Mehmet Atalay
- Ömer GÜRSOY

- 17 Nis 2015
- 2 dakikada okunur
Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli Gençlik ve Spor Genel Müdürü olarak görev yapan Mehmet Atalay’ın kalp krizi geçirmesi beni derinden etkiledi.
Kısa sürede iyileşmesini diliyorum.
Yıllar içinde yolumuzun bir çok kez kesiştiği Atalay’ı spor kamuoyunun çok çabuk unuttuğunu görüyorum. Görevde olduğu sürede kendisini en çok eleştiren kişi olduğum halde görevden ayrıldıktan sonra da Atalay ile ilgili tek veda yazısını da ben yazmıştım. Her zaman olduğu gibi elime hassas bir teraziyi alarak değerlendirmeler yapmıştım. Bugün de yine aynısını yapacağım:
“Yıl 2003. Mehmet Atalay, daha yeni Gençlik ve Spor Genel Müdürü olmuş ve Türk sporu için bir reform paketi hazırlamak için küçükbir komisyon kurmuştu. Komisyonda genel Müdür Yardımcıları, bürokratlar ve kurum dışından sadece ben katılmıştım.Çeşitlimodelerüzerinde duruyorduk. Spor Bakanlığı, Müsteşarlık, TRT ve YÖK gibi örgütlenmiş bir sporteşkilatı derken bir gün toplantıya EPDK ve BDDK gibi popüler kurumlarından esinlenerek “Spor Yüksek Kurumu” modelini getirmiştim.
Reformist kimliğine yürekten inandığım Atalay daha sonra bu kurum modeli taslağını kamuoyuyla paylaşmış ve büyük destek de görmüştü.Gelişen süreç bu süreçte model gerçekleşmese de içerisindeki bir çok unsur hayat buldu. Mesela federasyonların özerklik süreci bunun en önemli ayağıydı.
Evet bir şeyler kımıldamaya başlamıştı Türk sporunda..
Ama çatı örgütü tamamlanmadığından yani Spor Genel Müdürlüğü klasik, hantal örgütlenme biçiminden dönüştürülmediğinden 5-6 federasyon dışında özerklikten istenen verim elde edilemedi. Başarısız federasyon başkanlarını gördükçe de devlet ‘sporu yöneteyim mi yoksa yön mü vereyim’ ikileminden bir türlü kurtulamadığını üzülerek görüyorum.”
Bu satırları Atalay’ın Gençlik ve Spor genel Müdürlüğünden Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü görevine geçtiği 2010 yılında yazmışım.Federasyonların özerkleşmesi,Spor Toto’nun yeniden yapılandırılması ve iddiadan gelen gelirlerin artması, Şiddet yasası gibi kurumsal hamlelere el attı.Ancak inanıyorum ki, o da benim gibi Spor Yüksek Kurumu’nu yaşama geçirip reformları taçlandırmayı çok isterdi.İşte o zaman gerçek devrim olurdu Türk sporu için.. O’nu zaman zaman yazılarımda eleştirmemi nedeni de bu yapılanma projeleri konusunda olmuştu. Öte yandan sporun içinden gelenler ilk defa O’nun zamanında İl Müdürlüklerine atandılar. Tamer Taşpınar, Ahmet Ak, Metin Kaplan,Ökkeş Demir,Lale Öztürk, Mustafa Genç,Suat Çelenler bir çırpıda aklıma gelenler..Sporda yerinden yönetimin yolunu açtı. Kurum için de çöreklenmiş statükoya ve muhalefete rağmen Türk sporunun kendi kendini yönetmesinin önünü açtı.Kurumu dışa açmaya çalıştı. Akademisyenlerle, basınla, Genel Müdürlük arasında oluşan duvarı yıkmayı başardı.Mıchael Jordan’ın bir sözü var: Bazıları olmasını ister, bazıları olmasını bekler,bazıları ise oldurur. Ben Atalay’ı tereddütsüz ‘oldurur’ kategorisine alırım.
Hataları da olmadı mı? Elbette bir çok hatası da oldu.. Ama bugün hasta yatağında Mehmet Atalay için terazimin sadece pozitif tarafını hatırlamak istedim.




















Yorumlar