top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Şiddet Üzerine Notlar

Futbolda şiddet için kaygı ve endişe taşıyanlardan birisi olarak, uygulamada vurdumduymazlık ve ilgisizlik için ne kadar yazarsak yazalım, maalesef sektördeki patolojik sorunlar onun paradoksal yapısının da etkisiyle çözülemedi, çözülemiyor.

 

Oyunun kurallarının değil, saldırganlık ve şiddetin geçerli olduğu maçlar izliyoruz. Yine kavga, yine bıçaklı saldırı yine ölüm!

   

Serinkanlı sorgulandığında “Futbolda saldırganlık nedir, ne değildir?” veya “saldırganlık ve şiddet neyin aracı olarak kullanılıyor?” ya da “Hangi koşullar saldırganlığı tetikler?” sorusunu yanıtlamak; saldırganlık ve şiddeti zihinsel, toplumsal, ekonomik, eğitimsel, kültürel ve sportif öğeleriyle birlikte, kurumsal yönetim ve nitelikli yönetici gerçeğini yerli yerine oturtmayı gerekli kılıyor.

   

Şiddet konusunda sonucu tartışarak, yanlış yöntemi formüle ediyoruz. Şiddetin bir sonuç olduğu, çözüm adına öğrenilmesi gerekenin “neden” olduğu gerçeği ihmal ediliyor. Şiddeti tartışmanın bir başka zorluğu, nerede başlayıp, nerede bittiği konusunun belirsizliğidir.

   

Şiddeti sonuçları üzerinden çözümlemeye çalışmak, mantıksal yanılgıdan başka bir şey değildir. Bu tür yaklaşımlarda hatalar çorap söküğü gibi gelir. Burada en önemli sorun futbol, etik değerler, taraftarlık ve başarı ile ilgili düşüncelerin değişmeye yatkın olmamasıdır.

   

Fanatik taraftarlar genellikle kendilerini iyi hissetmek, deşarj olmak, öç almak, çevresinde statü kazanmak için şiddet uyguluyor. Kimi taraftarlar saldırgan davranarak kendilerinin önemli insan haline getiriyor.

   

Bu taraftarların öfke ve saldırganlığı hangi zaaflarını örtüyor? Bu sorunun cevabının bulunması gerekiyor. Tribün terörünün, kendi içinde nasıl işlediği dikkate alınmadan açıklanamaz.

   

Şiddet her yerde, her zaman ve her toplumda var olabilen çok faktörlü sosyolojik bir olgu olarak nitelendirilebilir. Bu nedenle futbolda da şiddeti tek nedenle açıklamak doğru değildir. Her sosyal vaka kendi koşulları içinde ele alınmalı, incelenmeli ve değerlendirilmelidir.

   

Şiddet eylemlerini gerçekleştirenlere fanatik deyip, çözümü güvenlik güçlerine bırakıp derin bir uykuya dalıyoruz. Şiddet sadece futbolun değil toplumun bir sorunudur. Bu nedenle çözümü sadece güvenlik güçlerine bırakmak yanlıştır. Fanatizm, şiddetin bir işlevidir, kendisi değildir. Fanatik taraftarların en belirgin özelliği aldığı kararda; kararlı ve katı halleri, kendilerine güven duymasını sağlıyor, bu tavırları onlara güven ve mutluluk veriyor.

   

Futbolda şiddet yalnızca güvenlik güçlerini ilgilendiren adli bir vaka değildir. Buna salt güvenlik açısından bakarsak hata yapmış oluruz. Çünkü spor alanları sosyoekonomik ilişkilerin çok yoğun bir şekilde yaşandığı faaliyet alanıdır. Kullanabilenler için çok önemli yönetim, politik, ekonomik güç kaynaklarıdır. Bu nedenle her şiddet vakasının topluma olumsuz olarak ekonomik, sosyal ve psikolojik yansıması vardır.

   

Şiddet konusunda yapılan bilimsel çalışmalar düzenli, sistematik değil; teoriden fışkırmayan son derece dağınık çalışmalar olarak göze batıyor. Şiddeti uygun ölçme teknikleriyle ölçmüyoruz. Taraftarlarda, saldırganlık duygusu nasıl harekete geçiyor, tam olarak bilmiyoruz. Sporda şiddet eylemlerinin neden meydana geldiği bilinmeden sonuçları analiz edilemez.

   

Şiddetin toplumsal yaşama nasıl sunulduğu ve toplumsal yaşamda nasıl gördüğü önemlidir. Bazıları futbolda şiddeti yok etmekten söz ediyor, söz konusu olan bir fikir ise, onu yok' etmek mümkün değildir. Onu zararsız hale getirmeye çalışmak en gerçekçi hedef olabilir. Şiddeti, insanın kendi iradesinden başka hiçbir irade durduramaz, ancak önlem alabilir.

   

Şiddet olaylarına karşı kusursuz bir koruma sağlamak imkânsızdır. Alınacak bütün önlemler aşılabilir, çünkü insan faktörü her zaman iş başındadır. Ancak saldırıların başarı ihtimalleri bazı yöntemlerle düşürülebilir.

   

Şiddeti önlemek için etkili yöntemlerden biri yasa ve kuralları uygulama ve denetleme disiplini yaratılmalıdır.

   

Futbolda şiddeti önlemeye yönelik çalışmalar hukuksal, sosyal, eğitim ve kültürel boyutlarıyla uzun soluklu, sistemli ve tavizsiz olarak aile, okul ve federasyon bünyesinde ele alınmalıdır. İlk adım şiddete karşı bilinç geliştirilmeli ve engellenmesi olmalıdır.

   

Şiddetin, ahlaki açıdan neden yanlış olduğu konusunda insanları ikna etmemiz gerekiyor.

   

“Düşünen insan saldırgan olamaz”

 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page