top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Filenin Sultanları… 4’tü, 5 Oldu


Demirel’in yıllar önce siyaset için yaptığı tespit, bugün Melisa Vargas’ın Filenin Sultanları’na kattığını anlatıyor.”


Yıllar önce Süleyman Demirel’e ilginç bir soru soruyorlar.

Amerika, başka bir ülkedeki bir siyasetçiyi alıp o ülkenin başına getirebilir mi?”

Demirel biraz düşünüyor ve unutulmayacak bir cevap veriyor:

Amerika hiçbir siyasetçiyi sıfırdan alıp beş yapamaz. Ama 3,5-4’lük potansiyeli olanı alır, beş yapar.”

Bu sözü ilk duyduğumda siyaset için söylenmiş akıllıca bir tespit olarak düşünmüştüm.

Meğer spor için de geçerliymiş.

Çünkü Melisa Vargas’ın Filenin Sultanları’na yaptığı katkıyı anlatabilecek bundan daha iyi bir tarif bulamıyorum.

Türkiye zaten yıllardır dünyanın en iyi voleybol ülkelerinden biriydi.

Yaklaşık 25 yıldır adım adım örülen bir başarı hikâyesi var. Federasyonlar değişti, teknik adamlar değişti, oyuncular değişti ama Türk voleybolu her yıl üzerine koyarak ilerledi.

Bu başarıda emeği olan tüm federasyon başkanlarını, kulüpleri, antrenörleri ve sporcuları gönülden kutlamak gerekiyor.

Elbette bugün gelinen noktada Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Akif Üstündağ’ın payını ayrıca teslim etmek gerekir. Önce asbaşkan, ardından başkan olarak bu yapının oluşmasında önemli bir rol üstlendi.

Teknik tarafta önce Giovanni Guidetti, ardından Daniele Santarelli’nin dokunuşları da milli takımın oyun seviyesini bambaşka bir noktaya taşıdı.

İş bununla da bitmedi.

Altyapıda kurulan sistem, yapılan yatırımlar, güçlü sponsor desteği…

Artık Türkiye adeta bir voleybol fabrikası.

Bu yüzden Filenin Sultanları’nın başarısının tesadüf olmadığı çok açık.

Ama bazen bütün doğru parçaların birleşmesi yetmez.

Sizi zirveye taşıyacak son parçaya ihtiyaç duyarsınız.

İşte o son parça Melisa Vargas oldu.

Sabah ABD karşısında karar setinde kaybettik.

Ama bizim adımıza sahanın en skorer ismi yine Vargas’tı.

Dünya yıldızı olmanın farkı tam da budur.

Ben devşirme sporcu uygulamasının sürekli başvurulacak bir yöntem olduğuna inanmıyorum.

Ama dünyanın en üst seviyesinde mücadele ediyorsanız ve sizi zirveye taşıyacak olağanüstü bir oyuncu varsa, o zaman mesele değişir.

Vargas bunun en başarılı örneğidir.

Türkiye’nin zaten 4’lük bir potansiyeli vardı.

Vargas gelip o potansiyeli beşe çıkardı.

Demirel’in yıllar önce anlattığı hikâyenin voleyboldaki karşılığı tam olarak budur.

Melisa Vargas’ın Türk vatandaşlığı sürecinde büyük emek veren Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Akif Üstündağ’a, süreci ilk andan itibaren takip eden, hatta resmi süreci başlatan ilk imzayı atan dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na ve kararı onaylayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da teşekkür etmek gerekir.

Süreç, sadece resmi bir imzayla tamamlanmadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nde Melisa Vargas’a Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını bizzat takdim etti. O gün verilen sadece bir kimlik değildi; Türk voleybolunun geleceğine yapılan stratejik bir yatırımın da sembolüydü.

Şimdi önümüzde 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları var.

Vargas yine en büyük kozlarımızdan biri olacak.

Ama asıl sevindirici olan şu…

Türk voleybolu artık sadece bugünü yaşamıyor.

Kurduğu altyapıyla, yetiştirdiği oyuncularla ve oluşturduğu kültürle yarını da planlıyor.

Belki yeni Melisa Vargas’lar yetiştiremeyeceğiz.

Çünkü onun gibisi kolay gelmez.

Ama bugün kurulan sistem sayesinde, yarının dünya yıldızlarını kendi içimizden çıkarabilecek bir ülke haline geldik.

Ve işte gerçek başarı da tam olarak budur.

Yorumlar


bottom of page