top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Hangi Fenerbahçe? Karakter, Mücadele ve Reaksiyon

5 dakika önce
3 dakikada okunur

Sezon boyunca Fenerbahçe’nin neden bir türlü arzu edilen seviyeye ulaşamadığını sorguladım. Hem yazılarımda hem de TRT Spor’da, Spor Stüdyosu programındaki değerlendirmelerimde aynı sorunun peşinden gittim: Biz nasıl bir Fenerbahçe izlemek istiyoruz?


Aslında aradığım Fenerbahçe’nin nasıl bir takım olduğunu biliyordum.


Lyon deplasmanında 2-1’lik galibiyetle Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı elde eden, Avrupa’nın en üst düzeyinde çeyrek final seviyesinde oyun ortaya koyabilen, Samsunspor deplasmanında etkili futboluyla dikkat çeken ve Roma maçının ikinci yarısında izlediğimiz o takım…


Ben hep o Fenerbahçe’yi aradım.


Üç gollü, sekiz gollü galibiyetler elbette değerlidir. Ancak beni asıl etkileyen skor tabelası değil, takımın sahaya koyduğu karakterdi. Çünkü iyi futbol yalnızca rakibe atılan gollerin sayısıyla ölçülmez. Mücadeleyle, oyun disipliniyle, kazanma arzusuyla ve en önemlisi zor anlarda gösterilen reaksiyonla anlam kazanır.


Ta ki Liverpool maçına kadar…


Dün gece, uzun zamandır görmek istediğim Fenerbahçe’yi sahada gördüm.


Üstelik iki kez geriye düşmesine rağmen!


İşte büyük takım reaksiyonu tam da buydu. Skorun gerisinde kalınca dağılan, oyundan kopan, yenilgiyi kabullenen değil; her defasında ayağa kalkıp yeniden mücadele eden bir takım vardı sahada.


Elbette maçın teknik ve taktik analizleri yapılacaktır. Eksikler, hatalar, savunma zaafları ve yenilen goller konuşulacaktır. Nitekim Fenerbahçe yine kolay goller yedi. Ancak bu kez başka bir şey gördük: Takımın bütün bu olumsuzluklara rağmen mücadeleden vazgeçmediğini, oyunun içinde kalmak için sonuna kadar savaştığını…


Bence gecenin en kıymetli tarafı buydu.


Futbolcuların içinde bulunduğu zor dönemi düşündüğümüzde, ortaya koydukları bu reaksiyonun değeri daha da artıyor.


Her topun peşinden koşan, ikili mücadeleden kaçmayan, arkadaşını ayağa kaldıran, tribünleri oyunun içine çekmeye çalışan bir takım vardı. Fenerbahçeli futbolcuları defalarca elleri havada gördük. Adeta bir amigo gibi taraftara sesleniyorlardı:

“Hadi! Ayağa kalkın! Bize enerjinizi verin. Bakın, biz bu maçı kazanmak istiyoruz. Bu mücadeleyi sizinle birlikte vereceğiz!”


Aslında tribünlere yalnızca destek çağrısı yapmıyorlardı. Taraftara bir söz veriyorlardı: Biz mücadele edeceğiz, siz de bizimle olun!


Fenerbahçe’nin Liverpool karşısında ortaya koyduğu futbolun en önemli mesajı buydu.


Evet, Fenerbahçe kolay gol yedi. Ama Liverpool’a da rahat oynama fırsatı vermemek, rakip kaleye gitmek, golü istemek ve kazanmak için saldırmak gerektiğini gösterdi. Çünkü büyük takım olmak, hiç hata yapmamak değildir. Büyük takım olmak, hata yaptığında ayağa kalkabilmek, geriye düştüğünde teslim olmamak ve son düdüğe kadar kazanabileceğine inanmaktır.


Peki, şimdi asıl soruyu soralım:

Hangi Fenerbahçe gerçek Fenerbahçe?


Mücadele etmeyen, reaksiyon gösteremeyen, geriye düştüğünde oyundan kopan ve yenilgiyi kabullenen Fenerbahçe mi?


Yoksa Liverpool karşısında izlediğimiz; savaşan, koşan, rakibin üzerine giden, taraftarını ayağa kaldıran ve formanın ağırlığını hissettiren Fenerbahçe mi?


Dün gece bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattılar: Karakter ortaya koymadan, yalnızca kaliteyle bir yere varamazsınız.


Kalite maç kazandırabilir. Ancak karakter, bir takımı ayağa kaldırır. Mücadele, inanç ve takım ruhu olmadan hiçbir yetenek tek başına yeterli değildir.


Dün gece sahaya konulan bu karakterin önünde şapka çıkarıyorum.


Çünkü ben Fenerbahçe’den yalnızca kazanmasını değil, kazanmak için sonuna kadar savaşmasını istiyorum. Kaybedebilir, hata yapabilir, gol yiyebilir. Bunlar futbolun içinde var. Ama mücadeleden vazgeçen, reaksiyon gösteremeyen, formasının sorumluluğunu hissetmeyen bir takım görmek istemiyorum.


Yazının başlığını özellikle “Hangi Fenerbahçe?” koyuyorum. Çünkü Liverpool karşısında gördüğümüz takım bize şunu gösterdi: Demek ki Fenerbahçe, şartlar ne kadar zor olursa olsun kora kor mücadele edebiliyor. Demek ki bu takımın içinde hâlâ güçlü bir karakter, büyük bir mücadele arzusu ve kazanma isteği var.


Şimdi sıra bunu bir maçın heyecanı olmaktan çıkarıp alışkanlık hâline getirmekte.


Süper Lig’de liderin 9 puan gerisinde olabilirsiniz. Şampiyonluk yarışında işler istediğiniz gibi gitmemiş olabilir. Ancak bunların hiçbiri mücadele etmemek için gerekçe olamaz.


Biz artık sahada Liverpool karşısında izlediğimiz Fenerbahçe’yi görmek istiyoruz.


Koşan, savaşan, birbirine sahip çıkan, taraftarıyla bütünleşen, geriye düştüğünde başını öne eğmek yerine yumruğunu sıkan bir Fenerbahçe…


Çünkü Fenerbahçe’nin büyüklüğü sadece kazandığı kupalarda değil, zor zamanlarda ortaya koyduğu karakterde de saklıdır.


Ve biz artık o karakteri her maçta görmek istiyoruz!

Yorumlar


bottom of page