top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Teknik Direktörsüz Fenerbahçe, Liverpool'u Nasıl Yendi? Literatürde Bir Galibiyetin İzini Sürmek

6 dakika önce
9 dakikada okunur

Bir düşünün: Takımın teknik direktörü yok. Yeni teknik direktör anlaşmış ama göreve maçtan sonra başlayacak, o yüzden maçı tribünden izliyor. Kenarda geçici olarak Dirk Kuyt var. Moral düşük. Karşıda Liverpool, üstelik rotasyonlu on biri bile kadro değeri olarak Fenerbahçe’nin on birinin üç katından fazla.


Sonuç: 3-2 galibiyet.


Çoğu taraftarın ilk tepkisi haklı olarak "Bu nasıl oldu?" sorusu oldu.


Futbolda bazı ezberler vardır. "Yeni hoca gelince futbolcular da kendilerini göstermek için ekstra koşar. Hatta futbolda oyuncuların eski hocayı yemek için bilerek oynamadığı da olur. Yeni hoca takıma olumlu etki yapar performans artar.” bu ezberlerin başında gelir.


İşte tam da bu yüzden bu yazıyı kaleme aldım. Televizyon yorumlarında ya da sosyal medyada sık karşılaştığımız bu futbol ezberleri, bilimsel verilerle ne kadar örtüşüyor? Oyuncuların "yeni hocaya kendini gösterme" refleksi sadece bir futbol ezberi mi, yoksa akademik makalelerin doğruladığı bir gerçek mi?


Hal böyle olunca, ben de "Bu nasıl oldu?" sorusunu bir adım öteye taşıyıp "Bunun bilimdeki karşılığı ne?" sorusuna evriltmek istedim.


Aslında bu soru bana yabancı değil çünkü antrenörlük ve antrenör-performans ilişkisi, ilgilendiğim ve araştırdığım konuların başında geliyor. İşte okumakta olduğunuz bu yazı da herkesin bildiğini sandığı o meselenin kapsamlı ve uzun bir literatür taramasının ardından bilim dünyasındaki izini sürmek için, Fenerbahçe - Liverpool gibi yeni antrenörün duyurulduğu ancak takımın başına henüz geçmediği özel bir vakanın üzerine yazıldı.


Teknik Direktör Değişimi: Çok Araştırılmış, Az Anlaşılmış Bir Muamma

Teknik direktör kovmak ve değiştirmek takıma gerçekten yarar sağlar mı? Teknik direktör değişiminin takım performansına etkisi, spor araştırmalarının en çok kurcalanan sorularından biri.


Hentschel, Muehlheusser ve Sliwka bu konuda "büyük bir sayıda ampirik çalışma" olduğunu yazıyor. Frick, Barros ve Prinz ise "büyük ve hala artan" bir çalışma yığınından söz ediyor. Audas, Dobson ve Goddard da konunun spor dışında şirketlerde de "geniş ölçüde araştırıldığını" belirtiyor.


Peki bunca çalışma bize net bir cevap veriyor mu? Hayır.


Frick vd., elde edilen kanıtların birbiriyle "tutarsız ve çelişkili" olduğunu, herkesin kabul edeceği bir modelin henüz ufukta görünmediğini söylüyor. De Paola ve Scoppa, sonuçların tek bir yönde toplanmadığını yazıyor. Audas vd. "sonuçlar karışık" diyor.


Hentschel vd. literatürü üç gruba ayırmış:

  • Olumsuz etki bulanlar: Teknik direktör değişimi performansı düşürüyor.

  • Anlamlı bir fark bulamayanlar: Bunu "kurban etme ritueli"olarak yorumluyorlar. Antrenör, sonuç değişsin diye değil, kulüp bir şey yapıyor görünsün diye gönderiliyor.

  • Hafif olumlu etki bulanlar: Ama bu etki genelde kısa vadede güçlü ve çok geçmeden sönüyor.


Yani bilim bu soruyu elli yıldan fazladır soruyor ve cevabı "duruma göre”.


Neden Net Bir Cevap Çıkmıyor?

Çünkü teknik direktörler rastgele bir günde kovulmaz.


Yönetimler genellikle takımın krizin dibine vurduğu anlarda bu kararı alır. İstatistik bilimi ise bize der ki; dibe vuran bir şey, zaten bir süre sonra doğası gereği toparlanma eğilimi gösterir. Buna istatistikte "ortalamaya dönüş" deniyor.


Bu kavramın araştırma sonuçlarına nasıl yansıdığını De Paola ve Scoppa gösteriyor. Basit karşılaştırmada teknik direktör değişimi her on maçta 2-3 puan olumlu katkı getiriyor. Ama kovulmanın rastgele olmadığını hesaba katıp düzeltince ortada anlamlı bir etki kalmıyor hatta kısa vadede etki olumsuz çıkıyor. Yazarlar bunu "yeni teknik direktörün her şeyi öğrenmesinin zaman alması" ile açıklıyor.


Hentschel vd. ise zıt bir fikir savunuyor. Onlara göre teknik direktör değiştiren kulüp, zaten değiştirmeyen kulübe kıyasla çok daha derin bir krizin içinde. Zaten daha kötü bir gidişat içinde oldukları için, gözlemsel çalışmalar etkiyi olduğundan daha küçük gösteriyor.


Yani kimi yazarlara göre bu etki abartılıyor, kimine göre eksik ölçülüyor. İkisi de doğru olabilir. Çünkü sorun teknik direktörlerin başarılarında değil, bizim bunu istatistiksel olarak nasıl ölçeceğimizi tam bilemememizde.


Ama İlk Maçlarda Bir Yükseliş Görülüyor

Bu karmaşanın içinde, farklı ligler ve farklı yöntemlerle karşımıza çıkan bir desen var: Yeni teknik direktörle çıkılan ilk maçlardaki toparlanma.


Hollanda (ter Weel): Teknik direktör değişiminden sonraki ilk dönemde performans artışı anlamlı. Yazar buna medyanın "şok etkisi" dediği şeyin karşılığı diyor, ama etkinin yalnızca bir maç sürdüğünü ekliyor. Sonraki üç maçta yeni teknik direktör, kontrol grubuna göre daha kötü, orta ve uzun vadede ise "net bir şey yok, varsa da olumlu değil". Ter Weel'e göre bu desen, teknik direktörlerin bir fark yaratmadığı bir dünyada da beklenir: Kısa vadede artış, uzun vadede kazanç yok.

Almanya (Hentschel vd.): Kovulmadan önce ortak bir performans çöküşü var. Yeni teknik direktörle ilk maçlarda belirgin bir yükseliş geliyor. Bu yükseliş kadrosu homojen olan, yani oyuncu kalitesinin birbirine yakın olduğu takımlarda daha büyük ve ilk maçlardan sonra sönüyor. Yazarlar bunu "kadro içi rekabetin artması" ile açıklıyor.

Türkiye (Esen, Or & Uslu): Sezon içinde teknik direktör değiştiren Süper Lig takımlarında ilk beş maçta puan ortalaması %55,1, sezon sonuna kadar ise %30,44 artıyor. Ama bu ivme zamanla azalıyor ve sürdürülebilir bir puan avantajına dönüşmediği saptanıyor.


Buna karşılık, İngiltere verisiyle Audas, Dobson ve Goddard, teknik direktör değiştiren takımların sonraki üç ayda ortalama olarak daha kötü performans sergilediğini ortaya koyuyor. Ama ortaya koydukları bununla sınırlı değil: Teknik direktör değişimi sonuçların sapmasını da artırıyor. Yani yeni teknik direktörle hem beklenmedik büyük galibiyetlerin, hem de beklenmedik ağır yenilgilerin ihtimali artıyor.


Fenerbahçe'de teknik direktör değişimi sahada henüz tam gerçekleşmedi ama belirsizlik döneminin takımı benzer şekilde etkileyerek sonuçların sapmasını artırmış olması mümkün. Tabii ki sapma hesaplamasını tek bir maç üzerinden yapmak mümkün değil.


Yazıya devam etmeden önce antrenör değişimi-performans ilişkisine dair literatürü toparlarsak, karşımıza şu özet tablo çıkıyor:

Etki

Çalışma

Veri


Olumlu

Hentschel et al.

Almanya

İlk maçlarda yükseliş; homojen kadroda büyük, heterojen kadroda yok

Olumlu

Esen, Or & Uslu (2019)

Türkiye

İlk 5 maçta %55,1 puan artışı, kalıcı avantaj yok, kontrol grubu yok

Olumlu

Balduck & Buelens (2007)

Belçika

Ortalamada teknik direktör ayrılışından sonra performans artıyor

Olumlu

De Dios Tena & Forrest (2007)

İspanya

Mütevazı olumlu etki, tamamı iç saha maçlarından geliyor

Olumlu, kısa ömürlü

ter Weel (2011)

Hollanda

İlk dönemde artış, şok etkisi bir maç sürüyor, sonrası net değil

Fark yok

Poulsen (2000)

İngiltere

Ortalamada yarar yok

Fark yok

Salomo & Teichmann (2000)

Almanya

İyileşme kanıtı yok

Fark yok

Bruinshoofd & ter Weel (2003)

Hollanda

Kovulma sonrası sonuçlar iyi, ama kontrol grubu daha hızlı iyileşirdi; "ne etkili ne verimli"

Fark yok

De Paola & Scoppa (2011)

İtalya

Basit tahminde 10 maçta 2-3 puan, düzeltince anlamlı etki yok

Olumsuz

Dobson & Goddard (2001)

İngiltere

Ayrılıktan hemen sonraki maçta olumsuz, 13 maça kadar kümülatif olumsuz

Olumsuz

Koning (2003)

Hollanda

Çoğu durumda yeni teknik direktör selefinden daha kötü

Olumsuz

Audas et al. (2002)

İngiltere

Ortalamada 3 ay kötüleşme, sonuçlarda sapma artıyor


Peki Bu Tabloyu Nasıl Okuyoruz?

Üç şey söyleyebilirim:

  1. İlk birkaç maçta net bir toparlanma izi var, ama her çalışmada değil ve her ligde aynı büyüklükte değil.

  2. Bu etki kalıcı değil. Bir maç (ter Weel), birkaç maç (Hentschel) ya da beş maç (Esen) sonra sönüyor.

  3. Bu izin ne kadarının teknik direktörden, ne kadarının "ortalamaya dönüş" matematiğinden geldiğini ayırmak çok zor.


(Küçük bir detay: Literatür teknik direktörün "kovulması" ile "karşılıklı anlaşılarak ayrılmasını" birbirinden ayırıyor, çünkü bu iki senaryonun takımdaki psikolojik yansıması farklı olabiliyor - Frick, Barros & Prinz).


Peki bu tablo bize Fenerbahçe - Liverpool maçıyla ilgili ne söylüyor? Bir galibiyetten net bir "hoca etkisi" çıkaramayız. Üstelik burada ortada yeni hoca bile yok. Ama ilk maçlardaki bu yükseliş deseni, Fenerbahçe'nin galibiyetini okurken aklımızda tutmamız gereken temel bir çerçeve.


Peki Ya Yeni Teknik Direktör Tribündeyse?

Literatürde ilk maçlardaki yeni teknik direktör etkisini açıklayan en güçlü hipotez "yeni süpürge" (new broom) hipotezidir. Adını "Yeni süpürge iyi süpürür" atasözünden alan bu hipotez, spor biliminde Höffler ve Sliwka’nın Do new brooms sweep clean? başlıklı çalışmasıyla temelleniyor.


Sade anlatımıyla mantığı şu:

  1. Eski teknik direktör kadroyu tanır. Kimin ne kadar iyi olduğunu bilir, ilk on biri çoktan kafasında kurmuştur.Yedekler "zaten oynamayacağım" der, rekabet zayıflar.

  2. Yeni teknik direktör kadroyu tam tanımaz. Kimin ne oynayacağını bilmediği için kartlar yeniden dağıtılır. Herkesin ilk on bire girme şansı yeniden doğar.

  3. Oyuncular daha çok çalışır. Yerini korumak ya da yeni formayı kapmak isteyen herkes ekstra mücadele eder ve takımın genel eforu yükselir (Hentschel vd.).


Gördüğünüz gibi mekanizma sistemin ya da taktiğin dehasına değil, tamamen kadro içi rekabete dayanıyor.


Burada kritik bir sorumuz var: Yeni teknik direktörün oyuncular üzerindeki etkisinin ortaya çıkması için görevine fiilen başlaması şart mı?


Literatür, yeni süpürge etkisini teknik direktör göreve başladıktan sonra ölçüyor. İşte Fenerbahçe - Liverpool maçı, belki de literatürdeki bu hipotezin kusursuz bir doğal deneyi, sahada yapılmış canlı bir sağlaması olabilir.


Neden mi? Çünkü bilimde bir etkinin (yeni teknik direktörün) sonucunu (galibiyeti) ölçmek istiyorsanız, diğer tüm değişkenleri sabit tutmanız veya denklemden çıkarmanız gerekir.

Normal şartlarda yeni bir teknik direktör takımın başına geçtiğinde ve ilk maçını kazandığında şu sorular sorulur: Takım yeni taktikler sayesinde mi kazandı? Oyunculara aktarılan motivasyon mu işe yaradı? Yoksa sadece oyuncular formayı kapmak için daha mı çok efor verdi?


Fenerbahçe örneğinde, Emre Belözoğlu’nun maçı tribünden izlemesi, bilimin tam da aradığı o izolasyonu sağladı.


Emre Belözoğlu'nun göreve geleceği belli. Oyuncular yeni teknik direktörlerinin kim olduğunu biliyor. Hatta yeni teknik direktörleri kendilerini tribünden izliyor. Ancak henüz onun yönetiminde bir antrenmana çıkmış değiller.


Hentschel vd.'nin bahsettiği "yeni süpürge" hipotezi, yeni teknik direktör henüz sahaya inmeden, tribündeki varlığıyla çalışmaya başlamış olabilir. Esen, Or ve Uslu’nun çalışmasında söz edilen oyuncuların yeni teknik direktörün "gözüne girebilme" isteği yeni teknik direktörün sadece isim olarak varlığıyla bile gerçekleşmiş olabilir.


Unutmadan, peki bu, Fenerbahçe'nin Liverpool'u yalnızca Emre Belözoğlu tribünde olduğu için yendiği anlamına mı geliyor?

Elbette hayır.


Çünkü sahada teknik direktörsüz bir takım yoktu. Dirk Kuyt'ın yönettiği, maça hazırladığı ve maç boyunca müdahalelerde bulunduğu bir Fenerbahçe vardı. Yeni teknik direktörün henüz göreve başlamamış olması, mevcut teknik ekibin taktiksel ve psikolojik etkilerini ortadan kaldırmıyor.


Üstelik Liverpool'un rotasyonlu kadrosu, iki takımın maç içindeki tercihleri, bireysel performanslar ve futbolun doğası da sonucu etkileyen unsurlar arasında.


Bu nedenle Fenerbahçe-Liverpool maçını yeni süpürge hipotezinin kanıtı olarak değil, hipotezin henüz yeterince ayrıştırılmamış bir boyutunu gösteren bir örnek olarak görmek daha doğru.



Bir Maçtan Ne Çıkar?

Fenerbahçe’nin bu galibiyeti, teknik direktörün taktiksel varlığı olmadan, sadece değişim psikolojisinin ve rekabetin takımı nasıl ayağa kaldırabileceğine dair bir vaka çalışması sundu.


Belki de literatürdeki bu hipotezin sahadaki doğrulamalarından biriydi.


Fakat bu sadece tek bir maçlık, N=1 düzeyinde bir doğrulama.


Gerçek bir nedensellik kurmak için onlarca farklı vakayı incelememiz, kontrol grupları oluşturmamız gerekir. Üstelik birçok çalışmanın ortak bir uyarısı var: Bu ilk maçlardaki rekabet etkisi kalıcı değildir, zamanla sönümlenir.


Bir galibiyet, açıklanması gereken bir sonuçtur, bir kanıt değildir.


Futbolda teknik direktör değişiminden sonra elde edilen başarıları değerlendirirken yaptığımız temel hata da burada başlıyor.


Yeni teknik direktörün ardından takımın kazandığı ilk maçta genellikle aynı yorumları duyuyoruz: Oyuncular daha istekliydi, daha fazla mücadele etti, yeni hocaya kendilerini göstermek istedi.


Bu yorumlar yanlış olmak zorunda değil. Hatta incelediğimiz literatür, böyle bir davranışsal mekanizmanın mümkün olduğunu da gösteriyor.


Ancak mümkün olması, her teknik direktör değişiminde yaşandığı anlamına gelmiyor.


Literatür, büyük "hoca etkisi” manşetlerini özellikle erkenden atmamamızı söylüyor.



Başlangıçta sorduğumuz soruya geri dönelim: Fenerbahçe, Liverpool'u nasıl yendi?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Karşılaşmanın taktiksel tercihleri, oyuncuların bireysel performansları, Liverpool'un hataları, Dirk Kuyt'ın yönetimi ve maçın kendi dinamikleri galibiyetin açıklanmasında önemli.


İncelediğimiz çalışmalar bize teknik direktör değişiminin otomatik olarak başarı getirmediğini söylüyor. Bazı takımlarda kısa süreli bir yükseliş görülüyor, bazılarında hiçbir anlamlı değişim yaşanmıyor, bazılarında ise performans daha da kötüleşiyor.


Bununla birlikte literatür, teknik direktör değişiminin kadro içi rekabeti yeniden şekillendirebileceğine ilişkin önemli bir mekanizma ortaya koyuyor.


Benim bu literatürden ve Fenerbahçe-Liverpool vakasından hareketle üzerinde durduğum nokta ise şu: Yeni teknik direktörün etkisi, göreve başladığı gün değil, oyuncular onun geleceğini öğrendiği gün ortaya çıkmaya başlayabilir.


Yeni teknik direktör henüz tek bir antrenman yaptırmamış olsa bile oyuncular için koşullar değişmiş olabilir.


Elbette Fenerbahçe'nin Liverpool karşısındaki galibiyeti bu mekanizmanın işlediğini kanıtlamıyor. Ancak bu ihtimalin araştırılmaya değer olduğunu gösteren dikkat çekici bir vaka sunuyor.



Kaynakça

  • Audas, R., Dobson, S. & Goddard, J. (2002). The impact of managerial change on team performance in professional sports. Journal of Economics and Business.

  • Balduck, A. & Buelens, M. (2007). Does sacking the coach help or hinder the team in the short term? Evidence from Belgian soccer. Working Paper, University of Ghent.

  • Bruinshoofd, A. & ter Weel, B. (2003). Manager to go? Performance dips reconsidered with evidence from Dutch football. European Journal of Operational Research.

  • De Dios Tena, J. & Forrest, D. (2007). Within-season dismissal of football coaches: Statistical analysis of causes and consequences. European Journal of Operational Research.

  • De Paola, M. & Scoppa, V. (2011). The effects of managerial turnover: Evidence from coach dismissals in Italian soccer teams. Journal of Sports Economics.

  • Dobson, S. & Goddard, J. (2001). The Economics of Football. Cambridge University Press.

  • Esen, S., Or, E. & Uslu, T. (2019). Yıkım mı, yaratıcı yıkım mı? Futbolda teknik direktör değişikliği ile takım performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi. Journal of Health and Sport Sciences.

  • Frick, B., Barros, C. P. & Prinz, J. (2010). Analysing head coach dismissals in the German "Bundesliga" with a mixed logit approach. European Journal of Operational Research.

  • Hautsch, N., Lehmann, E., Warning, S. & Frick, B. (2001). Shirking or mismatch? Coach-team separation in German professional soccer. Universität Konstanz, Diskussionsbeiträge Serie I, No. 313.

  • Hentschel, S., Muehlheusser, G. & Sliwka, D. (2012). The impact of managerial change on performance: The role of team heterogeneity. IZA Discussion Paper No. 6884.

  • Höffler, F. & Sliwka, D. (2003). Do new brooms sweep clean? When and why dismissing a manager increases the subordinates' performance. European Economic Review.

  • Koning, R. (2003). An econometric evaluation of the effect of firing a coach on team performance. Applied Economics.

  • Poulsen, R. (2000). Should he stay or should he go? Estimating the effect of firing the manager in soccer. Chance.

  • Salomo, S. & Teichmann, K. (2000). The relationship of performance and managerial succession in the German premier soccer league. European Journal of Sport Management.

  • ter Weel, B. (2011). Does manager turnover improve firm performance? Evidence from Dutch soccer, 1986-2004. De Economist.

  • van Ours, J. C. & van Tuijl, M. A. (2014). In-season head-coach dismissals and the performance of professional football teams. CentER Discussion Paper 2014-058, Tilburg University.


Veri Kaynağı

  • İlk on bir kadro değerleri: Sofascore









Yorumlar


bottom of page