Fenerbahçe’nin sorunu artık sadece hoca değil

Fenerbahçe için artık tek tek maçları konuşmanın ötesine geçmek gerekiyor.
Çünkü Göztepe karşısında yaşanan 2-1’lik yenilgi, sıradan bir puan kaybı değil. Kendi sahasında 1-0 öne geçen, ardından bir dakika arayla iki gol yiyerek maçı kaybeden bir takım var karşımızda.
Üstelik daha 10. haftadayız ve lider Galatasaray ile aradaki fark 9 puana çıkmış durumda.
Sezon uzun…
9 puan kapanabilir.
Ama mesele sadece puan farkı değil.
Mesele, Fenerbahçe’nin neden bu kadar kırılgan olduğu.
İşte burada Henry Kissinger’ın Diplomasi kitabında söylediği bir söz akla geliyor:
“Güçlü bir devleti zayıflatmadan yıkamazsınız.”
Aslında futbola uyarladığınızda da çok şey anlatıyor.
Bir takım şampiyon olmak istiyorsa önce güçlü olmak zorunda. Rakibinin hatasını bekleyen değil, kendi gücüyle oyunu kontrol eden; gol yediğinde dağılmayan; bir oyuncusu eksildiğinde sistemi çökmeyen bir takım…
Fenerbahçe’nin son yıllardaki temel problemi de bana göre tam burada.
12 yıllık şampiyonluk hasretini bitirmek için yeniden göreve gelen Aziz Yıldırım, bu kez “başkanlığa değil, liderliğe” geldiğini söyledi. Şampiyonluk hedefini ortaya koydu ve mayısta görevi bırakacağını açıkladı.
Ama daha 10. haftada teknik direktör değişti.
Kuyt geçici olarak takımın başına geçiyor.
Ve sezon başından beri söylediğim o iki kelime hâlâ yerli yerinde:
Oyun flu.
Fenerbahçe yıllardır çok para harcıyor.
Yüksek bonservisler ödüyor, önemli oyuncular getiriyor, iddialı teknik direktörlerle çalışıyor.
Ama artık şunu ayırmak gerekiyor:
Transfer yapmak başka, kadro mühendisliği yapmak başka.
Sezon başında yeni transferlerle birlikte daha güçlü bir Fenerbahçe bekliyorduk.
Gelenleri gördük.
Sonra gidenleri de aynı kefeye koyduk.
Ve ortaya bazı bölgelerde alternatifleri azalmış, kadro derinliği zayıflamış, birkaç oyuncunun yokluğunda dengesi bozulan bir takım çıktı.
Göztepe karşısındaki o bir dakikalık iki gol, işte bu kırılganlığın sahadaki görüntüsüydü.
Güçlü takımlar elbette kötü oynar.
Gol de yer.
Maç da kaybeder.
Ama kolay dağılmaz.
Fenerbahçe ise uzun zamandır en küçük darbede bütün dengesi bozulan bir görüntü veriyor.
Bu yüzden mesele artık sadece “Hangi teknik direktör?” sorusu değil.
Daha temel bir soru var:
Fenerbahçe’nin futbol aklı nerede?
Başkan değişiyor.
Teknik direktör değişiyor.
Futbolcular değişiyor.
Transfer politikası değişiyor.
Ama kulübün nasıl bir takım olmak istediğine ilişkin kalıcı bir futbol aklı ortaya çıkmıyor.
Oysa büyük kulüpler her sezon yeniden takım kurmaz.
Bir futbol kültürü oluşturur.
Doğru oyuncuyu alır.
Yanlış oyuncuyla zamanında vedalaşır.
Her mevkiye alternatif koyar.
Teknik direktör değişse bile kulübün futbol aklı değişmez.
Fenerbahçe’nin ihtiyacı da tam olarak bu.
Bir başka yıldızdan önce doğru kadro mühendisliği.
Bir başka yüksek bonservisten önce doğru futbol planı.
Bir başka teknik direktörden önce sürdürülebilir bir futbol aklı.
Çünkü 12 yıllık şampiyonluk hasretini artık sadece “şanssızlık”, “hakem”, “hoca” ya da “transfer” diyerek açıklamak mümkün değil.
1 haftada 9 puanlık fark…
Kadıköy’de 1-0’dan 2-1’e gelen Göztepe yenilgisi…
Ve yine değişen teknik direktör…
Bunların her biri aynı problemin farklı görüntüleri.
Fenerbahçe’nin artık mazeret değil, sistem üretmesi gerekiyor.
Çünkü şampiyonluk, her sezon yeniden umut etmekle gelmiyor.
Şampiyonluk, güçlü bir takım kurmakla geliyor.
Ve Fenerbahçe bunu yapamazsa mayısta yine şampiyonluğu değil, neden şampiyon olamadığını konuşacağız.
12 yılın sonunda hâlâ aynı soruyu soruyorsak, artık sorun şampiyonlukta değil;
sorun, Fenerbahçe’nin şampiyon olacak takımı bir türlü kuramamasında.






















Yorumlar