Beşiktaş'ın Sorunu Stoper Değil, Sistemin Sigortası

Beşiktaş’ın son iki maçında yaşananlar, savunma hattındaki sorunun yalnızca birkaç oyuncunun performansıyla açıklanamayacağını bir kez daha gösterdi. Kasımpaşa karşısında 2-0 öne geçip son bölümde iki golle sahadan beraberlikle ayrılmak, Celtic karşısında ise geriden oyun kurarken yapılan hataların bedelini ağır ödemek… Bunlar birbirinden bağımsız aksilikler değil. Aynı yapısal sorunun farklı görüntüleri.
Önce Kasımpaşa maçına bakalım. Beşiktaş iki farklı üstünlüğü yakalamıştı. Ancak maçın son bölümünde savunma yerleşimi ve ceza sahası paylaşımı bozuldu. Yenilen iki golde de rakibin kanatlardan geliştirdiği hücumlar ve ortalar belirleyici oldu. Bir takım iki farklı öndeyken rakibine bu kadar rahat orta yaptırıyorsa, mesele yalnızca stoperlerin hava topu mücadelesi değildir. Asıl mesele, o ortanın yapılmasını engelleyecek baskının kurulamaması ve ceza sahasının doğru paylaşılmamasıdır.
Celtic maçında ise başka bir yüzünü gördük aynı problemin. Beşiktaş geriden oyun kurmak isterken yapılan top kaybı, savunmayı bir anda hazırlıksız yakaladı. Modern futbolda stoperin ayağındaki top artık yalnızca bir pas aracı değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Çünkü savunma oyuncusu topu kaybettiğinde arkasında geniş alanlar, önünde ise geçiş hücumuna çıkmaya hazır rakipler bulunabiliyor. Agbadou’nun yaşadığı pozisyonu da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Elbette her hatayı tek bir oyuncuya yüklemek kolaycılık olur. Önemli olan, o hata gerçekleştiğinde takımın nasıl bir güvenlik ağına sahip olduğudur.
Bence Beşiktaş’ın ihtiyacı yeni bir stoperden önce yeni bir savunma düzeni.
Bunun temelinde de modern futbolun önemli kavramlarından biri olan “rest defence”, yani hücum ederken geride bırakılan savunma güvenliği bulunmalı. Beşiktaş hücumdayken bütün oyuncularının topun önüne geçmesine izin vermemeli. En az üç oyuncu geride, onların önünde de iki orta saha oyuncusu güvenlik hattı oluşturmalı. Böylece takım hücum ederken bile rakibin hızlı çıkışlarına karşı hazırlıklı kalmalı.
Bu üçlü savunma hattı mutlaka üç stoperden oluşmak zorunda değil. Bir bek geride kalabilir, diğer bek hücuma katılabilir. Önemli olan oyuncuların isimleri değil, aralarındaki mesafe ve görev paylaşımıdır. Bir bek ileri çıktığında diğerinin de aynı anda hücuma gitmesi, savunmanın dengesini bozabilir. Beşiktaş’ın bek kullanımı bu nedenle daha kontrollü ve asimetrik olmalı.
Sistemin asıl sigortası ise orta sahada bulunmalı. Salih Özcan/ Ndidi gibi savunma yönü güçlü bir oyuncu, stoperlerin önünde mümkün olduğunca merkezde kalmalı. Orkun Kökçü ise oyun kurulumuna katkı verirken her hücumda aynı derinliğe kadar gitmemeli. Birinin görevi öncelikle alanı korumak, diğerinin görevi ise oyunu yönlendirmek olmalı. İkisi birden topun önüne geçtiğinde savunmanın önündeki koridor boşalır. Rakip de tam bu boşluğu kullanır.
Bir başka önemli konu, top kaybından sonraki ilk saniyeler. Beşiktaş topu kaybettiğinde herkesin topa saldırması doğru değil. Topa en yakın oyuncular baskı yaparken diğerleri rakibin merkezden çıkışını kapatmalı. İlk baskı sonuç vermezse takım paniğe kapılmadan savunma şekline dönmeli. Çünkü kontrolsüz bir karşı pres, bazen ilk top kaybından daha büyük bir tehlike yaratır.
Kasımpaşa maçının gösterdiği diğer ders de ceza sahası savunması. Ön direk, arka direk, penaltı noktası ve ceza yayı gelişigüzel bırakılacak bölgeler değil. Rakip orta yapmadan önce kanat oyuncusuna baskı kurulmalı; orta geldiğinde ise herkes topa yönelmek yerine sorumlu olduğu alanı korumalı. Özellikle maçın son bölümünde skor üstünlüğünü korumak isteyen takımın savunma mesafelerini daraltması şart.
Kalecinin rolü de bu sistemin dışında düşünülemez. Modern kaleci yalnızca şut kurtaran oyuncu değildir. Savunma çizgisinin arkasındaki alanı kontrol etmeli, gerektiğinde süpürücü gibi hareket etmeli ve geriden oyun kurarken güvenli bir pas seçeneği sunmalı. Ancak kalecinin de oyuna katılması, savunmanın arkasında bırakılan alanın mutlaka hesaplanmasını gerektirir.
Sonuç olarak Beşiktaş’ın savunma sorununu yalnızca stoper değiştirerek çözebileceğine inanmıyorum. Bugün bir stoper gider, yarın başka biri gelir; fakat takımın savunma yerleşimi, orta saha mesafeleri ve top kaybı sonrası reaksiyonu değişmezse aynı sorunlar yeniden yaşanır.
Beşiktaş’ın ihtiyacı, hata yapmayan savunmacılar bulmak değil; hata yapıldığında takımın dağılmasını önleyecek bir sistem kurmak. Çünkü futbolda iyi savunma, yalnızca rakibe gol attırmamak değildir. İyi savunma, takım hücum ederken bile kendi kalesini koruyabilmektir.
Kısacası Beşiktaş’ın yeni bir stopere değil, savunmanın sigortasını doğru yere yerleştiren yeni bir akla ihtiyacı var.





















Yorumlar