top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Cumhuriyet, insan olmanın mayasıdır

6 dakika önce
3 dakikada okunur

Cumhuriyetin içeriğini ve toplumsal karşılığını bilmeden, sırf halkı manipüle etmek veya "mış gibi" yapmak adına onun üzerinden konuşup yorum yapmak abesle iştigaldir. Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.


İlkokulu Ortabayır Zafer İlkokulu'nda; ortaokulu, liseyi Levent Lisesi'nde ve üniversiteyi Marmara Üniversitesi'nde olmak üzere tüm eğitim hayatımı devlet okullarında tamamladım. Erzincan’dan geldiğimizde gecekonduda oturmak zorunda kalmıştık; bu bir şikâyet değil, barınma konusundaki durumun nesnel bir tespitidir. O iki odalı, elektriksiz ve susuz evde, yaşama dair büyük umutlarla dört kardeş ve annemle birlikte büyüdük.


O dönem, Cumhuriyet olanaklarının yarattığı eşitlik ideali sayesinde; gelir seviyeniz ne olursa olsun, hangi semtte ve hangi koşullarda yaşıyor olursanız olun, eğitiminizi tamamladığınız sürece iş ve sosyal hayatınızda bunun karşılığını alırdınız. Bu konuda bir sorun yaşamak neredeyse imkânsızdı. Cumhuriyetin toplumsal karşılığı bunu sağlamakla yükümlüydü; sistem, siyasi ve sosyal olarak ahlaki bir kurguya sahipti. Çünkü bu yapıyı kuranlar mutlu bir azınlık değil, devrimci, yurtsever aydınlardı.


Köydeki bir çobanın, kasabadaki bir çocuğun ya da şehirde gecekonduda veya iyi koşullardaki bir semtte yaşayan herhangi birinin, nerede ve hangi şartlar altında olursa olsun hakkını korumak ve ona hak ettiği değeri vermek, devlet ahlakının en temel göreviydi.


Cumhuriyet, toplumcu bir içerikle kuruldu.


Üst kimliğin anayasal olarak tanımlandığı, alt kimliklerin ise kendi iç dinamiklerine saygı esasına dayandığı bir yaşam bütünlüğü —içindeki bazı aksayan unsurlara rağmen— ulus olma değerini var eden temel dinamiğimdi.


Sınıfsal çelişkileri yaşamamış ülkede, olması gereken ilkeler uğruna hayatlarını ortaya koyan aydın azınlık bir kitlenin; hem içerideki emperyalist işbirlikçilere hem de işgalci emperyalist devletlere karşı verdiği her türlü savaşı kazanarak Cumhuriyeti kurması ve bu uğurda canını feda etmesi bir hikâyeden çok daha ötedir. Bu duruş, derin ve ölümsüz bir saygıyı hak eden yüce bir değerin karşılığıdır.


Tuğla tuğla, taş taş üzerine koyarak, toprağın, sanayinin ve üretimin kıymetini bilerek tüm bunları toplumsallaştırmak ve güçlü bir ekonomi mekanizması kurmak hiç de kolay olmadı. Son 70-80 senedir tüm sağ iktidarların satıp satıp tüketmeye çalıştığı, buna rağmen hâlâ bitiremediği halkın kaynaklarına o süreçte verilen değer ve bu kaynakları halk için kullanma saygısı, bambaşka bir anlayışın ve bakış açısının ürünüdür.


Cumhuriyetin içeriğini ve toplumsal karşılığını bilmeden, sırf halkı manipüle etmek veya "mış gibi" yapmak adına onun üzerinden konuşup yorum yapmak abesle iştigaldir.


Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.


Halkın oylarını başkalarına peşkeş çeken riyakâr siyasi aparatların istismar edemeyeceği kadar yüksek bir anlam bütünlüğüne sahip olan bu söz; tüm toplumu kucaklayan sosyal, ahlaki ve etik sınırlara dayalı bir düşünce ve yaşam anlayışıdır. Bu kavramları kullanırken herkesin haddini bilmesi gerekir.


Cumhuriyet, antiemperyalisttir.


Kuruluş felsefesinin temeli tam olarak bu noktadan doğmuştur; verilen varoluş savaşının tüm dayanağı budur. Hem siyasi hem de ekonomik bağımsızlığın temeli buna bağlıdır. Hiçbir konuda mandacılığa ve boyunduruğa girmemenin gerekçesi budur. Uluslararası alanda saygınlık kazanmanın ve söz sahibi olmanın değeri, bağımsız, demokratik ve laik bir mekanizmaya sahip olmaktan geçer. Ne başkaları adına savaşmak, ne başka ülkelere zarar vermek, ne de halkları etnik ve inanç kisvesi altında karşı karşıya getirip savaşa varacak kadar kinle düşmanlaştırmak Cumhuriyet'in temel felsefesinde yer alır; aksine bunlar Cumhuriyet'in tümüyle karşı durduğu unsurlardır.


Cumhuriyet, mazlum halkların kurtuluşudur.


Özgür olmanın bedelinin ağırlığını anlamak ve onu koruyabilmek, ancak bağımsızlığı ve özgürlüğü bir karakter olarak benimsemekle mümkündür. Mustafa Kemal’in karakterinin temelini oluşturan bu öğe; halkına reva görülen esaretin aksine, verdiği büyük mücadele sonunda kendi halkını yücelten en temel unsur olmuştur.


Mustafa Kemal bir devrimciydi; bir yurtsever ve tam bir antiemperyalistti.


Kurduğu Cumhuriyet bir fazilettir, bir ahlaktır. Öyle bir candır ki, insan olmanın ve insanca yaşayabilmenin ruhunu taşımaktadır.


Cumhuriyet bugün 103 yaşındadır ve varlığı tek güvencemizdir.

Yorumlar


bottom of page