top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Küresel Futbol, Somut Olmayan Kültürel Miras ve FIFA’daki Yönetişim Krizi: Analiz (*)


Giriş: Bir Kalkınma Önerisinden Yönetişim Krizine


FIFA Forward Enterprise (FFE) etrafındaki tartışma, FIFA’nın öneriyi geri çekmesiyle sona ermedi. Geri çekme kararı, FIFA’nın gelecekteki müsabaka gelirlerinin önemli bir bölümünü yeni bir ticari yapı üzerinden ticarileştirmeye yönelik acil planlarını durdurdu; ancak önerinin gündeme getirdiği küresel yönetişim sorularına yanıt vermedi. Nitekim 20 Ağustos 2026 itibarıyla bu sorular, FIFA Başkanı Gianni Infantino etrafında devam eden bir liderlik krizine dönüşmüştü. İlk öneri bir kalkınma ve yatırım girişimi olarak sunuldu. FIFA, yaklaşık 20 milyar ABD doları değerinde yeni bir ticari iştirak kurulmasını ve özel yatırımcıların büyük FIFA organizasyonlarıyla bağlantılı ticari haklarda pay edinebilmesini önerdi. Önerilen işlemin yaklaşık 4,2 milyar ABD doları sermaye yaratabileceği bildirildi. Öneri, Avrupa’daki ulusal federasyonlarla önceden çok sınırlı istişare edilerek açıklandı ve UEFA ile diğer futbol paydaşlarının derhal karşı çıkmasına yol açtı (Reuters, 2026a; UEFA, 2026a).


Sürdürülebilir Ekonomi ile bağlantılı Spor Ekonomisi ve Somut Olmayan Kültürel Miras (Intangible Cultural Heritage: ICH) gelişim ilkelerini kullanan analizimize göre, UEFA’nın boykot tehdidinde örneklendiği üzere küresel futbol topluluklarından uzun vadeli ve giderek artan tepkilerin ortaya çıkacağı öngörülebilirdi. UEFA’nın itirazı, anlamlı bir istişare sürecinin bulunmaması nedeniyle futbolun küresel bir spor kurumu olarak yönetişimiyle ilgiliydi. Ticari çıkarların özel yatırımcılara devredilmesi önerisi, Dünya Kupası’nın temel yönetişimine ve bizzat “futbolun ruhu” ilkesine; yani futbolun yalnızca bir yatırım ürününe dönüşmemesi gerektiği düşüncesine zarar veriyordu. UEFA’nın 55 ulusal federasyonu FFE önerisini oybirliğiyle reddetti ve UEFA FIFA organizasyonlarını boykot etme tehdidinde bulundu. FIFA daha sonra 1 Ağustos 2026’da FFE önerisinden vazgeçti (UEFA, 2026a).


Temel nokta şudur: Ticari öneri başarısız oldu ve öneriye verilen tepki çok daha büyük bir soruyu açığa çıkardı: Futbol nedir, onun değerinin sahibi kimdir ve bu değerin yönetilmesinden kim sorumludur?


Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu’nun ekonomik analizi ile Prof. Cecilia W. Yu’nun sürdürülebilirlik ve kültürel yönetişim odaklı Somut Olmayan Kültürel Miras analizi aşağıdaki temel alanlarda birleşmiştir:


1. Sporda Somut Olmayan Kültürel Miras (ICH) Ekonomisi muhasebeye indirgenemez


Klasik sömürücü bir işletmeyi başarılı kılan ekonomi ile barışı koruma ve sürdürülebilir ekonomik, sosyal ve dolayısıyla kültürel kalkınmayı başarılı kılan ekonomi aynı değildir ve hiçbir zaman da aynı olamaz. Bir işletme muhasebesi modeli gelir, büyüme, yatırım, getiri ve değerlemeyi ölçebilir; ancak ulusal kulüplerden küçük bölgesel futbol takımlarına kadar her ölçekteki spor kurumunun koruduğu bir “yaşayan kültürün” kültürel, sosyal, insan hakları ve kalkınma değerleri gibi “maddi olmayan” unsurlarını tek başına ölçemez.


Yu, Devecioğlu ile yaptığı derinlemesine görüşmelerde küresel bir Somut Olmayan Kültürel Miras yönetişiminin yalnızca ekonomi ve işletme muhasebesi modellerine dayandırılamayacağı konusunda aynı görüşü paylaşmıştır. İnsan hakları, barış, kültür ve sürdürülebilir kalkınmayla ilgili yönetişim, yalnızca “kâr ve büyüme” esaslı bir muhasebe modelinin değer ölçüsüyle işlemez. Bu ICH ayrımı FFE önerisi açısından temeldir.


Devecioğlu’nun spor ekonomisi perspektifi de disiplin içi bir analizle aynı noktayı güçlendirmektedir. Devecioğlu, “futbolun ruhu”nun; toplumsal davranışlara, kurumlara, topluluklara, oyunculara, taraftarlara, kulüplere ve ulusal federasyonlara gömülü bir ekonomik sistem olduğunu vurgulamıştır. Bu maddi olmayan boyutları dışlayan ekonomik modeller, değer biçtiklerini iddia ettikleri olguyu yanlış temsil etme riski taşır. Yatırımlar, küresel sporun “ruhunu” oluşturan engelsiz erişimi desteklemelidir. FFE önerisindeki sorun, yaşayan sosyal ve kültürel sistemin açık biçimde finansal varlığa tabi hâle gelmesidir.


2. “Evrensel” yaşayan Somut Olmayan Kültürel Miras (ICH) olarak futbol


UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras tanımı, UEFA’nın ve küresel futbol taraftarlarının tepkileri açısından son derece ilgilidir. Somut Olmayan Kültürel Miras; toplulukların kültürel miraslarının bir parçası olarak kabul ettikleri uygulamalar, anlatımlar, bilgiler ve becerilerden oluşur. Kuşaklar arasında aktarılır ve toplumsal ve çevresel koşullara yanıt olarak sürekli yeniden yaratılır. UNESCO, ICH’ i açıkça geleneksel, çağdaş ve yaşayan; kapsayıcı, temsili ve toplum temelli olarak tanımlar (UNESCO, 2003; UNESCO, 2026a). (Intangible Cultural Heritage)


Futbol, sporu yaşayan kültürel miras merceğinden incelemek için en güçlü örneklerden birini sunmaktadır. Futbolun yalnızca tek bir modern ulusa ya da kuruma ait olduğunu ileri sürmek gerekli değildir. Top oyunlarının tarihsel gelişimi çok daha geniş, kültürlerarası bir insanlık tarihine işaret eder. Yu, Amerika kıtasında örgütlü top oyunlarının antik ve kayıtlı örneklerinden biri olarak, futbola benzer bir oyunla ilişkilendirilen Maya ritüel kurban uygulamalarını da içeren Mezoamerikan top oyununu örnek göstermiştir. Benzer biçimde Çin’deki 蹴鞠 (cuju), örgütlü top oyununun tarihsel olarak belgelenmiş başka bir geleneğidir. Kronolojik açıdan bakıldığında insan ayağıyla oynanan ve modern futbolun atalarından biri olarak da değerlendirilen geleneksel top oyunu Tepük’ten söz edilmiştir. Adını “tepmek” fiilinden alır. Bu oyun, Kaşgarlı Mahmud’un 1072-1074 yılları arasında derlediği, sözlü folklordan müzik  ve şiire kadar Türk ICH unsurlarını etnografik biçimde ayrıntılandıran Türk dillerinin ilk ansiklopedik el kitabı Divânü Lûgatit-Türk’te de anılmaktadır. (Yıldıran, 1997).  


Futbolun kuralları ve ritüelleri de dâhil olmak üzere modern futbol Somut Olmayan Kültürel Mirası, küresel tarihsel dönüşümler ve kurumsallaşma yoluyla gelişmiştir. İnsan kültürel gelişiminin ve ayakla oynanan top oyunlarının evrimi, tek bir çağdaş şirketin ya da otoritenin basitçe fikri mülkiyeti (FM/IP) değildir. Bunlar yaşayan ve gelişen bir insanlık kültür tarihidir ve İş Dünyası ve İnsan Hakları kapsamında “kültürel özerklik hakkı” başlığı altında korunur. Futbolun tek bir coğrafi “sahibi”nin bulunması, dünya toplulukları, oyuncular ve seyirciler tarafından sürekli yeniden yaratılan ortak gezegenimizin somut olmayan kültürel mirasının sahiplenilmesine ve telif/fikri mülkiyet hakları altına alınmasına yol açacaktır; böyle bir dışlama “kültürel gelişme ve özerklik hakkı”nın ihlalidir.


Basitçe ifade etmek gerekirse: Futbolun sahibi hiç kimse değildir. Futbol, yeryüzündeki herkesin geçmiş, bugün ve gelecek kuşaklarına aittir.


UNESCO Sözleşmesi; Somut Olmayan Kültürel Mirasın korunmasını, ilgili topluluklara, gruplara ve bireylere saygıyı, uluslararası iş birliğini ve karşılıklı takdiri gerekli kılar. Ayrıca Somut Olmayan Kültürel Miras’ın uluslararası kabul görmüş insan hakları ve sürdürülebilir kalkınma ile uyumlu olması gerektiğini açıkça kabul eder (UNESCO, 2003). Ekonomik mekanizma yaşayan kültürel sistemi sıradan bir mülkiyet varlığıymış gibi ele almaya başladığında şirketleşme sorunlu hâle gelir.


3. Ticarileşmeden fikri mülkiyet alan gaspına


Yu’nun temel kaygısı, yaşayan somut olmayan kültürel mirasın şirketler tarafından fikri mülkiyet kapsamında ele geçirilmesi ihtimaline; başka bir ifadeyle oyunun tüm aktörlerini, özellikle de yerli toplulukları ve gerek Küresel Kuzey’de gerek Küresel Güney’de modern futbolun beslendiği yerli yaşayan kültürlerin evrimini etkileyecek bir fikri mülkiyet “alan gaspına” dayanmaktadır.


Potansiyel zararın birbiriyle ilişkili fakat birbirinden farklı iki süreci vardır:


i) Birincisi epistemolojik silinmedir. “Yaşayan” bilgi, topluluk uygulamaları ve farklı kültürel tarihler ticari olarak yönetilen bir ürüne indirgendikçe, kökenlerin ve anlamların çoğulluğu resmî anlatıdan kaybolabilir.


ii) İkincisi fikri mülkiyetin ele geçirilmesidir. Kültürel görünüm ticari olarak sterilize edildikten sonra ortaya çıkan imaj, markalaşma, veri, performanslar ve bunlarla bağlantılı fikri mülkiyet potansiyel olarak şirket sahiplerinin elinde yoğunlaşabilir.


Bu, Yu’nun teknoloji destekli neo-tekno-sömürgeciliğin bir biçimi olarak tanımladığı ikili mekanizmadır. Artık çıkarılan şey mutlaka toprak, maden veya fiziksel kaynaklar değildir; sömürü, bilgi, kültür, kimlik, görsellik, veri ve yaşayan toplulukların ürettiği ticari değer gibi maddi olmayan dijital unsurlara kaymıştır.


Tehlike, yaşayan bir kültürel mirasın ölü, sterilize edilmiş bir ürüne dönüşmesi ve halkla ilişkiler ile pazarlama birimlerinin kontrolü altına girmesidir. Kültür ticari bir gösteri olarak görünür kalırken, onu sürekli üreten topluluklar ve bireyler haklarından yoksun bırakılabilir ve değer üzerindeki tüm denetimlerinden uzaklaştırılabilir.


Bu, sürdürülebilir kalkınmanın tam tersidir.


4. Oyuncu ve “sözleşmeye bağlı maddi olmayan FM imaj köleliği” sorunu


En ciddi kaygı bireysel “oyuncular” düzeyinde ortaya çıkmaktadır. Yu, bir oyuncunun oynama fırsatını elde etmenin koşulu olarak imajı üzerindeki kapsamlı hakları fiilen devredebileceği sözleşmesel düzenlemelere karşı uyarı amacıyla “sözleşmeye bağlı maddi olmayan fikri mülkiyet imaj köleliği” olasılığını özellikle tanımlamıştır.


Bir oyuncu bir kulüpte sınırlı bir süre oynayabilir; ancak süresiz imaj haklarının sözleşmeyle devri, oyuncunun o kulüple sportif ilişkisi sona erdikten sonra da kulübün veya şirketin oyuncunun kimliğini, imajını ve ilişkili markasını ticari olarak kullanmayı sürdürmesine imkân verebilir. En uç biçiminde, kariyerinin başındaki bir oyuncu bir kulüp için yalnızca bir kez oynayabilir, kulüp imaj haklarını elde edebilir ve hak fırsat anında devredildiği için bu imaj gelecekte markalaşma, pazarlama, satış ve ticari kâr yaratma faaliyetlerinde anlamlı bir gelecek tazminatı olmaksızın kullanılabilir. Yu, herkesi Lionel Messi, Cristiano Ronaldo veya UNESCO’nun en genç iyi niyet elçisi Lamine Yamal gibi isimlerin süresiz yapay zekâ imaj fikri mülkiyet haklarının devredildiği böylesi uç bir durumu düşünmeye davet etmektedir.


Bu mesele futbol pazarlamasına ilişkin patent haklarının ötesindedir. Mülkiyet, pazarlık gücü, çalışma hakları ve insan onuru sorunudur. Meşru, yapay zekâ destekli bir pazarlama lisansı ile kişisel kimliğin fiilen süresiz olarak sahiplenilmesi arasındaki ayrım açıkça yapılmalıdır. Oyuncular, kariyerlerinin ve hatta yaşamlarının ötesine uzanabilecek gelecekteki fikri mülkiyet sahipliğine karşı korunmalıdır. Kurumsal yönetişim, sözleşmeye dayalı rızanın her türlü sömürüyü otomatik olarak toplumsal ya da etik açıdan sürdürülebilir veya kabul edilebilir hâle getirdiğini varsayamaz.


5. Kadınlar, engellilik ve insanın kültürel haklarla korunan değerlerinin kurumsal yeniden dağıtımı


Futbolun şirketleşmesi aynı zamanda bir dağılım sorunu doğurur. Ticari değer ve dolayısıyla kaynaklar en fazla pazarlanabilir organizasyonlar, oyuncular, kulüpler, kişilikler ve bölgeler etrafında yoğunlaşırsa, hâlihazırda daha az yatırım alan gruplar daha da dezavantajlı hâle gelebilir. Bu durum dünya genelindeki kadın sporcuları ve engelli sporcuları etkileyecektir.


BM toplumsal cinsiyet verileri; daha düşük katılım, ücretlendirme, medya görünürlüğü ve liderlikte temsil dâhil olmak üzere sporda süregelen toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini belgelemektedir. AB politikası (UEFA açısından bağlayıcı çerçevede) eşitlik ve ayrımcılık yapmama ilkelerini Avrupa sporunun temel ilkeleri olarak kabul eder. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 21. maddesi cinsiyet ve engellilik dâhil çeşitli temellerde ayrımcılığı yasaklarken, 23. madde kadınlarla erkekler arasında eşitliği öngörür. AB spor politikası toplumsal cinsiyet eşitliğini, erişilebilirliği, çeşitliliği ve kapsayıcılığı özel olarak ele almaktadır (European Union, 2016; European Commission, 2022). (Eur-Lex) Avrupa Parlamentosu da ayrıca Avrupa Spor Modeli’nin toplumsal hedeflere, eşitliğe, çeşitliliğe, kapsayıcılığa ve sürdürülebilirliğe dayandığını; güvenli, kapsayıcı ve hakkaniyetli spor ile herkes için erişilebilirliğe özel önem verdiğini yeniden teyit etmiştir (European Parliament, 2026).


Dolayısıyla futbolun en yüksek değere sahip varlıklarının ticari olarak ele geçirilmesi yalnızca toplam gelir üzerinden değerlendirilemez. Bir model ekonomik büyüme yaratırken aynı anda dünya nüfusunun %51’ini oluşturan kadınlar açısından fırsatların dağılımını daha da kötüleştirebilir. Şirketleşme, sportif faaliyetleri kısa vadede daha az ticari getiri üreten grupları sistematik biçimde dışlarsa, sporun toplam değerini artırdığını iddia ederken mevcut eşitsizlikleri yeniden üretebilir.


Yu, bu tür yapısal dışlamayı “potansiyel sistemik nefret suçu kaygısı” olarak tanımlamaktadır. Hukuken, bir davranışın nefret suçu olarak tam sınıflandırılması uygulanabilir ceza hukukuna bağlıdır. Bununla birlikte temel ilke açıktır: Avrupa spor politikası sporda herkes için eşitlik, kapsayıcılık ve erişilebilirliği açıkça gerektirir.


Ortak analizde Yu ve Devecioğlu, UEFA’nın tutumunun yalnızca Avrupa içi bir güç mücadelesi olarak değil, insan haklarına dayalı bir yönetişim itirazı olarak anlaşılmayı hak ettiği sonucuna varmıştır. UEFA’nın 55 federasyonu öneriyi reddetmiş ve UEFA daha sonra Infantino’ya güvenini kaybettiğini açıklayarak, FFE önerisi geri çekildikten sonra dahi boykotun sona ermesi için gerekli koşulların oluşmadığını ileri sürüp FIFA organizasyonlarını boykot etme tehdidini sürdürmüştür (AP, 2026; UEFA, 2026a). Bunun önemi, UEFA’nın itirazının FFE’nin geri çekilmesinden sonra da devam etmesidir: Eğer anlaşmazlık yalnızca önerilen yatırım işlemine ilişkin olsaydı, işlemin iptali çatışmayı sona erdirmeliydi. Bunun yerine, altta yatan yönetişim kaygıları sürdüğü için anlaşmazlık devam etmiştir. Bu durum başarısız bir işlemi daha geniş bir yönetişim krizinden ayırmaktadır.


6. Sorumlu yönetişim etki değerlendirmesi gerektirir: Suudi Arabistan Etki Değerlendirmesi


Yu, sorumlu yönetişim için gerekli Ülke Etki Değerlendirmesi türüne örnek olarak Suudi Arabistan spor hukuku ve yatırım materyallerini paylaşmıştır. Amaç, muhasebe veya yatırım modelinin tüm değerlendirmeyi tanımlamasına izin vermek yerine özelleştirmeyi çoklu açılardan incelemektir. Materyal; kulüplerin şirketleşmesi, özel ve yabancı yatırım, fikri mülkiyetin sistematik biçimde paraya çevrilmesi ve sporun yatırım yapılabilir bir varlık olarak ele alınmasıyla ilgili sorular doğurmaktadır. Play the Game’in Saudi Arabia’s Grip on World Sport çalışması, Suudi kurumları genelinde 910 Suudi sponsorluğu ile 1.412 pozisyonu haritalandırmış; yönetişim zorluklarını, çıkar çatışmalarını ve uluslararası sporun bütünlüğüne yönelik riskleri tespit etmiştir (Elsborg and Zidan, 2024). (Play the Game)


Rapor, Suudi Arabistan’ın devlet gücü, egemen serveti ve spor yatırımlarının giderek daha fazla bütünleştiğini belgelemektedir. Kamu Yatırım Fonu’nu ülkenin spor stratejisinin önemli bir itici gücü olarak tanımlamakta ve bunun sonucunda ortaya çıkan siyasi ve mali nüfuz yoğunlaşmasını bir yönetişim kaygısı olarak değerlendirmektedir (Elsborg and Zidan, 2024).

Mevcut analiz açısından önemli olan, JPMorgan’ın ya da Suudi Arabistan’ın FIFA önerisinin hukuka aykırı olduğunu kanıtlaması değildir. Önemli olan, yatırım öncülüğündeki spor gelişiminin neden şirketleşmeden önce bir etki değerlendirmesi yapılması gerektiğini göstermesidir; bu değerlendirme yalnızca finansal getirileri değil, sosyal, kültürel, insan hakları, topluluk ve dağılım sonuçlarını da kapsamalıdır.


Bu, sorumlu yönetişimdir. Böyle bir etki değerlendirmesinde çok sayıda çelişkili sonuç ve paydaş çıkarı bulunsa dahi, değerlendirmenin şeffaflığı Küresel Futbol ve Dünya Kupası gibi bir Somut Olmayan Kültürel Miras alanı açısından önem taşıyan demokratik bir süreçtir.


7. Bilgi bütünlüğü ve kurumsal dezenformasyon


Bu mesele dijital ortamda daha da ciddi hâle gelmektedir.


Pazarlama ve halkla ilişkiler aşırı güçlendiğinde, iklim dezenformasyonu da dâhil olmak üzere dezenformasyonun taşıyıcısı hâline gelebilir. Yüksek düzeyde şirketleşmiş bir spor sisteminde, bir oyuncunun imajının, kulüp kimliğinin veya kültürel sembolizmin ticari değeri yalnızca ticari çıkarlara yönelik teşvikler yaratabilir. Buradaki mesele, Somut Olmayan Kültürel Miras niteliğindeki küresel futbolun bilgi bütünlüğüdür.


Müsabaka markalaşması, oyuncu görselleri, sponsorluk, medya hakları ve dijital dağıtım üzerinde kontrol sahibi bir şirket, potansiyel olarak yalnızca futbolun nasıl paraya çevrildiğini değil, futbolun nasıl temsil edildiğini de kontrol edebilir.


BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler, işletmelerin uluslararası düzeyde onaylanmış insan hakları hukukuna saygı göstermesini, insan hakları durum tespiti yapmasını, olumsuz etkileri belirleyip ele almasını ve uygun durumlarda telafi sağlamasını veya telafi süreçlerinde iş birliği yapmasını gerektirir. Aynı ilkeler, devletlerin tutarlı politikalar sürdürmesini ve özel ya da devlete ait işletmelerin ticari yapılar aracılığıyla insan hakları sorumluluklarından kaçmamasını sağlamasını da ister (OHCHR, 2011).


Bu durum FIFA ile doğrudan ilgilidir; çünkü FIFA’nın hâlihazırda kendi insan hakları taahhütleri bulunmaktadır ve FFE önerisi bu taahhütleri şeffaf biçimde ele almamıştır.

 

8. FIFA’nın kendi insan hakları yükümlülükleri


Devecioğlu’nun daha önceki çalışması bu analiz için önemli bir temel oluşturmaktadır. FIFA’nın İnsan Hakları Politikası ile FIFA Statüsü’nün 3. maddesine ilişkin 2025 tarihli incelemesi, uluslararası düzeyde tanınan insan haklarına yönelik doğrudan kurumsal taahhüdü ortaya koymakta ve FIFA politikasını BM İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeler ile ilişkilendirmektedir. FIFA’nın İnsan Hakları Politikası çalışma hakları, ayrımcılık, güvenlik ve oyuncu hakları gibi riskleri ele almaktadır (Devecioğlu, 2025). (İndigo Dergisi) Sorulması gereken soru, FIFA’nın ticari kararlarının bizzat FIFA’nın benimsediği yönetişim yükümlülükleri ve insan hakları ilkeleriyle tutarlı olup olmadığıdır.


Devecioğlu’nun argümanı, FIFA Başkanı Infantino’nun “FIFA jeopolitik sorunları çözemez” şeklindeki açıklamasına küresel taraftarların ve futbol yönetim organlarının verdiği tepkilere odaklanmıştır. Böylesi laissez-faire bir yaklaşım, “oyunun ruhu”na karşı kayıtsızlığı göstermektedir. Bir yönetişim meselesi ticari veya siyasi açıdan elverişsiz hâle geldiğinde kurumsal taahhütler basitçe ortadan kalkamaz. FFE, FIFA’nın kendi kuruluş belgelerinde yerleşik bulunan önemli insani gelişim unsurlarını ele almakta başarısız olmuştur.


9. Yu-Devecioğlu’nun öngördüğü gibi: FFE krizi dinmedi


Bunu izleyen olay ve tepki dizisi analizin merkezindedir.


1 Ağustos 2026’da FIFA FFE’yi geri çekti. UEFA geri çekilmeyi memnuniyetle karşıladı ancak güvenin kaybedildiğini açıkladı. UEFA’nın boykot tehdidi devam etti. 4 Ağustos’ta UEFA öneriyle ilgili hukuki yollara başvurma tehdidinde bulundu. (Al Jazeera)


7 Ağustos’ta Norveç Futbol Federasyonu, başkanı Lise Klaveness’in Infantino’nun liderliğine artık güven kalmadığını belirtmesiyle, kamuoyu önünde Infantino’yu istifaya çağırdı. (The Guardian) Ertesi gün, 8 Ağustos’ta FIFA, Infantino’yu zayıflatmaya yönelik “eşgüdümlü ve devam eden bir çaba” olarak tanımladığı duruma karşı uyarıda bulunurken, FIFA liderliğine yönelik itirazların tüzük ve demokratik usuller çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini de savundu. 10 Ağustos’a gelindiğinde UEFA, Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) ve CONCACAF anlaşmazlığı ortaklaşa tırmandırdı. Açık mektuplarında geri çekilen önerinin bağımsız biçimde incelenmesini talep ettiler; Infantino’yu aldatma yoluyla güveni zedelemek ve kendisini kolektif yapının üzerinde konumlandırmakla suçladılar. Üç konfederasyon, futbola hizmet eden, onu yönetmeye hükmetmeye çalışmayan bir liderlik çağrısında bulundu (Reuters, 2026b). (Reuters)


Muhalefet UEFA ile sınırlı değildir. 17 Ağustos itibarıyla FIFA Operasyon Direktörü Kevin Lamour, önerilen özel yatırım planını kamuoyu önünde eleştirmesinin ardından kurumdan ayrıldı. Lamour öneriyi şeffaflık, güven ve yönetişim kaygıları üzerinden eleştirmişti (Reuters, 2026c). (Reuters) Hoşnutsuzluk küresel ölçekte öylesine tırmandı ki, 19 Ağustos’ta FIFA Başkan Yardımcısı ve Konsey üyesi Sándor Csányi, Lamour’un görevden alınmasını “bardağı taşıran son damla” olarak nitelendirerek Infantino’ya verdiği desteği çekti ve onun liderliğine olan güvenini kaybettiğini açıkladı. Guardian ve Reuters’ın haberlerine göre Csányi, FIFA’nın sekiz başkan yardımcısından Infantino’ya karşı açıklama yapan beşinci isim oldu (Guardian, 2026; Reuters, 2026d). (The Guardian)


Dolayısıyla muhalefet 20 Ağustos 2026 itibarıyla etkinliğini sürdürmektedir. Devam eden istifa çağrıları, UEFA, AFC ve CONCACAF’ın ortak tutumu, ulusal federasyonların desteğini çekmesi ve FIFA içindeki muhalefet, Infantino’nun FFE önerisini geri çekmesiyle tartışmanın ortadan kalkmadığını göstermektedir.


Somut Olmayan Kültürel Miras’ın temelindeki “futbolun ruhu”na yönelik tehdit, gerçekten de küresel bir liderlik ve yönetişim krizine dönüşmüştür.


Spor alanında UNESCO hâlen kapsayıcı, hakkaniyetli ve güvenli spora ilişkin küresel politika standartları geliştirmektedir. 2025 tarihli istişare sürecine elli ülkeden sporcular, ihbarcılar, tanıklar ve savunucular dâhil edilmiş; özellikle etkilenen kişilerin standartların oluşturulmasına katkı sağlaması amaçlanmıştır. Standartlar, hükümetlere zararı önleme, hesap verebilirliği geliştirme ve tüm sporcuların onur ve güvenliğini sağlama konusunda yol göstermektedir (UNESCO, 2025). (UNESCO) Bu küresel Somut Olmayan Kültürel Miras’daki katılımcılık ilkesi önemlidir.


Çıkarılması gereken ders, kriz yönetiminin sömürücü bir iş modeli uygulamaya geçmeden önce öngörülebilir sonuçları dikkate alması gerektiğidir. SOKÜM bağlamında korkulan nihai sonuç, kültürel soykırımdır: Kültürün kontrollü bir ticari ürüne dönüştürülmesi yoluyla yaşayan kültürel çeşitliliğin sistematik biçimde yok edilmesi veya etkisizleştirilmesi. Sürdürülebilir ekonomi bağlamındaki karşılık gelen kaygı ise ekokırım ve insan topluluklarının bağlı olduğu ekolojik sistemlerin yok edilmesidir.


Böylesi bir yönetişim başarısızlığı, FFE’nin temel varsayımıyla başlayabilir: Başarının TEK ölçütü olarak kâr ve büyümenin yeterli olduğu varsayımı.


10. Engelsiz erişim ve yaşayan Somut Olmayan Kültürel Miras kültürü: Richard Price ve Academia.edu boyutu


Yazarların akademik yaygınlaştırmaya ilişkin önceki çalışmaları, Kurumsal Yönetişimin sporun ve diğer Somut Olmayan Kültürel Miras türlerinin “yaşayan kültürünü” destekleyen açık erişim ve mümkün olan en yüksek çeşitlilik unsurlarını kapsayamayacağı varsayımına karşı yararlı bir karşı örnek de sunmaktadır.


Academia.edu’nun kurucusu ve CEO’su, eski Oxford felsefe araştırmacısı Richard Price örneğinde, araştırmaların yaygınlaştırılması ve keşfedilebilirliği üzerine kurulu küresel bir akademik platform geliştirilmiştir. Price’ın profili, platformun akademik makaleleri çevrimiçi erişilebilir kılma ve tartışma ile iş birliğini kolaylaştırma misyonunu kaydetmektedir (Price, 2026). (Academia Oxford)


Yu-Devecioğlu’nun Somut Olmayan Kültürel Miras ile ilgili önceki çalışmaları bu dijital akademik ekosistem üzerinden yaygınlaştırılmış, ardından Richard Price’ın podcast sistemi aracılığıyla erişime açılmış ve yazarlar açık kaynaklı çalışma üzerindeki fikri mülkiyet denetimini korurken dünya genelinde 260 milyon akademisyene açık kaynak biçiminde ulaştırılmıştır. Yazarların sağladığı podcast, sporla ilişkili Somut Olmayan Kültürel Miras araştırmalarının akademik yaygınlaştırma ve kamusal erişim tarihinin daha geniş bir parçasıdır. Mevcut makale açısından önem taşıyan epistemolojik soru yine aynıdır:


Bilginin aktarımını, yorumlanmasını ve ticarileştirilmesini kim kontrol eder?


Yaşayan bir kültürel uygulama, akademik bir makale ve bir spor kurumu elbette aynı şey değildir; ancak ortak yönetişim meselesi, topluluklar ve bilgi üreticilerinin yarattığı değer üzerindeki kontroldür.


Devecioğlu’nun Süreç İçi Güncellemeleri: İkinci yazar, Fırat Üniversitesi’nde önde gelen bir Türk spor ekonomisi profesörü sıfatıyla Ekim 2025’te ilk kez kamuya açık bir uyarıda bulunduğunda, Gianni Infantino’nun merkezileştirilmiş mali stratejilerini sporun ruhuna karşı kurumsal bir ihlal olarak açıkça nitelendirdi. 6 Temmuz 2026’ya gelindiğinde, süreç içinden bir gözlemci olarak Infantino’nun derhal istifasını talep eden otoriter ve kesin bir çağrıyla öne çıktı. Bu uyarı, 9 Temmuz’da futbolun halka ait olduğunu (“Futbol Halka Aittir”) savunan koordineli uluslararası bir kampanyayla küresel bir mobilizasyona dönüştü. Bu yönetişim krizinin tüm kapsamı, FIFA’nın 28 Temmuz’da önde gelen organizasyonlarını FIFA Forward Enterprise (FFE) yapısına taşımaya yönelik “gizli” 20 milyar dolarlık özel sermaye planını resmen açıklamasıyla inkâr edilemez hâle geldi. Infantino’nun agresif ticari aşırılığı, 29-30 Temmuz’da UEFA, CONCACAF, AFC ve FIFPRO’nun çok paydaşlı istişarenin tamamen yokluğu gerekçesiyle FFE modelini resmen reddetmesiyle derhal yapısal bir isyanı tetikledi; bunu 17 Ağustos’ta Fair Square’in Infantino’nun 2027 başkanlık seçimleri için tamamen uygunsuz ilan edilmesine yönelik başvurusu izledi. 21-22 Ağustos’taki kritik dönüm noktasında ise yazarların erken uyarıları, büyük bölgesel yönetim organlarının FIFA’dan kalıcı bir kurumsal “Hukuki Boşanma” olasılığını aktif biçimde araştırdığı benzeri görülmemiş adımlarla örtüşen, dünya çapında bir taraftar koalisyonunun (FSA) dilekçesiyle sonuçlanmıştır. FIFA’da SOKÜM temelli yönetişim krizini yaratan fay hatları 21 Ağustos 2026’da kalıcı biçimde kırılarak derin bir makro-politik küresel değişim yaratmıştır. Zürih’i tamamen devre dışı bırakan UEFA ve CONCACAF, fiilî bir kurumsal “Hukuki Boşanma” yönünde gizli girişimler başlatmış ve 2028’de hayata geçirilmesi öngörülen, iki yılda bir düzenlenecek 96 takımlı büyük ve ortak bir Uluslar Ligi ekosisteminin zeminini hazırlamıştır.


Yürütme gücünün böylesine cesur biçimde merkezden uzaklaştırılması, Football Supporters’ Association (FSA) öncülüğünde 22 Ağustos’ta başlatılan küresel taraftar dilekçesiyle doğrudan kesişmiştir. Devecioğlu’nun süreç içinden bir gözlemci olarak yaptığı erken uyarıyla başlayan süreç, futbol mirasını tasfiye edilebilir özel bir varlık gibi ele alan bir başkanlığın kontrolünü kırmak üzere hukuki, kurumsal ve demokratik güçleri bir araya getiren, yüksek düzeyde koordine edilmiş çok katmanlı küresel bir karşı taarruza dönüşmüştür.


Yu’nun Somut Olmayan Kültürel Miras kriz yönetimi senaryo öngörüsü: Küresel futbolun süregelen kurumsal parçalanması, klasik bir makroekonomik çöküşü andırmaktadır. Gianni Infantino 20 milyar dolarlık bir özel sermaye özelleştirme planına girişirken, spor SOKÜM’ünün hassas ve son derece yerel toplumsal dokusunu görmezden gelmiş; bu durum UEFA ve küresel müttefiklerinden güçlü bir bağışıklık tepkisini tetiklemiştir. Derin biçimde birbirine bağlı süper-makro ekosistemimizde, tepeden inme ticari açgözlülük bölgesel yönetişimi ya da kurumsal bütünlüğü basitçe ortadan kaldıramaz; Somut Olmayan Kültürel Miras ihlali çoğu zaman mobilizasyon tepkileri için katalizör işlevi görür. Infantino’nun agresif aşırılığı Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’yı benzeri görülmemiş hukuki ve demokratik bir karşı taarruzda birleştirmiştir. Mart 2027’de Rabat, Fas’ta yapılacak seçimlere doğru ilerlerken en olası gidişat, ya FIFA’nın merkezileşmiş yetkilerinin derin ve yapısal biçimde yeniden düzenlenmesine ya da futbolun gerçek zenginliğinin yalnızca özel varlıkların tasfiyesinde değil, kalıcı biçimde onun somut olmayan kültürel mirasında yattığını görememesi nedeniyle Infantino başkanlığının hızla sona erdirilmesine işaret etmektedir.


Sonuçlar:


Yu-Devecioğlu analizi, spor ekonomisi ile sürdürülebilirlik ekonomisi arasında disiplinlerarası bir ekonomi tartışmasıdır. Devecioğlu spor ekonomisi ve kurumsal yönetişim perspektifini; Yu ise sürdürülebilirlik ekonomisi, insan hakları, kültürel yönetişim, Somut Olmayan Kültürel Miras ve kriz yönetimi analizini ortaya koymaktadır. Bu iki yaklaşım birlikte, FIFA’nın FFE stratejisinin makro ve süper-makro düzeyde neden sorunlu olduğunu göstermektedir.


FIFA’nın FFE önerisi varsayımsal nitelikteydi ve saha gerçekliğinde test edilmemişti. Küresel futbolun böylesine dönüşmesi için gerekli olacak istişare, etki değerlendirmesi ve yönetişim güvencelerinin yeterli düzeyde olduğunu göstermeden büyük bir paydaş tepkisi yarattı. FFE’nin geri çekilmesi acil işlemi ortadan kaldırdı. Ancak altta yatan yönetişim krizini sona erdirmedi ve sayısız birey ile topluluğu rahatsız eden ve etkileyen, futbolun yaşayan bir Somut Olmayan Kültürel Miras olarak istikrarsızlaştırılmasını da gidermedi. Sevilen ve evrensel biçimde paylaşılan bir somut olmayan kültürel miras spor alanına yönelik algılanan tehdit dikkate alındığında, Infantino’nun istifasına yönelik tepki ve çağrı öngörülebilir bir senaryodur.


UEFA, AFC ve CONCACAF’ın sonraki ortak müdahalesi, ulusal düzeyde Infantino’nun istifasına yönelik çağrılar, süren boykot baskısı ve üst düzey FIFA yetkililerinin desteklerini çekmeleri; Somut Olmayan Kültürel Miras olarak “futbolun ruhu”na yönelik tehditler giderilmedikçe krizin devam edeceğini göstermektedir.


Uygun çözüm karmaşık değildir. FIFA ve kurumsal ortakları; uluslararası insan hakları yönetişimiyle hâlihazırda oluşturulmuş ilkeleri, FIFA’nın kendi İnsan Hakları Politikası ve 3. maddesini, uygulanabilir ulusal hukuku, şeffaflık gerekliliklerini, sorumlu kurumsal yönetişimi, paydaş istişaresini ve yaşayan kültürel mirasa uygulanabilir koruma ilkelerini izlemelidir.

Bu, büyük bir “talep” değildir.

Futbol yalnızca ticari bir imparatorluk kurma aracı değildir. Bir Somut Olmayan Kültürel Miras olarak Oyun; onu sürekli yaratan ve yaşatan oyunculara, taraftarlara, kulüplere, topluluklara ve küresel kamuoyuna aittir. Futbol, ortak gezegenimizin sevilen ve değer verilen somut olmayan kültürel mirasıdır.


(*) Yazarlar:


Prof. Cecilia W. Yu (DBA), Avustralya, 余詠詩 (DBA Uluslararası Çalışmalar, Sürdürülebilirlik), CUTM, Hindistan; ARC Austral-Asia iş birliğiyle


Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu, Türkiye, Fırat Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Elazığ, Türkiye.

 

  

Kaynaklar:

·       Devecioğlu, S. (2025) ‘FIFA’nın İnsan Hakları Politikası: FIFA Statüsü Madde 3 nedir?’, İndigo Dergisi, 8 Ekim. Sebahattin Devecioğlu’nun makalesi. Erişim: https://indigodergisi.com/2025/10/fifa-insan-haklari-politikasi-statu-madde-3-nedir/

·       Elsborg, S. and Zidan, K. (2024) Saudi Arabia’s Grip on World Sport. Copenhagen: Play the Game. Yayın ve rapor. Erişim: https://www.playthegame.org/publications/saudi-arabias-grip-on-world-sport/

·       European Commission (2022) Gender equality: Sport. European Commission spor politikası. Erişim: https://sport.ec.europa.eu/policies/sport-and-society/gender-equality

·       European Parliament (2026) The European Sport Model: serving society and fostering inclusiveness. Official Journal of the European Union. European Parliament metni. Erişim: https://eur-lex.europa.eu/eli/C/2026/1521/oj/eng

·       OHCHR (2011) Guiding Principles on Business and Human Rights: Implementing the United Nations “Protect, Respect and Remedy” Framework. Geneva: United Nations. OHCHR Rehber İlkeleri. Erişim: https://www.ohchr.org/Documents/Publications/GuidingPrinciplesBusinessHR_EN.pdf

·       Pinto, Tiago de Oliveira. Music as Living Heritage: An Essay on Intangible Culture. SEBR-Verlag, 2018.

·       Reuters (2026a) FIFA crisis timeline: From World Cup final to global standoff, 14 Ağustos. Reuters zaman çizelgesi. Erişim: https://wimz.com/2026/08/14/soccer-fifa-crisis-timeline-from-world-cup-final-to-global-standoff/

·       Reuters (2026b) UEFA, AFC, CONCACAF renew attacks on Infantino over World Cup stake sale, 10 Ağustos. Reuters haberi. Erişim: https://www.reuters.com/sports/soccer/uefa-afc-concacaf-hit-out-infantino-over-world-cup-stake-sale-2026-08-10/

·       Reuters (2026c) Senior FIFA official Lamour exits after Infantino criticism, 17 Ağustos. Reuters haberi. Erişim: https://www.reuters.com/sports/soccer/fifa-sacks-senior-executive-kevin-lamour-after-infantino-criticism-sky-news-2026-08-17/

·       Reuters (2026d) ‘Infantino loses more support as FIFA official says COO dismissal was “final straw”’, 19 Ağustos. Reuters haberi. Erişim: https://www.reuters.com/sports/soccer/infantino-loses-more-support-fifa-official-says-coo-dismissal-was-final-straw-2026-08-19/

·       UNESCO (2003) Convention for the Safeguarding of the Intangible Cultural Heritage. Paris: UNESCO. UNESCO Sözleşmesi. Erişim: https://ich.unesco.org/en/convention

·       UNESCO (2022) ‘Fit for Life: empowerment of women and girls in and through sport’, UNESCO Spor ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği materyali. Erişim: https://www.unesco.org/en/articles/fit-life-empowerment-women-and-girls-and-through-sport

·       UNESCO (2025) Athletes Voices Shape UNESCO’s Global Policy Standards for Inclusive, Equitable and Safe Sport. 21 Kasım 2025. UNESCO istişaresi ve standartları. Erişim: https://www.unesco.org/en/articles/athletes-voices-shape-unescos-global-policy-standards-inclusive-equitable-and-safe-sport

·       UEFA (2026a) ‘UEFA welcomes FIFA’s withdrawal of plans to sell a stake in the World Cup’. 1 Ağustos. UEFA açıklaması. Erişim: https://www.uefa.com/news-media/news/02a8-213e1cb056eb-c0ae1b85aa7f-1000--uefa-welcomes-fifa-s-withdrawal-of-plans-to-sell-a-stake-i/

·       Yildıran, İ. (1997)., Tepük Futbol Mudur? Xi. Yüzyil Türk Spor Faaliyetlerinden "Tepük" Oyununun Mahiyeti Üzerine Bir Araştirma, Bed. Eğt. Spor Bil. Der. II (1997), 1: 54-62

 

·       Yu, Cecilia W. (2026). “Corporate Crimes against Humanity (CCAH), Sustainability (United Nations Sustainable Development Goals) and Intangible Cultural Heritage (ICH)”, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi himayesinde, İsviçre’nin Cenevre kentindeki Palais des Nations’da toplanan Afrika Kökenli İnsanlar Daimî Forumu 5. oturumunun 4. toplantısında sunulan bildiri. 15 Nisan 2026. Birleşmiş Milletler Web TV arşivinde erişilebilir: https://webtv.un.org/en/asset/k1p/k1plr51yiu (erişim: 18 Nisan 2026).

·       Yu, Cecilia W. & Devecioglu, Sebahattin (2024) “The Unsustainable Penalty: When Ai-powered Fast fashion, murders the ‘living culture’ of Sports-based economies.”, Book of Abstracts, 27. Jahrestagung des Arbeitskreises Sportökonomie e.V. (AK), International Association of Sports Economists (IASE) 25. Yıl Konferansı: International Sport Governance: Challenges, Concepts, Case Studies, University of Bayreuth, Germany, ss. 95-97.

 

 


Yorumlar


bottom of page