirmeyle ilgili sorumluluğu bir bütünün tamamı olarak lanse etmek doğru değildir. Futbolda böyle bir anlayış yoktur. Varsa da arabesk bir kurgu olur, ama evrensel ölçekte bunun bir geçerliliği yoktur.

İşte en son maç: Takımın boyunun 40-50 metrede olması, ne savunma setine oturmasına, ne ön baskının sonuç vermesine, ne de pas geçişinin kalitesinin artmasına olanak verir. Her oyuncu topu ayağına aldığı zaman ne yapacağına anlık karar veriyor. Bu hem zaman hem de ciddi bir efor kaybıdır. Rakibi boşa çıkartacak taktiksel bütünlük olmayınca, Greenwood'un şutuna kalıp sonuç beklemekten başka çare kalmaz.


Asensio'nun kulübede oturması, İsmail Kartal'ın mesleki donanımı açısından bir turnusol testiydi.

İsmail Kartal'ın Kerem, İrfan Can, Cengiz, Çağlar ve İsmail ile arası çok iyi olabilir. Bu insani ilişkilerdir. Ama takımda kimin oynayacağı ise başka bir bakış açısına aittir.


Futbolculuk başka, antrenörlük başka işlerdir.

Kulübün bütçesinin 430 milyon Euro'ya ulaştığı, yıllık takım maaş bütçesinin yaklaşık 170 milyon Euro olduğu bir noktada bu popülist tavır Fenerbahçe'ye büyük zarar veriyor. Ve aynı zamanda İsmail Kartal'a zarar vermiyor.


Yorumlar


bottom of page