Arda Küfür Etti, Orucum Bozulur mu?
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 16 Haz 2017
- 3 dakikada okunur
Spor medyası ile Milli takım arasında hemen her turnuva öncesi, esnası ve sonrasında teknik direktör, futbolcu ve gazeteci kavgası gelenek oldu.
Volkan Demirel’in bir muhabirin üzerine yürüyüp, onu tehdit etmesi, Emre Belözoğlu’nun gol sonrası basın tribünün önüne gelip küfür etmesi, Burak Yılmaz’ın attığı gol sonrası kol göndermesi, Fatih Terim’in basın toplantısında “bundan sonra……….. görürsünüz!”lü argo kunuşmasına bir yenisi daha eklendi. Arda Turan daha önce sarmaş dolaş resim çektirdiği gazeteci Bilal Meşe ve onu uçağa alana sövdü, sonra “kuş gibi rahatladı!
Ne yazık ki… Sorunu daha öncekiler gibi aklımızla değil, duygularımızla etik, ilke veya prensipler üzerinden değil, sadece mağazin, siyasi, dedikodu, ilginçlik ve sansasyonel yorumlar üzerinden tartışmaya başladık. Çünkü, az sayıdaki gerçek saygın gazeteciyi bir kenara bırakırsak; araştırma, haber kaynağı ve soru sorma özürlü popüler kültürünün esirispor medyasında üç esaslı öğesi var,“Atışmak”, “Sataşmak” ve“suçlamak”.
Atışmak isteyenler;Arda Turan için “Şımarık”, “Aşk hayatı”, “Kumar” gibi magazinsel haberlere atıf yaparak “Barselona’da oynayamıyor”, “Arda’nın bileti kesildi”, “Arda Çin’e yolcu…” iddiasında bulunuyor.Bu iddiaları sosyolojik yönden desteklemek için “Bir lokmayı çiğneyerek yemekle, çiğnemeden yemek arasında ciddi farklar vardır. Çiğneyerek yemek tadı damağımızda kalır, yaşamın lezzeti gelir, sindirim kolaylaşır. Eğer çiğnemeden yenilirse; karnını değil, gözünü doyurursun” diyenlerde yok değil. Bu arada, Nihat Hatipoğlu’na, “Arda küfür etti, orucum bozulur mu?”Sorusunu unutmamak gerekiyor.
Sataşmak isteyenler; Arda Turan için fotograf üzerinden beden dili analizi yaparak “Yüzü gülmüyor”, “Başı öne eğik…”, “Elleri arkada….”, “Grubu arkasında duruyor….”, “Alaycı bakıyor…” niyet okuyucu beden dili analizleri yaparak “sorunlu ve mutsuz” algısı yaratma çabasındalar.
Suçlamak isteyenler; Arda Turan için “Paragöz”, “Hizipçi”, “Grup kuruyor”, “Maç seçiyor” gibi etik dışı kaynaksız haberlere atıf yaparak “Milli takım ve Barcelona kariyeri”ni zedeleyecek ciddi iddialarda bulundular.
Sonrasında “Tarih yine tekerrür etti”, hemen “yandaşlar-karşıtlar” olarak mavralara başladık: “Somun pehlivanı gibi hesap sorduk-racon kestik”, “kamptan gönderdik-milli takımı bıraktık”, “hindi gibi kabardık-kuş gibi hafifledik”, “mahkemeye verdik-onurumunuzu kurtardık”.
Bu can sıkıcı olay pamuk ipliğine bağlı medyayıikiye bölmeye yetti de arttı bile…
Bir tarafta; bir tek iftar programlarına konuk edilmeyen, Arda Turan’ın “Türk futbolu için bir değer olduğu”, “Dürüst, kişilikli ve saygılı olduğu”, “Adam gibi adam olduğu”, “Türk futbolunun en kariyerli futbolcusu olduğu”, “Babası yaşındaki Bilal Meşe’nin de büyüklüğünü bilmesi gerektiği”, “Referanduma “Evet” desteği verdiği için hedef tahtasına konulduğu” benzeri yorumları gündemlerine taşıyanlar…,
Diğer tarafta; Arda Turan, bu ülkenin önemli bir futbolcusudur, değeri değildir. Bu ülkenin değeri “Dil, Din, Gelenekler, Toplumsal Norm ve Ahlaki yaşam biçimidir. Yani, “Edebi, Adabı, Sevgi ve Saygıyı” bilmek ve yaşamaktır. İki gün önce sarmaş dolaş resim çektirdiği babasından büyük kişinin gırtlağını sıkıp ana, avrat, çoluk, çocuk küfür etmek değildir. Bu adamlık değil, terbiyesizlik, saygısızlık, sorumsuzluk, gereği yapılsın diyenler.
Özet olarak bazı medya mensuplarına bir şeyler yazmak gerekirse;
“Zihninizi neye odaklarsanız, gerçekte onu yaratırsınız.”
Arda Turan olayını eski tele vole mantığı ile magazinleştiren, sulandıran ve çarpıtan yazar ve yorumcular eğer Türk futbolunu, futbol kamuoyunu, medya düzeni ve meslek ilkelerini biraz ciddiye alıp, yaptıkları işe saygı duysalardı, bu haber ve yorumları böyle yapmaz, Arda Turan’ı futbol severlerle karşı karşıya getirmezlerdi. Başka bir şey daha yapabilirdi; tarafsız kalıp değerlendirmeyi okuyucusuna bırakabilirdi. Ondan da vazgeçtik, gazetecinin işi “suçlamak, karalamak, aşağılamak, hedef göstermek sanılıyor” ki değildir.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, sert ve yıkıcı eleştirilere karşı tutum geliştirmek, düzenli ve tutarlı bir insan olmayı gerektirir. Bu nedenle, kalıcı bir çözüm için duygusal “tepki” değil toplumsal bir “etki” amaç edinilmelidir.
Arda Turan’ın yetenek ve beceri yönleri gelişmiş olmasına rağmen entelektüel yönden olgunlaşmamış olması, Arda Turan’ın değil, Türk Futbolunun sorunudur. Bu bağlamda, Milli takımlar üst düzey oyuncular için dürtülenini kontrol altına almayı, içinde yaşadığı toplumun ilke, değer ve prensiplerine uymayı, bir takım sosyal sorumluluklar almayı da öğrendiği bir süreç olmalıdır.
süreçte yaşanan sorunlarıMilli takımlar direktörü Fatih Terim’Çünkü, Fatih Terim vazgeçilmez yapan “disiplin, motivasyon, ilke ve prensip” gibi değerlerini, bu süreçteişlet(e)medi.Kampta silah çekmeler, antrenmana geç çıkmalar, resim çektirilirken grubun arkasında dolaşmalar, sistemi eleştirmeler, saldırgan tavırlar ve prim kavgaları yapılırken, Fatih Terim, sorunu takım içinde çözmek yerine; Arda Turan, Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Caner Erkin, Gökhan Gönül, Ömer Toprak, Gökhan Töre, Hakan Çalhanoğlu’numedyaya ve topluma şikâyet etti.
Medya da hedef tahtası haline getirilen, bu futbolcular; aileleri, arkadaşları vemenajerleriüzerinden itibarsızlaştırılarak psikolojik şiddete maruz bırakıldılar. Sonrasında “Emir, demiri mi kesti?” Ne olduysa, Milli takım kariyerleri bitti denilen bu futbolcular, “insanların aklı ile oynanır” gerekçelerle, hiçbir şey olmamışgibi tekrar milli takıma davet edildiler.Tabloyu iyi okumak gerekirse; bu,Türkiye Futbol Direktörü, Fatih Terim’in “etkisiz ve çaresiz” kaldığının;Yanılmaz İmparator, Fatih Terim’in “tahtının devrildiğinin” bir göstergesidir.
Sonuç olarak, Türk futbolu iyi yönetilmiyor. Futbolun piyasa ederi artarken,değerlersistemi yok oluyor. Toplum içinde itibarı olan futbol adamları itibarsızlaşıyor.
İnanılır yönetici, güvenilirteknik direktör, zevkle izlenen futbolcu, sözü dinlenen yorumcu, yazısı okunan köşe yazar sayısı azalıyor.
Medya, Türk futbolunun başarısına, futbolcunun gelişmesine yardımcı olmuyor.
Bu süreci hızlandıracak bir anlayışla futbol adamlığı ve gazetecilik yapıldığını zannetmek “Suyu kurutarak balık tutmaya benziyor.”
























Yorumlar