Fair Play’den Unfair Play’e: Deloitte Money League Avrupa Futbolunda Hangi Düzeni Meşrulaştırıyor?
x
Buradasınız >> Ana Sayfa HABERLER & MAKALELER Genel Tuğrul AKŞAR Fair Play’den Unfair Play’e: Deloitte Money League Avrupa Futbolunda Hangi Düzeni Meşrulaştırıyor?

Fair Play’den Unfair Play’e: Deloitte Money League Avrupa Futbolunda Hangi Düzeni Meşrulaştırıyor?

26.01.DML

Tuğrul AKŞAR- 29 Ocak 2026 Deloitte her yıl olduğu gibi bu sene de (Ocak 2026'da) Avrupa’nın en zengin 20 kulübünü kapsayan Para Ligi raporunu yayınladı.

29. Kez yayınlanan Football Money League raporu, 2024-25 sezonunu temel alarak Avrupa'nın en yüksek gelirli futbol kulüplerini sıralıyor, bu kulüplere ilişkin bazı finansal verileri paylaşıyor.

Bu raporu farklı bir gözle analiz etmek için bu yazıyı kaleme aldım.

Aslında Deloitte’un hazırladığı bu rapor temel olarak,  sıralamaya giren kulüplerin gelirlerini analiz ediyor. Bu açıdan bakıldığında futbol ekonomisi araştırmacıları için önemli bir kaynak. Ama ben klasik rapor analizinin dışına çıkarak, daha farklı açılardan bu raporu analiz edip sizlerle paylaşacağım.

Rapor, Deloitte tarafından bir “başarı listesi” gibi sunulsa da, aslında küresel futbol düzeninin kimler lehine çalıştığını gösteren bir röntgen filmi niteliğinde.

Bu analizi dört farklı alanda yapmanın Avrupa futbol dünyası açısından daha doğru ve işlevsel olacağını düşünüyorum.

Bu bağlamda aşağıdaki soruları sorarak, analizimize başlayabiliriz.

I. Deloitte Money Ligi Raporu’nda yer alan rakamsal veriler bize neyi anlatıyor?

II. Deloitte Money League ne anlama geliyor?

III. Rekabetin ekonomi- politiği açısından Deloitte Money League nasıl değerlendirilebilir?

Bu sorulara verilecek yanıtlar kendi içlerinde ekonomik, finansal, sportif verileri içermekle birlikte; konuya eko-politik olarak da bakmayı temel olarak amaçlıyor. Çünkü, son 25 yılda Avrupa futbolunda gerçekleşen değişim, futbolu bir oyun olmaktan daha çok finansal bir etkinliğe dönüştürdü. Bu yapı içinde değerlendirildiğinde, bu raporun arkasında yatan gerçekleri de gözler önüne sermiş olacağız.

I.Deloitte Money Ligi Raporu’nda Yer Alan Rakamsal Veriler Bize Neyi Anlatıyor?

Deloitte'un 2024-25 sezonu finansal verilerini temel alarak yayınladığı 29.Para Ligi Raporu (Money League),  Avrupa'nın en yüksek gelirli 20 futbol kulübün gelirlerini bir önceki sezona göre % 11 artırma başarısı gösterdiğini ortaya koyuyor. Rapora göre 20 kulübün toplam gelirleri 12.4 Milyar Euro olarak gerçekleşti.  Rapor, kulüplerin maç günü gelirlerini, yayın ve ticari gelirlerini (maaşlar hariç operasyonel gelir) inceliyor. Avrupa futbol gelirleri büyüme hızı olan % 8’in üzerinde bir büyüme kaydetmiştir.

Bu tutar 2024-25 sezonu itibariyle 39,3 Milyar Euro’ya ulaşan Avrupa futbol gelirlerinin % 31,55’ini oluşturuyor. Yani, kabaca 20 kulüp Avrupa futbol gelirlerinin yaklaşık 1/3’ünü kendi aralarında paylaşıyorlar.

30.01.2026 Deloitte Money Legue-26

20 kulübün bonservis bedelleri toplamı ise 16.2 Mia €…Buna göre, Para Ligi’nde yer alan 20 kulüp 60 Mia Euro’ya ulaşan Avrupa futbol servetinin de %27’sini alıyorlar.

2024-25 Verilerine Göre Money League 2026’da yer alan 20 kulübün ülkelerine göre dağılımı:

  • İngiltere: 9
  • İspanya: 3
  • Almanya: 3
  • İtalya: 3
  • Fransa: 1
  • Portekiz: 1
  • 2026 Money League’e giren kulüplerin ortalama geliri yaklaşık 620 milyon € civarındadır.

 Bu ortalama içinde zirvede Real Madrid gibi 1,161 milyar €’luk devler, diplerde ise 276 milyon € civarında gelir elde eden kulüpler var; bu da listedeki gelir dağılımının oldukça geniş olduğunu gösteriyor.

 

Para Ligi 2026 Raporu’nda Yer Alan Kulüplerin Gelir Aralıklarına Göre Sayıları:

 

 1 Mia € ve üzeri                                     1Kulüp   Ortalaması.1.161 Mio €

 750 Mio € ile 1 Mia € arası                   7 KulüOrtalaması.      850 Mio €

 750 Mio € ile 500 Mio € arası              4 KulüOrtalaması.      581 Mio €

 500 Mio € ile 300 Mio € arası              5 KulüOrtalaması       423 Mio €

 300 Mio ve 276 Mio € arası                 3 KulüOrtalaması       285 Mio €

 

Para Ligi 2026 Money League’e giren kulüplerin bonservis bedelleri üzerinden ortalama  takım değeri 810 milyon € civarındadır.

 

1 mia  € ve üzeri kulüp takım değeri olan kulüp sayısı 6.

 

En yüksek kulüp değerine sahip kulüp 1.350 Mio € ile Real Madrid olurken, en düşük takım değerine sahip kulüp 342 Mio €’luk değeriyle Alman Stutgart.

 

Bizim takımlarımızın değerleri ise Galatasaray 320 Mio € ve Fenerbahçe ise 280 Mio e civarında takım değerine sahipler.

 

Sonuç itibariyle Deloitte Para Ligi Raporu rakamsal veriler bakımından;

1- 20 Kulübün gelirlerindeki bu gelişim pandemi sonrası toparlanmanın ve yeni stat yatırımlarının etkisini ortaya koyuyor

 Bir diğer ifadeyle Avrupa futbol piyasasının güçlü büyümesini yansıtıyor. Ancak, ne var ki  gelir ve servet eşitsizliği giderek artıyor. Bir yandan Avrupa futbol pastasından bu kulüpler en fazla payı alırken, diğer taraftan liste içinde de kopmalar yaşanıyor. Nitekim, listede yer alan  İlk 5 kulüp toplam gelirin %40'ını alıyor, alt sıralardakiler (örneğin 20. sıradaki Newcastle United €310m) ile uçurum büyüyor.

2- İlk 10'daki kulüplerin gelir yaratma yeteneklerini(potansiyellerini) harekete geçirdiklerini gözlemliyoruz

 Özellikle ticari gelirleri toplam gelirlerinin %48'ini oluşturuyor. Bu, perakende satışlar, özel doğrudan tüketiciye yönelik içerikler veya daha geleneksel ortaklıklar yoluyla büyümeyi sağlamak için marka değerlerinden yararlanmayı içeriyor.

3- Kulüplerin sportif performanstan bağımsız sürdürülebilir gelir yapısı oluşturmaya, yeni gelir modellerine yöneldiklerini görüyoruz.

 Son on yılda, ilk 10'daki bir Money League kulübünün elde ettiği futbol dışı ortalama ticari gelirler %60 oranında artarken (2015/16: 523 milyon €, 2024/25: 837 milyon €), 11. ila 20. sıradaki kulüpler ise bu konuda  % 84'e yakın bir büyüme kaydetti (2015/16: 219 milyon €, 2024/25: 404 milyon €).

En çok para kazanan 10 kulüp arasında yer alan kulüplerin tipik var olan gelir modellerinin aksine, 11. ile 20. sıralar arasındaki kulüpler son yıllarda birincil büyüme kaldıraçları olarak yayın gelirlerine güvendiler. Önümüzdeki yıllarda birçok lokal yayın pazarının durağanlaşmasıyla birlikte, uzun vadede, daha fazla büyüme sağlamak için ticari gelirlere daha proaktif bir yaklaşım benimseyen kulüp sayısının artacağını görmemiz büyük olasılıktır. 

4- Kulüplerin küresel içerik yaratmak amacıyla yeni iş modellerine yöneldiklerini görüyoruz.

Kulüpler artık sadece iç sahada oynayacakları yıllık 25-30 maç karşılığı oluşacak bilet geliri veya yayın geliriyle, rakipleriyle rekabet edemeyeceklerini anlamış bulunuyorlar.  Bu kapsamda  küresel içerik sağlayıcı ve futbolla ilgili her türlü veriyi satış ve pazarlama ile digital platformlar aracılığıyla satarak, daha fazla futbol tüketicisine ulaşmaya çalışıyorlar. Bu alanda en önemli aparat ise sosyal medya. Nitekim, bu kulüplerin sosyal medya ve dijital platformlar aracılığıyla yüzmilyonlarca kişiye ulaştıklarını görüyoruz. 

5- Avrupa futbolunda ekonomik ve finansal eşitsizliğin giderek arttığını ve bunun yeşil sahalara çevre liglerin aleyhine haksız ve dengesiz rekabete yansıdığına tanık oluyoruz. Bunun finansal yansıması yüksek tutarlı transferler, ekonomik yansıması milyar eurolara ulaşan gelirler ve sportif yansıması da UEFA'dan kazandıkları kupalar oluyor. 

 

II. Deloitte Money League Bize Neler Anlatıyor?

 

Deloitte Money League’in son raporu bize çok net bir gerçeği söylüyor: modern futbolda başarı artık 90 dakikayla değil, 365 gün çalışan bir ekonomik sistemle kazanılıyor.

 

Zirvedeki kulüpler; sportif başarıyı geçici bir hedef değil, marka gücü, çok kanallı gelir modeli, etkin stat kullanımı ve küresel içerik üretimiyle beslenen sürdürülebilir bir iş modelinin çıktısı olarak konumlandırıyor.

 

Maç günü ve yayın gelirine bağımlı klasik yapı çözülürken; statların konserden e-spora, müzeden deneyim alanına dönüşmesi, futbolcuların marka elçisine evrilmesi ve kulüplerin birer eğlence–medya şirketi gibi yönetilmesi öne çıkıyor.

 

Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise yüksek cironun artık tek başına güvenli liman olmadığı; düşük kârlılık, artan borç servisi ve sportif dalgalanmanın finansal sıralamayı hızla aşağı çekebildiği.

 

Bu raporda yer alan kazanan kulüpler ise; sahada istikrarı yakalayan, kasada disiplini sağlayan, markada küreselliğe ulaşan, sportif performansın dışında sürdürülebilir gelir yaratan, iş modelinde cesur dönüşümü başaranlar olarak karşımıza çıkıyor.

 

Tüm bunların sonucunda Deloitte Money Leagu’de yer alan merkez lig kulüpleri; takım değeri, kulüp değeri ve marka değerini maksimize etmeyi öncelikleyen bir stratejiye yönelmiş durumdalar.  Avrupa merkez lig futbolu değerler maksimizasyonunu önceliklerken, çevre ligler ise gelir maksimizasyonu ve maliyet minimizasyonu peşinden koşmaktalar.  Aslında merkez ligler maksimizasyon peşinde koşarken, çevre ligler ise minimizasyon ve optimizasyon peşinden koşmaktalar.

 

Kulüp futbolunun finansallaşmada yoğun olarak kullanıldığını bize gösteriyor.

 

III. Rekabetin Ekonomi- Politiği açısından Deloitte Money League Nasıl değerlendirilebilir?

 

Aslında yukarıdaki soruyu şöyle de sorabiliriz: Money League (Para Ligi) neyi ölçüyor, neyi meşrulaştırıyor?

 

Bu raporla gösterilen en çok gelir elde eden kulüpleri, uygulamada kendilerine en avantajlı ekosistemi kuran ve bundan kendilerine rekabet üstünlüğü sağlayan kulüpler olarak görüyorum.  UEFA eliyle şekillendirilen bu yapılanmayla bu kulüplerin yer aldığı merkez ligler;

 

  • En güçlü yayın havuzuna sahip olan,
  • En büyük küresel marka erişimi bulunan,
  • En büyük stat yatırımı olan,
  • En esnek finansal yapıya sahip  ligler olarak karşımıza çıkıyor.

 

Money Lig ile buradaki kulüplerin Sportif liyakatleri ölçülmüyor, paraya dönüşmüş başarıları ölçülüyor.

 

Bu bağlamda UEFA’nın “Kulüpler kazandığı kadar harcamalı” ilkesi kağıt üzerinde kalmış vaziyette.

 

Gerçekte; zengin ligler (merkez ligler) daha çok harcama hakkı olan ligler olarak karşımıza çıkarken, yoksul (çevre) ligleri ise hayatta kalma savaşı veren, kemer sıkma zorunluluğu içinde ve borç batağında kıvranan ligler olarak görüyoruz.

 

UEFA’nın kuralları liglerin yapısına göre farklı çalışıyor. Sadece bir örnek vermek istersem: PSG, City gibi kulüplerde Sponsorluklar “ticari” gelir olarak kabul edilirken; bu kulüplere akan devlet destekli sermayeler ise  meşrulaştırılıyor. UEFA buna ses çıkartmıyor. Rekabetin bozulması UEFA’nın umurunda değil.

 

Bu süreçte ise çevre lig kulüpleri ise, borç yapılandırma, kur farkı, enflasyon  gibi makro ekonomik sorunlarla ve  yönetim sorunlarıyla boğuşuyor.

 

Merkez ligler kulüpleri şirket değeri, marka değerini maksimize ederken,  çevre ligler maliyet minimizasyonu ve kaynak optimizasyonu peşinde koşmaktan, topun peşinden koşamıyorlar.

 

En net ifadeyle; Money League, futbolun en iyi oynandığı yeri değil,
en iyi paranın döndüğü coğrafyayı ödüllendiriyor.

 

Merkez lig kulüplerine konforu yüksek, korunaklı bir alan, bir futbol-eko sistemi kurulduğunu gösteriyor.  Futbolun fena halde finansallaştığını ortaya koyuyor.

 

Bugünün futbolunda Fair Play, parayı adil dağıtmıyor; parası olana oyunu adil gösteriyor.

Sonuç olarak;

 

 

Deloitte Money League bize artık şunu tartışmasız biçimde gösteriyor: Futbol sahası yeşil ama oyunun zemini finansal beton. Bu düzen içinde kazananlar, topu en iyi oynayanlar değil; parayı en iyi yönetenler, sistemi en iyi kullananlar ve kuralları kendi lehine esnetebilenler oluyor.

 

 

Merkez ligler için futbol; değer yaratılan, markalaştırılan ve küresel ölçekte satılan bir “ürün”e dönüşmüş durumda. Çevre ligler içinse futbol hâlâ ayakta kalma mücadelesi, borç çevrimi ve günü kurtarma oyunu. Bu iki dünya arasındaki makas sadece sportif olarak değil, zihinsel ve yapısal olarak da her geçen gün açılıyor.

 

 

Money League bir sıralama tablosu değil; Avrupa futbolunun iktidar haritasıdır. Kimlerin korunup kollandığını, kimlerin kaderine terk edildiğini açıkça gösterir. Ve bu harita bize şunu söylüyor: Eğer oyunun kuralları değişmezse, sahadaki rekabet ne kadar adil görünürse görünsün, sonuç en baştan bellidir.

 

 

Bugün futbolun asıl sorusu şudur: Gerçekten daha adil bir oyun mu istiyoruz, yoksa paranın kazandığı bu oyunu “fair” diye mi pazarlamaya devam edeceğiz?

 

 

Yanıt  verilmeden, futbol sadece oynanan değil; yönetilen, yönlendirilen ve paylaştırılan bir güç alanı olmaya devam edecektir.

 

 

                    linkedin-logo Paylaş                        Flipboard -logo Paylaş

Bu İçerik  7  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

futbolekonomihakkimizdabanner2

esitsizliktanitim

aksartbmmraporbanner

Yazarlarımızın Son Yazıları

Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Kutlu Merih
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Doç. Dr. Deniz Gökçe
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu
Murat  Başaran
Murat Başaran
Mete İkiz
Mete İkiz
Hüseyin Özkök
Hüseyin Özkök
Ömer Gürsoy
Ömer Gürsoy
Neville Wells
Neville Wells
Kenan Başaran
Kenan Başaran
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Ahmet Talimciler
Prof. Dr. Lale Orta
Prof. Dr. Lale Orta
Müslüm Gülhan
Müslüm Gülhan
Tuğrul Akşar
Tuğrul Akşar
Av. Hüseyin Alpay Köse
Av. Hüseyin Alpay Köse
Doç. Dr. Recep Cengiz
Doç. Dr. Recep Cengiz
Dr. Ahmet Güvener
Dr. Ahmet Güvener
Av. Arman Özdemir
Av. Arman Özdemir
Dr. Tolga Genç
Dr. Tolga Genç
Tayfun Öneş
Tayfun Öneş
Dr. Bora Yargıç
Dr. Bora Yargıç
Alp Ulagay
Alp Ulagay
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Dr. Sema Tuğçe Dikici
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Fuat Tanhan
Prof. Dr. Turgay Biçer
Prof. Dr. Turgay Biçer

Kimler Sitede

Şu anda 2089 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 56132143

raporlaranas

kitaplar aksar

1

futbol ekonomi bulten

fesamlogobanner

ekosporlogo


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

futbolekonomisosyal2

 

sosyal1